İran’a giden 3 binden fazla konteyner Karaçi limanlarında birikmeye başladığında, Hürmüz Boğazı krizi çoktan denizlerin ötesine taşınmıştı. Kriz artık Pakistan’ın limanları, gümrük yetkilileri ve sınır kapılarını da zorluyordu. İslamabad kısa süre sonra, Pakistan üzerinden İran’a nakledilecek üçüncü ülkelere ait mallar için bir karayolu transit geçiş düzenlemesi duyurdu.

Bu hamle, Washington’un Basra Körfezi ve diğer Batı Asya ülkeleri üzerindeki hakimiyetinin giderek zayıflaması ve limanlardan boru hatlarına, savunma diplomasisine kadar bölge genelinde yeni jeostratejik dengelerin oluşmasıyla aynı zamana denk geliyor.

Enerji güvenliği, askeri işbirliği ve ticaret yolları yeniden gözden geçirilirken, Çin ve Rusya sessizce ABD'nin etkinliğini azaltan ve yeni bölgesel bağlantı yolları açan alternatifleri zorluyor.

Analistler, bu eğilimin birleşik bir Müslüman gücü oluşturma çağrılarında, Körfez ve Arap devletlerinin Washington'a bağımlılığı azaltma çabalarında ve enerji ticaretinde doların ikamesi için artan baskıda görüldüğünü belirtiyor. Her bir eğilim, bölgenin ABD liderliğindeki eski düzenin nasıl aşılabileceğini test ettiğini gösteriyor. Pakistan açısından da hesaplar iç politikaya yönelik.

Karayolundan yapılan transit ticaret, İslamabad'ın borç, enerji maliyetleri ve batı sınırındaki güvenlik baskılarıyla mücadele ettiği bir dönemde gümrük geliri, liman hareketliliği ve pazarlık gücü vaad ediyor. İran'a hizmet eden bir koridor, Pakistan'ın Umman Denizi, Orta Asya ve batı Çin arasında bir bağlantı noktası olma hedefine de hizmet edebilir.

İran için bir kara köprüsü

Pakistan, bölgesel gelişmelere paralel olarak geçen ay beklenmedik ve cesur bir adım attı: İran'ın ticari sevkiyatlarının altı farklı karayolu güzergahından geçerek İran ile arasındaki Taftan sınır kapısına ulaşmasına izin verdi.

Pakistan Ticaret Bakanlığı, 25 Nisan’da “Pakistan Toprakları Üzerinden Mal Transitine İlişkin 2026 Sayılı Kararname”yi yayınladı ve Karaçi, Port Kasım ve Gvadar olmak üzere üç büyük limana, İran’a ve oradan da Orta Asya ülkelerine kargo kabulü ve sevkiyatı yapmaları için bildirimde bulundu.

Medyada yer alan haberler, bu kararı İran'ın Hürmüz Boğazı ile ilgili ABD ablukasını aşmasının bir yolu olarak nitelendirdi, ancak İslamabad bunu çatışmacı bir dille sunmaktan kaçındı.

Pakistan, geçen ayın başlarında İran üzerinden Özbekistan'a dondurulmuş sığır eti sevkiyatı göndererek, İran ile Pakistan arasındaki Gabd-Rimdan sınır kapısından geçen yeni bir karayolunu açtı. Bu bir deneme sevkıyatıydı ve yetkililer, İran koridorunun Pakistan'ın Karaçi ve Gvadar limanları üzerinden İran ile Orta Asya arasındaki ticareti kolaylaştıracağını belirtti.

Uluslararası medya, yeni düzenlemenin İran'ın kargo sevkiyatlarını durdurmaya yönelik ABD'nin çabalarını boşa çıkarabileceğini öne sürdü. ABD'nin bu çabaları, esas olarak İran'ın özellikle Çin'e yönelik petrol ihracatını sınırlandırmaya ve Tahran ekonomisi üzerindeki baskıyı artırmaya odaklanıyor.

