Lübnanlı siyasetçi ve gazeteci Nasır Kandil'e göre Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin İslamabad-Maskat-Moskova üçgeninde yürüttüğü diplomatik mekik, Hürmüz Boğazı'nın emperyalist donanmalara kapatılarak Umman-İran ortak denetimine geçmesini ve nükleer gücün Rusya garantörlüğüne alınmasını içeren üç aşamalı tarihi bir çözüm planını masaya getirdi.

Lübnan merkezli el-Bina gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve eski siyasetçi ve Nasır Kandil, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Pakistan, Umman ve Rusya’ya gerçekleştirdiği diplomatik ziyaretleri değerlendirdi. Kandil, İran’ın üç aşamadan oluşan yeni bir planlamayı masaya koyduğunu ifade ederken masadaki şartları direnişin belirlediğini gören ABD’nin harekete geçmediğini söyledi.

Masadaki üç aşamalı plan

Kandil’e göre İran Dışişleri Bakanı'nın İslamabad, Maskat ve Moskova'yı kapsayan turu rastgele bir ziyaret değil, ateşkesin geleceğiyle ilgili üç aşamalı bir stratejinin ilanıdır:

Birinci Aşama (İslamabad Ekseni - Savaşın Kesin Sonu): İran'ın ilk ve tavizsiz şartı, Lübnan ve Gazze'deki savaşın "ateşkes" aldatmacasıyla değil, nihai olarak sona ermesidir. İsrail sınırların gerisine çekilecek, mülteciler dönecek ve yeniden imar başlayacaktır.

"İran'ın talebi şudur: Amerika, sorunların diplomatik yollarla çözüleceğini kabul edecek ve savaş tehdidini masadan kaldıracaktır. İsrail'e 'tehdit algıladığında vurma hakkı' veren ucube anlaşmalar Direniş için yok hükmündedir."

İkinci Aşama (Maskat Ekseni - Hürmüz Boğazı'nın Özgürleşmesi): Savaş durduktan ve abluka kalktıktan sonra, Hürmüz Boğazı'nın yönetimi masaya gelecektir. İran, ABD donanmalarının bölgeden çıkmasını ve boğazın güvenliğinin kıyıdaş ülke olan Umman ile ortaklaşa sağlanmasını hedeflemektedir.

"İran ve Umman, Türkiye'nin Karadeniz boğazlarında (Çanakkale ve İstanbul) uyguladığı Montrö benzeri bir formül geliştirebilir. Uluslararası deniz hukuku ne derse desin, Türkiye nasıl geçen tonaj başına güvenlik ve hizmet bedeli alıyorsa, İran ve Umman da Hürmüz'de itfaiye, eskort ve güvenlik hizmetleri kurarak boğazın tek hakimi olabilir."

Üçüncü Aşama (Moskova Ekseni - Nükleer Garantörlük): İran, nükleer haklarından asla taviz vermeden Rusya'yı denkleme sokmaktadır. Anlaşma sağlanırsa, zenginleştirilmiş uranyum Rusya'ya "emanet" edilecek.

"Eğer ABD anlaşmayı bozarsa, özellikle savaşı durdurma taahhüdüne uymazsa, Rusya'daki emanet uranyum yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş olarak doğrudan İran'a iade edilecektir. Bu, emperyalizme karşı alınmış en büyük jeopolitik sigortadır."

Netanyahu için geri sayım başladı

İsrail siyasetinde son günlerde dikkat çekici gelişmelerin yaşandığını ifade eden Kandil, Netanyahu hükümetinin geleceğinin sarsıldığını şu sözlerle değerlendirdi:

"İsrail hızlı siyasi dönüşümler yaşıyor. Dün Naftali Bennett ve Yair Lapid'i kapsayan birleşik bir partinin kurulduğu ilan edildi. Bu adamlar eskiden Netanyahu’ya karşı seçimi kazanıp ortak hükümet kurmuşlardı. Dün yayınladıkları ortak bildiriyi okuyorum, iki önemli nokta var:

Birinci nokta: 7 Ekim'de ne olduğunu araştırmak üzere derhal, bağımsız, hızlı ve son derece profesyonel bir soruşturma komitesinin kurulması. Yani Netanyahu'yu bu yıkımın sorumlusu tutmak ve onu hapse göndermek.

