Gazze Şeridi'ndeki Hamas lideri Doktor Halil el-Hayye'nın eşi Emel el-Hayye (Ümmü Usame), Al Jazeera Mubasher’e konuştu. İslami direniş yolunda 4 oğlu 5 torununu şehid veren Emel Hanım, ailelerinden toplamda 17 şehit olduğunu söyledi.
Emel el-Hayye oğullarıyla imtihanını şöyle anlattı:
“Benim dört oğlum; Usame, Hamza, Hemmam ve Azzam. Bir de İzzeddin var. Yüce Allah önce Hamza'yı 2008'de seçti. Sonra Usame 2014'te eşi ve üç çocuğuyla birlikte şehit oldu. Usame'nin ardından Hamza şehit oldu. Hemmam ise Katar'da, Doha'da, yedi ay önce şehit oldu. Azzam, Hemmam ve İzzeddin üçüzdür. Şu an Gazze'de kalan bir oğlum var, İzzeddin. O da savaşta ağır yaralandı.”
Emel el-Hayye’nin röportajının tamamı şu şekilde:
“Allah Yolunda Onları Feda Ettiğim İçin Mutluyum”
Emel el-Hayye: Elhamdülillah, Allah yolunda onları feda ettiğim için çok gururluyum. Biliyorsunuz hayat kısa. Gece ne kadar uzun olursa olsun sabah olacak, ömür ne kadar uzun olursa olsun kabre girilecek. Yüce Allah, Hz. Peygamber'e (s.a.v) 'Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler' diye buyurmuştur. Madem öleceğiz, o halde bu onurlu, şerefli ve Allah yolunda bir ölüm olsun. Tıpkı halkımızın evlatları gibi biz de feda ediyoruz, cihat ediyoruz ve evlatlarımızı Allah yolunda takdim ediyoruz. Allah onları İlliyyin'de kabul etsin ve kıyamet günü benim için bir azık kılsın. Onlarla çok gurur duyuyorum.
Sunucu: Gurur duyuyorsunuz.
Emel el-Hayye: Çok gurur duyuyorum elhamdülillah. Çünkü onların dünyalarından da ahiretlerinden de emin oldum. Ahiretleri inşallah onur vericidir. Başlangıç yakıcı, son ise aydınlıktır, elhamdülillah.
Sunucu: Allah kabul etsin inşallah. Gerçekten öyle bir metanet sergiliyorsunuz ki, bazıları bunu hayal bile edemez veya dayanamaz. Ben mülakatı yönetirken bile zorlanıyorum ama siz maşallah büyük bir metanet, sükunet ve güç içindesiniz. Bu duruma nasıl ulaştınız?
“Sabır Allah’tandır”
Emel el-Hayye: Değerli kardeşim, bu sabır Yüce Allah'tandır. Allah şehit annelerinin, eşlerinin ve çocuklarının kalplerini pekiştirir. Bu metanet Alemlerin Rabbindendir; buna önceden hazırlanmadık, plan yapmadık. Her bir çocuğumda Yüce Allah beni konuşturdu, sabır verdi ve üzerime sekinet indirdi. Usame'nin şehadet haberini aldığımda 'Elhamdülillah anneciğim, alan da veren de Allah'tır. O'nun katında her şey bir ölçü iledir. Sabredelim ve ecrini Allah'tan bekleyelim' dedim. Hamza’yı öğrendiğimde Yüce Allah’ın yardımıyla 'Ben yaralanma değil, şehadet istiyorum' dedim. Onu bana getirdiklerinde ne Hamza'yla ne Usame'yle ne de diğer çocuklarımla vedalaşabildim. 'Elhamdülillah' dedim. Hemmam şehit olduğunda Allah'a secde ettim, bana hiçbir şey söylenmeden önce namaz kıldım ve şükür secdesi yaptım. Azzam’da da aynısı oldu. Telefondan haberi alan kızlarım kendi aralarında birbirlerine bakışıyorlardı. Telefonu aldım, 'Liderin oğlu şehit oldu' diye yazıyordu. Kim olduğunu okumadan 'Benim oğlumdan başkası olamaz, Azzam'dan başkası yok, lider de Ebu Usame'den (Halil el-Hayye) başkası değil' dedim. Azzam'ın fotoğrafı çıktı. 'Elhamdülillah anneciğim, şehit olduğun için elhamdülillah' diyerek şükür secdesine kapandım. Zaten onun dilediği de buydu. Azzam 2021'de de ağır yaralanmış ve Türkiye'de tedavi görmüştü. O zaman yurt dışında kalmayı, eşini ve çocuklarını getirmeyi asla kabul etmemişti.