The Cradle'a konuşan eski enformasyon bakanı ve Pakistan Senato Savunma Komitesi Başkanı Müşahid Hüseyin Syed şunları söyledi:

“Bu haksız abluka, binlerce İran konteynerinin Karaçi limanlarında mahsur kalmasına neden oldu ve bu da İran halkının tüketim mallarına ulaşmasını zorlaştırdı. Ancak, İran ile karayolu koridorlarının ABD'nin Hürmüz Boğazı ablukasını fiilen etkisiz hale getireceğini öne süren medya haberlerine katılmıyorum. Medya, kasıtlı veya değil, bu koridoru İran'ın ABD ablukasını aşmasına yardımcı olacak bir yöntem olarak gösterdi. Oysa bu tamamen ticari bir karar olup, ABD ile Tahran arasındaki ilişkileri daha da gerilmesine yol açacak bir durum değil”.

Syed, İran'a açılan altı karayolu transit hattının kurulmasının önemli siyasi, ekonomik ve diplomatik sonuçlar doğuracağını belirtiyor. Koridorun, 13 Nisan'dan bu yana ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alması nedeniyle önem kazandığını da ekliyor.

Pakistan'ın yeni düzenlemelerinin hemen görülen sonucu, İran'a gidip gelen gemilere getirilen kısıtlamalar nedeniyle Pakistan'ın liman kentinde bekleyen temel gıda ve tüketim mallarının, Karaçi'de mahsur kalan yaklaşık 3 bin İran konteynerinin nakliyesinin sağlanması olasılığı.

Washington sessizce onay mı verdi?

ABD, Pakistan’ın İran’a Hürmüz Boğazı ablukasını aşmak için karayolu alternatifi sağlamasına izin mi verdi? İran mallarının Pakistan üzerinden taşınabilmesi, ablukanın etkisini azalttı mı?

Bu sorular, Hindistan’ın The Economic Times gazetesinin 27 Nisan’da “Asım Munir’in ikili oyunu: Pakistan, ABD’nin Hürmüz Boğazı ablukasında yasal bir gedik açtı” başlıklı haberi yayınlamasının ardından sosyal medyada yayıldı.

Bazı analistler bu gelişmeyi, gizli barış görüşmelerinin sonuç verdiğinin kanıtı olarak görüyor. Bu yorumda, Washington, İran’ın Boğaz’ı yeniden açmasını beklerken baskının kısmen hafifletilmesini kabul etmiş ve böylece daha geniş çaplı bir tırmanış olasılığını azaltmıştır.

1 Mayıs'ta bir muhabir, ABD Başkanı Donald Trump'a Pakistan'ın İran ile karayolu bağlantısı kurduğunu bilip bilmediğini sordu. Trump, bu konudan haberdar olduğunu belirtirken, Mareşal Asım Munir ve Başbakan Şehbaz Şerif'e saygı duyduğunu ifade etti.

Pakistan İşverenler Federasyonu Başkanı Macit Aziz, The Cradle'a şunları söyledi:

“Geleneksel görüş ve piyasa raporları, Çin ve Rusya’nın bu politikanın oluşturulmasında rol oynadığını gösteriyor. Ancak sağduyu, Washington’un zımni onayı olmadan bu imkanın sunulamayacağına işaret ediyor. Olumlu yanı ise, BM’nin ekonomik yaptırımlarına, kaçakçılık faaliyetlerine ve 900 kilometrelik sınıra rağmen, karşılıklı ticaretin her iki ülke için de faydalı bir mekanizma olmasıdır”.

Aziz, Çin örneğinde anlaşmanın büyük olasılıkla Orta Asya ülkeleri yerine Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) üzerinden Çin-İran ticaretini mümkün kılacağını belirtti. Her zaman sıcak su limanlarına ulaşım arayışında olan Rusya da, Pakistan’ın coğrafyasını ABD ve Avrupa yaptırımlarını aşmak için bir fırsat olarak görecektir.

Aziz şu vurguları yaptı:

“Çin, Rusya, İran ve Pakistan’ın bir araya gelmesi, karayolları üzerinden ulaşımın kolaylaştırılması için ideal. Bu nedenle Çin, ABD’den ve hatta Avrupa’dan gelebilecek olumsuz tepkilere karşı koyacak güce sahip olduğu için, Pakistan’ı tüm diplomatik desteği sağlayacağına ikna etmede bir rol oynayabilirdi”.

Aziz, uygulamanın önündeki gerçek engelin, ABD yaptırımları nedeniyle Pakistanlı ticari bankaların İran ile karayolu transit ticaretini destekleme konusundaki tereddütleri olduğunu ekledi. Bu koridor, banka teminat mektupları, sigorta ve bankacılık kanalları olmadan, destekçilerinin öngördüğü geniş ticaret arterinden ziyade bir acil durum rotası olabilir.

