Al Jazeera Mubasher yayınına katılan Sumud Filosu Organizasyon Komitesi Sözcüsü Seyf Ebu Kişk, İsrail'in uluslararası sularda filoya yönelik müdahalesinin perde arkasını ve bu olay karşısında atılacak hukuki adımları anlattı. İsrail güçlerinin katılımcılara şiddet uyguladığını belirten Ebu Kişk, uluslararası arenada işgalcilere zemin hazırlayan devletlerin tutumuna da dikkat çekti.

"Yaşadıklarımız Filistinli esirlerin durumunun yanında bir hiç"

İsrail güçlerinin gemileri 700 deniz milinden daha uzak bir mesafede, uluslararası hukuku hiçe sayarak durdurduğunu belirten Ebu Kişk, Şin Bet (İsrail İç İstihbarat Servisi) sorgusu ve tecrit sürecinde yaşananları aktardı. Kendi yaşadıklarının İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin durumuyla kıyaslanamayacağını vurgulayan Ebu Kişk, şu ifadeleri kullandı:

"Karşımızda uluslararası hukuka uymayan, acımasız ve suçlu bir işgal gücü var. Gemileri 700 deniz milinden daha uzak bir mesafede durdurdular ve katılımcılara şiddet uyguladılar. İşgalci güç tecrit politikası uyguluyor; devam etme yönündeki o sarsılmaz iradeyi kırmak istiyor. Olan biten her şeyde emreden ve yasaklayan yegane otorite olduğu hissini vererek psikolojik tahakküm oyunu oynuyor."

Ebu Kişk, asıl bedeli ödeyenlerin Filistinliler olduğunun altını çizerek, "Yaşadığımız bu deneyim 10 binden fazla Filistinli esirin yaşadıklarının yanında bir hiç kalır. Onlar sürekli olarak aç bırakılma, fiziksel ve cinsel saldırı ile işkence gibi çok ağır süreçlerden geçiyorlar." dedi.

"Gazze'ye ulaşamasak da ağır bir diplomatik abluka oluşturduk"

Filonun asıl hedefi olan Gazze ablukasını kırma amacına fiziksel olarak ulaşılamamasına yönelik eleştirilere de yanıt veren Sözcü, bu tür sivil girişimlerin küresel etkisine ve diplomatik düzeyde yarattığı kırılmalara dikkat çekti. Mücadelelerinin kümülatif bir süreç olduğunu belirten Ebu Kişk, filonun kazanımlarını şu sözlerle özetledi:

"Sadece 'Gazze'ye ulaşma' fikrine saplanıp kalmak yerine, dayanışma eylemlerinden ne gibi kazanımlar elde edebileceğimize bakmalıyız. Filistin'i yeniden tüm haber bültenlerinin ilk sırasına taşıdık. On binlerce, yüz binlerce insan sokaklara döküldü. İsrail'i ciddi bir diplomatik krizin içine ittik. Evet, bu kazanım kişisel düzeyde hayatlarımız ve bedenlerimiz pahasına oldu ancak işgalci güç üzerinde ağır bir diplomatik abluka oluşturuldu."

Ebu Kişk, yeni görevlerden geri adım atmayacaklarını vurgulayarak, "Hayatımız, Gazze'deki halkımızın hayatından ve onların maruz kaldığı işkence ile baskılardan daha kıymetli değildir. Onlarla aynı yola baş koyuyoruz." şeklinde konuştu.

Yunanistan'a şikayet ve İsrail'e karşı hukuki süreç

İsrail'in uluslararası sulardaki müdahalesinin İspanya, Türkiye ve Brezilya hükümetleri tarafından açıkça eleştirildiğini hatırlatan Ebu Kişk, söz konusu eylemleri bir "korsanlık" faaliyeti olarak nitelendirdi. İsrail'in bu adımları tek başına atamayacağını ve bazı ülkelerin bu suçlara ortak olduğunu savunan Ebu Kişk, hukuki sürecin başlatılacağını şu sözlerle duyurdu:

"İşgalcilerin bu suçu için hukuki bir süreç başlatmaya çalışacağız; zira işgalcilerin bu şekilde korsanlık yapmasını yasaklayan son derece açık kanunlar mevcut... İşgalci devlet, suçlarına devam etmesine müsaade edenler olduğu için bunu sürdürebiliyor. Şu an Yunanistan hakkında sunulacak bir şikayet dosyası var. Yunanistan; filonun denizde durdurulmasını, yaşanan kaçırılma eylemini ve tutuklanan katılımcıların Yunanistan'a sokulana kadar maruz kaldıkları şiddeti kolaylaştırdı."

Ebu Kişk, Yunanistan'ın topraklarını İsrail'in dilediği gibi hareket edebileceği bir "askeri üs" gibi kullanmasına izin verdiğini iddia ederek, bu durumu işgalcilerin uluslararası suç ortaklarını deşifre etmek için kullanacaklarını belirtti.(Ajanslar)