Daha düne kadar sabah akşam Venezuela ve Maduro temel gündem konusuydu. ABD destekli muhalif Juan Guaidó’nun sokak gösterileri, ekonomik zorluklar ve "diktatörün sonu geliyor" manşetleri Batı medyasının değişmez gündemiydi. Peki ne oldu da bu haberler bir anda bıçak gibi kesildi?
Dünyada neyin haber olup neyin olmayacağına Reuters, AP, AFP gibi Batı başkentlerinde yayın yapan birkaç dev ajans yön vermeye çalışıyor.
Medya değil algı aygıtı
Security in Context platformu tarafından yayınlanan "Hegemony Factories or Independent Thinkers?" (Hegemonya Fabrikaları mı, Bağımsız Düşünürler mi?) başlıklı araştırma, Batılı medya tekelinin nasıl bir algı aygıtı olarak işlediğini gözler önüne seriyor.
Araştırma, sistemin gerçeği doğrudan yalan söyleyerek değil; "işine gelen haberleri öne çıkarma ve farklı sesleri sistem dışına iterek görünmez kılma" yoluyla sansürlediğini kanıtlıyor.
Güven oranı yokuş aşağı
Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü'nün 48 ülkeyi kapsayan Digital News Report 2025 araştırması da Batı merkezli medya düzeninin durumunu göz önüne getiriyor.
Rapora göre dünya genelinde küresel medyaya güven %40'larda tıkanmış durumda. Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde ise okurların %60'ından fazlası haberlerden "aktif olarak kaçınıyor".
Rapor, izleyicinin YouTube, TikTok gibi video platformlarındaki bağımsız yayıncılara, podcast'lere ve sistemin kontrol edemediği "alternatif medya" ekosistemine yöneldiğini vurguluyor. Yağmurdan kaçarken doluya yakalanma durumu…
Algıyı tekelleştirme çalışması
Just International kaynaklı "The End of Strategic Monopoly" (Stratejik Tekelin Sonu) başlıklı Nisan 2026 tarihli analiz, olayın çok daha büyük bir sistem krizine işaret ettiğini belirtiyor. Rapor, Batı'nın dünyayı tek bir merkezden okutma ve algıyı tekelleştirme çağının etkisini yitirmeye başladığını belirtiyor. Batı akademisinin ve medyasının ürettiği analitik araçlar, artık dünyanın geri kalanını (ve yükselen alternatif güç merkezlerini) anlamak veya şekillendirmek için yetersiz kalıyor. Tekel yerini kontrolden çıkan bir "parçalanmaya" bırakıyor. Görüldüğü gibi Batı medyası sadece bir haber alma kaynağı değil, bir "algı mühendisliği aygıtı" olarak çalışıyor.
Küresel medya tekeli sık sık "dikkat" borusu çalıyor. Venezuela'daki krizde Maduro ismi direncin ve mücadelenin sembolü olunca önce şeytanlaştırıldı sonra unutulması için özel çaba sağlandı.
Küresel medya, sadece "çöken" veya "kurtarılmaya muhtaç" ülke hikayesini sever. Ambargolara, CIA operasyonlarına ve ağır ekonomik ablukaya rağmen kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, alternatif yollar arayan bir Güney Amerika ülkesi profili, Batı'nın çizmek istediği tabloya uymaz. Maduro ve Venezuela halkı boyun eğmedikçe haber değeri taşımazlar; çünkü küresel tekel, bu "direnişin" başka ezilen uluslara ilham vermesinden korkar.
Maduro haberlerinin bir anda ortadan kaybolması, dünyanın en büyük sansür mekanizmasının—yani küresel medya tekelinin—nasıl işlediğinin en net kanıtıdır.
Bize neyi düşünmemiz, kime tavır almamız ve ne zaman unutmamız gerektiğini dikte eden bu sistem, özgür düşüncenin önündeki en büyük tehdittir.(Odatv)