Cebel Ali'den Gvadar'a

İran, genellikle BAE tarafından yürütülen deniz ticaretini Pakistan'ın karayolu koridoruna kaydırmak için Körfez'deki lojistik altyapısını kökünden değiştiriyor.

On milyarlarca dolar tutarındaki İran bağlantılı kargonun büyük bir kısmının, BAE’nin hareketli merkezlerinden (özellikle Dubai’deki Cebel Ali Limanı) Gvadar, Karaçi ve Port Kasım gibi limanlara kaydırılması, artan jeopolitik gerilim ikliminde bölgesel ticaret ortamının köklü bir değişim geçirdiğinin açık bir işareti.

İran, uzun süredir BAE'nin re-eksport sistemine bağımlı olup, 2025 yılında yaklaşık 22 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Toplam ikili ticaret hacmi ise yaklaşık 27 milyar dolara yükseldi.

Ancak, potansiyel yaptırımla ve deniz yollarındaki aksaklıklardan kaçınma ihtiyacı gibi önemli güvenlik endişelerinin yanı sıra, ticareti etkileyebilecek bölgedeki istikrarsızlık nedeniyle, bu ticaret düzeni kademeli olarak karayollarına kaydırılıyor.

İran'ın önde gelen uluslararası gazetesi The Tehran Times, X'te yayınladığı bir dizi yazıda, İran'ın BAE'nin Cebel Ali limanını Pakistan'daki limanlarla değiştirdiğini kaydetti.

Gazete, BAE rotasının Pakistan karayolu koridoruyla değiştirilmesinin yük taşımacılığını hızlandırabileceğini, maliyetleri düşürebileceğini ve İran'ı 60 milyar dolarlık CPEC ağına ve Kuşak ve Yol Girişimi'ne (BRI) yaklaştırabileceğini, böylece Pakistan'ı, denizde güç mücadelesinin yaşandığı bir dönemde Güney Asya ile Avrasya arasında bir köprü konumuna getirebileceğini savundu.

Syed şöyle dedi: “Gvadar ve Taftan gibi altı yeni karayolu güzergahı oluşturmak, hem İran’a hem de Pakistan’a fayda sağlayacak akıllıca bir hamle. Bu koridorun temel amacı, İran’da biriken mallar sorununu çözmek ve diğer ülkelerden gelen malların Pakistan üzerinden İran’a girişini kolaylaştırmak.”

Geçici çözüm mü, kalıcı koridor mu?

Hürmüz Boğazı krizi ne kadar sürecek? Bu durum küresel istikrarsızlığı derinleştirecek petrol, gaz ve emtia kıtlığına dönüşebilir mi? Pakistanlı ticaret çevrelerinde şu anda sorulan soru, Hürmüz Boğazı'nın normal deniz taşımacılığına yeniden açılması durumunda İran ile karayolu mekanizmasına ne olacağı. Aziz şöyle izah etti:

“Boğaz bir barut fıçısına dönüştüğü ve nakliye maliyetlerini artırdığı için bu konudaki tartışmalar devam ediyor. Çatışmaların askıya alınması, Boğazın açılması, petrol, gaz ve emtia taşımacılığının yeniden başlaması, nihayetinde küresel ekonomi üzerindeki baskıyı azaltacaktır. Ancak İran’a giden altı kara yolu güzergahı, savaş sona erse bile aynen kalacak ve sonunda kalıcı hale gelecektir. Bu sadece önemli bir gelir kaynağı oluşturmakla kalmayacak, umarız uzun süredir ertelenen İran-Pakistan Gaz Boru Hattı da faaliyete geçecektir.”

Aziz, asıl sorunun, İsrail'in Washington üzerindeki güçlü ve sarsılmaz etkisinden kaynaklanan Tel Aviv'in saldırgan tutumu olduğunu ekledi:

“Netanyahu, ABD'nin geri adım atması ve İran'ın makul bir uzlaşmaya razı olması ihtimalinden rahatsızlık duyacaktır ve bu nedenle çatışma, bir sıcak bir soğuk bir evrede devam edecektir.”(F.M. Shakil/The Cradle)

 

Not: Bu makalede ifade edilen bazı görüşler ’Hürseda Haber'in yayın politikasını yansıtmayabilir.