İsrail merkezi ynet gazetesinde yayımlanan bir araştırma raporu İsrail kamuoyunun büyük bir kısmının ülkedeki en büyük tehdit olarak savaş durumunu değil; iç kutuplaşmayı ve toplum içindeki nefreti gördüğünü ortaya çıkardı. Buna göre Siyonistlerin %59'u iç kutuplaşmayı en büyük tehdit olarak tanımlıyor.

Katılımcıların %39'u güvenlik krizinin kutuplaşmayı artırdığına inanırken %34'ü ise savaşın Siyonist toplumun birliğini güçlendirdiğini düşünüyor. Araştırmaya göre İsraillilerin %30'u ülkeyi terk etmeyi düşünüyor.

Çok büyük bir risk

Tel Aviv Üniversitesi Dan İletişim Okulu ve Agam Enstitüsü tarafından yürütülen araştırmanın sonuçları, gazeteye göre endişe verici ve uyarıcı bulgular sunuyor: İsrail toplumundaki grupların arasındaki ulusal ve toplumsal kutuplaşma endeksi 10 üzerinden 8.3 puan seviyesinde; bu durum enstitü tarafından ulusal risk seviyesinde "çok ileri bir aşama" olarak tanımlanıyor. Enstitünün raporu kırmızı alarm veriyor: "İsrail sadece bölünmüş bir toplum değil; siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın sivil bir çatışmaya dönüşebileceği bir noktaya yaklaşıyor."

Tel Aviv Üniversitesi konferansında ilk kez sunulacak olan araştırma, dört farklı boyutun incelenmesine dayanıyor.

1) Ayrılığın ve bölünmenin derinliği ile şiddeti 

Raporda, Siyonist toplumdaki kırılmanın merkezde ne olduğu ve tartışmanın karakterizasyonu incelendi. Araştırma, toplumun %66 ila %71'inin, İsrail’in kimliğine ilişkin vizyon konusunda farklı kamplar arasındaki uçurumun son derece büyük olduğuna inandığını gösteriyor. Bu oran, yargı reformu etrafındaki tartışmaların zirve yaptığı Ağustos 2023'ten bu yana %15'lik bir artışı temsil ediyor.

İsrail’deki yarılmanın ve bölünmenin doğası da o döneme kıyasla değişmiş durumda. Siyonist toplumun çoğunluğunun gözünde en önemli kırılma noktası artık İsrail-Filistin çatışması ya da siyasi sağ-sol meseleleri değil. Endekse göre İsrail'deki temel fay hattı; laikler ile dindarlar arasında, milliyetçilik ile demokrasi arasında ve çoğunluğun belirleyiciliği politikası ile denge ve denetleme mekanizmalarına duyulan ihtiyaç arasındaki gerilimden geçiyor.

2) Yabancılaşma ve meşruiyetsizleştirme durumu 

İncelenen temel sorulardan biri de İsraillilerin birbirini ne ölçüde meşru vatandaşlar olarak gördüğü oldu. Araştırmaya göre, hem koalisyon hem de muhalefet seçmenlerinin %70'inden fazlası, karşı kampın tutumunun İsrail'in güvenliğine zarar verdiğini düşünüyor. Toplumun sadece %10'u bu iddiayı tamamen reddediyor. Meşruiyetsizleştirme incelemesi kapsamında, kişilerin karşı kampa oy veren biriyle arkadaş olmaya istekli olup olmadığı sorusu da yöneltildi. Katılımcıların %71'i buna olumlu yanıt verirken, bu oran Ağustos 2023'e göre %10'luk bir düşüşe işaret ediyor.

3) Kurumlara ve Yönetimin temel ilkelerine duyulan güvenin incelenmesi 

Netanyahu öncülüğündeki koalisyona oy verenlerin yaklaşık %57'si demokraside en önemli ilkenin "çoğunluğun kararı" olduğunu düşünürken, muhalefet seçmenleri arasında böyle düşünenlerin oranı yalnızca %12. Buna karşılık, muhalefet seçmenlerinin çoğunluğu en önemli ilkeler olarak hak eşitliği ile erkler ayrılığı ve dengesini (güçler ayrılığı) gösterirken, koalisyon seçmenlerinde bu ilkeleri savunanların oranı yaklaşık %20 seviyesinde kaldı.

Taraflar arasındaki bu uçuruma rağmen, farklı bir soruda fikir birliği sağlandığı görüldü: Toplumun %69'u halkın birliği uğruna mensup oldukları siyasi kampın bazı ilkelerinden taviz vermeye hazır. Ancak araştırmayı yürütenler, toplumun %31'inin -çoğunluk olmasa da azımsanmayacak bir kesimin- kamplarının ilkelerini korumak uğruna toplumun bölünmesini göze almaya hazır olduklarını belirtmesine endişeyle dikkat çekiyor.

4) En vahim boyut: Siyasi amaçlı şiddetin meşrulaştırılması

Araştırmacılar, toplumdaki kutuplaşmanın halihazırda fiziksel bir çatışmaya dönüşüp dönüşmediğini inceledi ve bu konudan ciddi bir uyarı işareti çıktı. 

Toplumun %6'sı önemli bir hedefe ulaşmak söz konusu olduğunda şiddeti desteklerken, %11'lik bir kesim ise "İsrail demokrasisini kurtarmak" adına şiddet de dahil olmak üzere her türlü eylemi destekleyeceğini belirtti. Gazeteye göre bu oranlar nispeten düşük görünse de yüz binlerce İsrailli’ye tekabül ediyor ve yaklaşan seçimler öncesinde ciddi bir tehlike çanına işaret ediyor.

Araştırmanın yazarları Dr. Nimrod Nir (Agam Enstitüsü) ve Asa Shapira (Tel Aviv Üniversitesi İletişim Okulu Pazarlama Bölüm Başkanı), 2026 Ulusal Kutuplaşma Endeksi'nin "bir acil durum raporu" olduğunu ve kritik bir uyarı işareti teşkil ettiğini vurguluyor.(Ajanslar)