Eski Pakistan Enformasyon Bakanı ve Senatör Müşahid Hüseyin Seyyid, el-Meyadin kanalına özel açıklamalarda bulundu.

Pakistan'ın ABD ile İran arasında ikinci tur görüşmelerin gerçekleşmesini umduğunu ve beklediğini belirterek; bu durumun, Trump'ın İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırmasına bağlı olacağını kaydeden Senatör, İsrail ve Netanyahu’yla ilgili dikkat çeken ifadeler kullandı.

Senatör Müşahid Hüseyin Seyyid’in açıklamaları şu şekilde:

“Trump ablukayı kaldırmalı”

Pakistan, ilk turda İran ve ABD'yi aynı masada bir araya getirerek imkânsıza yakın bir şeyi başardı. İran ve Amerikan taraflarını aynı odaya ve tek bir masaya getirmek önemli bir başarıydı. İki taraf arasında ikinci bir görüşme turu olmasını umuyor ve bekliyoruz; bu da Trump'ın İran üzerindeki deniz ablukasını kaldırması halinde gerçekleşecek.

Pakistan çok önemli bir ülkedir; İslam dünyasındaki tek nükleer güçtür ve Filistin davasının önemli bir destekçisidir. Müzakerelerde de Pakistan aktif bir rol oynuyor. İran liderliği, geçtiğimiz haftalarad üç gün boyunca Tahran’a ziyarette bulunan Pakistan Genelkurmay Başkanı'nın Hürmüz Boğazı'nı açma talebini kabul etmişti. İran, en doğal hakkı olan Amerikan ablukasının kaldırılmasını beklemişti ancak maalesef Trump bunu yapmadı. İkinci turun önündeki temel engel, hukuken ve ahlaken yanlış olan Amerikan ablukasıdır. Trump'ın pozisyonunu değiştirmesini ve ablukayı kaldırarak ikinci tur görüşmelerin önünü açmasını bekliyorum.

“Trump savaşı bitirmeye muhtaç”

Tahran ve Washington ile temas halindeyiz, her ikisi de Genelkurmay Başkanı ile iletişim halinde ve İran esneklik gösterdi. Top artık Amerikalıların sahasında ve kararı onlar vermeli. İran limanlarına abluka uygulamak yanlıştır ve bu durum devam ederse İran müzakere heyeti İslamabad'a gelmeyecektir. Trump'ın savaşı bitirmeye şiddetle ihtiyacı var çünkü bu savaşı kazanamaz; tüm girişimlerinde başarısız oldu ve ablukayı kaldırmasını bekliyorum.

“Büyük İsrail projesi uygulanamaz”

Netanyahu, Orta Doğu'da bir çete lideridir ve savaşın sebebidir; bu onun savaşıdır. Netanyahu, şantaj ve Epstein dosyaları aracılığıyla Trump'ı bu savaşa sürükledi. Netanyahu, Trump'ı İran'a yönelik operasyonun kolay olacağına ikna etmeye çalıştı ancak bu varsayımın yanlış olduğu kanıtlandı. "İsrail" barış istemiyor ve Siyonizm, bizim de reddettiğimiz bir teori olan "Büyük İsrail" peşinde koşuyor. İran'ın meydan okuma ruhu ve halkının direnişi, "Büyük İsrail" planının artık uygulanamayacağını göstermiştir.

“İran Lübnan ateşkesi için ısrar etti”

"İsrail" temel istikrarsızlaştırıcıdır ve Trump'ın tavsiyemizi dinleyerek Netanyahu'ya Lübnan'daki savaşı durdurması için baskı yapmasından memnuniyet duyuyorum. Lübnan'daki ateşkes, bizim tavsiyemiz üzerine Trump'ın bu konuda Netanyahu'ya baskı yapmasının ardından sağlandı. İran, Lübnan'da ateşkes konusunda ısrar etti ki bu onun hakkıdır ve biz de bunu destekliyoruz, çünkü bu ülke saldırganlığın bir kurbanıdır. Barış bölünemez; İran ve Orta Doğu'da barış, Lübnan'da barış anlamına gelir. Netanyahu'nun ve "İsrail"in Lübnan, İran ve bölgeye yönelik niyetleri oldukça olumsuzdur. Trump, İran'ın on maddelik planını kabul etti ve Lübnan, bu planın içinde ayrı bir dosya değildir.

Trump çıkış arıyor

ABD kamuoyundaki değişim nedeniyle "İsrail", ilk kez bu seviyede bir Amerikan baskısıyla karşı karşıya. Trump bu savaştan bir çıkış yolu bulmak istiyor ve biz de ona bir çıkış yolu sunmaya çalışıyoruz; o, savaşında başarısız oldu. Tahran ve Washington arasında bir anlaşma bekliyoruz ve bu anlaşmanın burada, Pakistan'da imzalanmasını bekliyoruz. Hürmüz Boğazı çatışmanın nedeni değil, sonuçlarından biridir; asıl neden ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırganlığıdır.(Ajanslar)