ABD ile İran arasındaki gerilim sadece Basra Körfezi'ni değil, Beyaz Saray'ın koridorlarını da alev alev yakıyor. Wall Street Journal'ın (WSJ) bomba gibi düşen haberine göre, Başkan Donald Trump dışarıda esip gürlerken, içeride bambaşka bir psikolojik yıkım yaşıyor. Savaşın ekonomik faturası masada dururken, stratejik hatalar ve Amerikan askerlerinin can kaybı riski arttı. İran'a diz çöktürme planları, yerini Trump'ın bitmek bilmeyen öfke nöbetlerine ve ani karar değişimlerine bıraktı.
Rehine krizi kabusu hortladı
Gerilimin en yüksek noktası, bir Amerikan uçağının düşürüldüğü ve iki havacının kayıp olduğunun öğrenilmesiyle yaşandı. Batı Kanadı'nda tansiyon tavan yaparken, Trump'ın saatlerce danışmanlarına bağırdığı ve "Avrupalılar yardımcı olmuyor" diye isyan ettiği kaydedildi. Başkan'ın asıl korkusunun ise tarihin tekerrür etmesi olduğu sızdırılan bilgiler arasında. 1979 yılındaki İran rehine krizinin görüntüleriyle boğuşan Trump'ın, Jimmy Carter dönemindeki helikopter felaketini hatırlatarak "Ne büyük bir felaket. Seçimleri kaybettirdi" ifadelerini kullandığı aktarıldı.
Panik halindeki Başkan'ın ordudan derhal gidip askerleri kurtarmasını istemesi ise askeri kanatta soğuk duş etkisi yarattı. Zira ABD, devrimden bu yana o tehlikeli topraklarda operasyon yapmamıştı. İşlerin çığırından çıkmasını engellemek isteyen danışmanların, Trump'ı kriz anında odadan uzaklaştırdığı ve sadece en kritik anlarda bilgilendirdiği vurgulandı.
Sosyal medyada savaş çığırtkanlığı
Saatler gece 2'yi bulup askerlerden birinin kurtarıldığı haberiyle rahat bir nefes alan Trump, sadece altı saat sonra bambaşka bir ruh haliyle geri döndü. Paskalya sabahında sosyal medyada, "Şu lanet boğazı açın, yoksa cehennemde yaşayacaksınız" şeklinde bir paylaşım yapan Başkan'ın, mesajına bir de İslami dua eklemesi tepkilerin fitilini ateşledi.
Danışmanların "Neden Paskalya sabahı küfür etti?" sorularına maruz kaldığı ortamda, Trump'ın asıl amacının "dengesiz ve aşağılayıcı" görünerek İranlıları korkutmak olduğu iddia edildi. Ancak bu blöf, Tahran'da yankı bulmadı. İran parlamento başkanı tehdidi "sorumsuz" olarak nitelendirirken, Trump vitesi daha da artırdı. Paskalya sonrası paylaştığı mesajda, İran'ın 12 saat içinde anlaşma yapmaması halinde "bütün bir medeniyetin yok olacağını" ilan etmesi, dünyada şok dalgası yarattı. Üst düzey yetkililer ise bu doğaçlama tehdidin, aslında savaşın bir an önce bitmesi için son çırpınışlar olduğu görüşünde.
Askeri başarı var, zafer yok!
"Yabancı savaşları bitirme" sözüyle iktidara gelen Trump'ın, yedi başkanı aşan bir krizi askeri güçle çözebileceğine dair girdiği kumar ters tepiyor.
Savaşın sadece altı hafta süreceği öngörülürken, 28 Şubat'ta başlayan operasyonun çoktan bu süreyi aştığı kaydedildi. İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve diğer üst düzey yetkililerin şehit edilmesiyle başlayan operasyonda, Amerikan ordusunun vurduğu devasa hedefler her sabah Trump'a rapor ediliyor. Ancak sahadaki bu ağır tahribat masada diplomatik bir zafere dönüşmüyor. Eski Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilisi Kori Schake, "Şaşırtıcı askeri başarılar görüyoruz ama bunlar zafere dönüşmüyor. Bunun sorumluluğu doğrudan başkana ait. Ayrıntılara ve planlamaya dikkat eksikliği var" sözleriyle yönetimi topa tuttu.
Ekonomik Çöküş Korkusu ve Müttefik Krizi
Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla küresel petrol arzının yüzde 20'si tehlikeye girerken, içeride benzin fiyatlarının galon başına bir dolardan fazla artması (4,09 dolar) Beyaz Saray'da alarm zillerini çaldırdı.
Enerji sektörü felaket senaryoları çizerken, Avrupa'dan beklenen yardım da gelmedi. NATO ve Avrupa ülkelerinin operasyona destek vermemesi Trump'ı çılgına çevirdi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer'a üs kullanımı konusunda yavaş davrandığı için kızan Trump'ın, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile alay ettiği ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmeyi "zaman kaybı" olarak gördüğü ifade edildi. "Bir kişi bir dron ile boğazı kapatabiliyor" diyerek duruma şaşıran Başkan'ın, müttefiklerden bir yandan yardım isteyip diğer yandan "ihtiyacımız yok" demesi kafaları iyice karıştırdı.
Balolar, bağışlar ve onur madalyası isteği!
Dünya savaşın eşiğinde nefeslerini tutmuşken, Trump'ın odağının sürekli dağılması da şaşkınlık yaratıyor.
Öyle ki, acil kriz toplantılarının ortasında Başkan'ın Beyaz Saray arazisinde inşa edilen balo salonunun yer altı planlarıyla ilgilendiği, ara seçimler için para toplama etkinliklerine ara vermediği aktarıldı. Hatta savaşın patlak verdiği gece Mar-a-Lago'daki bağış yemeğini iptal etmeyerek "Her halükarda akşam yemeği yiyeceğim" demesi tartışma yarattı.
İşin en ilginç yanı ise Trump'ın, geçmişte karanlık bir piste uçakla inmesini gerekçe göstererek kendisine "Onur Madalyası" verilmesi gerektiğini söylemesi. Sözcüler bunu bir "şaka" olarak nitelendirse de, suikast ve saldırı korkusunun zirve yaptığı bir dönemde (Mar-a-Lago'da dronlardan korunmak için şemsiyelerin açık bırakılması gibi) bu tür yaklaşımlar, krizin boyutunu ve yönetimin içinde bulunduğu karmaşayı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Washington ile Tahran arasında Pakistan üzerinden yürütülen kırılgan ateşkes görüşmelerinden çıkacak sonuç bekleniyor.(Ajanslar)






