İşgalci İsrail ordusunun eski Arapça Sözcüsü ve 8200 İstihbarat Birimi üyesi Avichay Adraee, katıldığı İbranice yayında Siyonist rejimin İslam dünyasına yönelik yürüttüğü psikolojik harbi ve dezenformasyon faaliyetlerini anlattı.

Büyük Başarı Elde Edemedik

Program sunucusunun, Gazze'de yaşanan katliamları ve nüfusun büyük bir kısmının yok edildiğini hatırlatarak mevcut durumda İsrail'in İslam aleminde nasıl algılandığını sorması üzerine Adraee, yıllardır kullandıkları propagandanın çöktüğünü şu sözlerle kabullendi:

"Arap dünyasının, benim her zaman söylemeyi sevdiğim gibi, '(İsrail ordusunun) dünyanın en ahlaklı ordusu' olduğunu düşündüğüne inanmıyorum. Bu konuda büyük bir başarı elde edemedik."

Sahte Ses Kayıtlarıyla Manipülasyon

Yayın sırasında sunucu, Siyonist propagandanın kriz anlarında nasıl etkisiz kaldığına dair spesifik bir örnek olarak Gazze'deki el-Ehli (el-Muamedani) Hastanesi katliamını gündeme getirdi. Sunucunun, katliamın ardından "Siz saatlerce karalandıktan sonra bunu (İsrail'in kendi uydurduğu versiyonu) anlatmaya kalktığınızda sizin sattığınız malı kimse alıyor mu?" şeklindeki sorusu üzerine Adraee, algıyı yönetebilmek adına İsrail'in siber istihbarat teşkilatı Birim 8200'ü nasıl devreye soktuklarını şöyle anlattı:

"el-Ehli Hastanesi olayı, İsrail ordusunun sözcülük birimi ve hatta İsrail devletinin propaganda sistemi hakkında çok güzel bir örnek. Bugüne kadar böyle bir şey hiç yapılmamıştı. İlk kez 8200 Birimi bir konuşmayı (Filistinli direnişçilere ait olduğu iddia edilen sahte ses kaydını) medyada kullanılmak üzere yayınladı (sızdırdı). Çünkü bu olayın önemini anlıyorduk."

Adraee, 8200 Birimi'nin sızdırdığı bu istihbari materyalle amaçlarının Arap medyasında kendi anlatılarına yer açmak ve bir şüphe yaratmak olduğunu ifade etti. Ancak Siyonist sözcü, en üst düzey istihbarat oyunlarına rağmen inandırıcılıklarının kalmadığını ve psikolojik harbi kaybettiklerini şu sözlerle itiraf etti:

"Peki, bilinci derinden etkilemeyi ve değiştirmeyi başarabildik mi? Eğer şu an Arap dünyasında 'el-Ehli Hastanesi olayında İsrail suçlu mu, değil mi?' diye bir anket yapsanız cevap ne olurdu? Cevap hayır (İsrail suçludur) olacaktır. Hayır, bu olayda başarılı olamadık."

8200 Birimi ve Propaganda Eğitimi

Adraee, Siyonist siber istihbarat teşkilatı Birim 8200'de Arapçayı ve şiveleri nasıl öğrendiklerini, ardından İslami kavramları "İsrail imajını" normalleştirmek (tatbi) için nasıl bir silaha dönüştürdüklerini şöyle anlattı:

"Babam 8200'de (istihbarat birimi) olabilmem için Arapça öğrenmemi istiyordu. Sonrasında tercüme kursuna, ulpana (askeri dil okulu) gittim. 8200'de sizi sahalara (bölgelere) göre görevlendiriyorlar. Ben açık istihbaratla ilgilenen Hatsav birimindeydim. Süreç içinde tüm sahaları, şiveleri (diyalektleri) ve aslında Orta Doğu siyasetini de öğrendim.”

“Kur’an ve Hadisleri Biliriz”

Müslümanların bilinçaltına sızmak için Kuran ayetlerini ve İslami terminolojiyi nasıl sinsi bir istihbarat aparatı olarak kullandığını ise şu çarpıcı ifadelerle aktardı:

“Dil gerçek bir köprüdür, bu bir klişe değil. (Bölgede) Bana 'Şeyh Avichay' diyorlar çünkü Kur’an'dan ve Hadislerden çok fazla alıntı yapıyorum. Bu onlar için çok şey ifade ediyor."

Programın ilerleyen bölümlerinde, Mısır'daki bir anısını anlatırken Siyonist eğitim sisteminde Müslümanların kutsallarının istihbari amaçlarla nasıl ezberletildiğini de şu örnekle ifşa etti:

"Lisede (Kuran'daki) her şeyi ezbere öğrendik. Fatiha Suresini ezbere biliyoruz. Hatta onu okuyunca söyleyince Mısır’daki bir satıcı 'Amin' dedi ve eşyaları bize bedavaya verdi." (islamianaliz)