İkinci madde: Zorunlu askerlik. Yani askerliğin toplumun tüm kesimlerine, özellikle de Haredilere (Ortodoks Yahudiler) uygulanması ve dini okullara verilen tüm finansal desteğin iptal edilmesi. Yani seküler-dini temelinde bir bölünme... 

Söyleyeyim, bu maddeler Netanyahu için geri sayımın başlangıcıdır. Neden mi? Bu programda açıkça görülüyor ki, Siyonist varlığın kalbine geri dönecek dikey bir bölünme var ve bu dikey bölünme bir iç savaşa yol açabilir. Düşünün, Haredileri zorla askere almak ve dini okulların bütçesini kesmek basit bir iş değildir. Tıpkı Netanyahu'nun geçirmeye çalıştığı yasal düzenlemelerin sekülerlerle bir patlama yaratması gibi, şimdi de dindarlarla bir patlama yaşanıyor.

Öte yandan, savaşın ilk aşamasında bakan olan eski genelkurmay başkanı Eisenkot, Lieberman... Tüm muhalefet liderleri Netanyahu'yu devirmek için yeni partinin liderliğindeki bu birleşik listeyi desteklediklerini açıkladılar. Anketlere göre Netanyahu'nun başbakan olarak halk desteği yüzde 35'e düştü.

Peki anketlerdeki bu dönüşümün, halkın ondan desteğini çekmesinin temeli nedir? Sadece iki cümle: Birincisi, İran'a karşı kazanılan 'zafer' yalanı. İkincisi, Lübnan'daki direniş tehdidinin ortadan kaldırıldığı ve Kuzey'in güvende olduğu yönündeki sahte söylemler. Ne Kuzey'de güvenlik var, ne de İran'a karşı bir zafer kazandık. 'Evine dön, seni artık istemiyoruz, sen bir yalancısın!' diyorlar.

Analistlere göre, (Netanyahu'yu devirecek olan) belirleyici faktör Kuzey'de yaşananlardır. Kuzey ve Kuzey'deki yerleşimciler, İsrail kamuoyunun yönelimlerinde terazinin dengesidir. Ve Kuzey şimdi 'artık bu duruma dayanamıyoruz' diyerek kırmızı ışık yakıyor. Ordu ise savaşı durdurma yönünde baskı yapıyor. Yerleşimciler ya göç edip Kuzey'i tamamen terk edecekler ya da direnişin gücünü bitirecek bir savaş isteyecekler. Ama ordu 'bunu yapmaya gücümüz yetmez' diyor. İşte bu yüzden Netanyahu'nun ve kurulacak herhangi bir yeni hükümetin önündeki açmaz giderek büyüyor."

Lübnan direnişi sahada güçlü pozisyonda

İşgal rejimi İsrail ile Güney Lübnan'da büyük çatışmalara giren Lübnan İslami Direniş Hareketi Hizbullah'ın sahada oldukça güçlü pozisyonda olduğunu vurgulayan Kandil, İsrail ordusunun çaresiz durumunu şu şekilde anlattı:

Direniş şu anda en iyi durumundadır! İnsan gücü altyapısı, takip kabiliyeti, füze fırlatma kapasitesi ve düşman derinliklerini tam da kendi istediği sınırlarda vurabilme yeteneği muazzamdır. İsraillilerin güney (Lübnan) topraklarında hareket ederken hiçbir güvenlik veya huzur hissi yok. Yapabildikleri tek şey sivillerden intikam almak, sivilleri öldürmektir. Bint Cubeyl'de, Hiyam'da ve daha birçok yerde göğüs göğüse yaşanan çatışmalarda direnişçilerin nereden karşılarına çıkacağını bilemiyorlar."

Direniş son iki gün içinde gücü, kapasitesi, istihbarat yeteneği konusunda önemli sinyaller verdi. Dün paleti arızalanan bir zırhlı aracı İHA'larla hedef aldılar. Bir İsrail askeri öldü. Altısı yaralandı. Onları kurtarmaya bir helikopter ve askeri birlik geldi. Hizbullah onları da hedef aldı. Yaklaşık 30-40 arasında kimi ölü kimi yaralı olduğu söyleniyor. İsrail, Hizbullah'ın gözetleme ve takip yeteneği konusunda son derece endişeli.(Ajanslar)