Gazze’den Neden Çıkmayı Düşünmediniz?
Sunucu: Lütfen söyler misiniz, neden Azzam'ın ve Sayın Halil el-Hayye'nin ailesinin diğer üyelerinin Gazze Şeridi'nden çıkmasını düşünmediniz?
Emel el-Hayye: Asla düşünmedik. Torunum Emel bizim kalbimizde çok değerlidir, annesini ve babasını kaybetti. Ben onun annesi gibiyim, dedesi de babası gibidir. O da Gazze'deki diğer çocuklar gibi çok zor bir hayat, büyük sıkıntılar yaşadı. Çıkmayı asla düşünmedik, çocuklarım da bunu kabul etmedi. Gençler Azzam'a yalvarırdı, 'Azzam, burada (Türkiye’de) kal, eşini çocuklarını getir, hastasın tedaviye ihtiyacın var' derlerdi. O ise reddeder, 'Ben sudan çıkmış balık gibiyim, Gazze'den çıkarsam ölürüm' derdi. Hemmam için bile, çocuklar toplandılar. Babalarıyla kimin çıkacağı konusunda kura çekmek istediler çünkü hepsi Gazze'den ayrılmayı reddediyordu.
Sunucu: Yani içlerinden birinin Sayın Halil ile çıkması gerekiyordu ama onlar bunu reddettiler.
Emel el-Hayye: Bizi çok sevmelerine rağmen Gazze dışında olmayı kabullenemediler. Aralarında kura çektiler ve kura Hemmam'a çıktı. Doha'ya geldiğinde Gazze'yi bıraktığı için çok ağladı. Savaş başladığında çok üzüldü, 'Gazze'de bulunmamak benim için büyük bir şereften mahrum kalmaktır' dedi. Elhamdülillah, Katar'da şehadet kerameti ona nasip oldu.
Sunucu: O şehit olduğunda siz Katar'daydınız, değil mi?
Emel el-Hayye: Evet, tüm savaş boyunca buradaydım. 2014'te de buradaydım. Azzam önce yaralandı, durumu ağırdı ve hastaneye kaldırıldı, ardından şehadet haberi geldi.
Sunucu: Bu süre zarfında bilinci yerinde miydi? Onunla iletişim kurabildiniz mi?
“İki Yıldır Oğlumu Görememiştim”
Emel el-Hayye: İletişim kurmak çok zordu. İki yıldır Azzam'ı ne görmüş ne de sesini duymuştum.
Sunucu: Telefonda bile görüşemediniz mi?
Emel el-Hayye: Çok nadir. Son görüşmemizde, şehadetinden iki hafta önce benimle vedalaştı. Savaşın başından beri ilk defa görüntülü aradı. Şaşırdım, 'Ne oldu sana oğlum, neden böyle yapıyorsun?' dedim. Çok korkuyordum. O ise 'Annemi ve babamı çok özledim, onları görmem ve seslerini duymam lazım' dedi. Benimle konuşurken adeta vedalaşıyordu. Telefona sarılıp 'Yaklaş da seni öpeyim anneciğim' dedim. Ağladım. Bana, 'Ağlama anne, eğer ağlarsan kapatırım' dedi. Ben de 'Bu sevgi ve özlemden anneciğim' dedim. İki hafta sonra da şehit olarak Allah'a kavuştu. Onu sağlıklı gördüğüm ve tatlı sözlerini duyduğum için şükürler olsun.
Sunucu: Çocuklarınızın Gazze'de olması, onların oradan çıkarılmamış olması nedeniyle hiç pişmanlık duyduğunuz bir an olmuyor mu?
“Çocuklarımıza Halkı Gibi Olmayı Öğrettik”
Emel el-Hayye: Hayır. Biz çocuklarımıza daima halkımızın evlatları gibi olmalarını öğrettik. Tüm Gazze bizim çocuklarımız, annelerimiz, kardeşlerimizdir. Liderler askerlerden önce gelmelidir. Çocuklarımızı halkın çocuklarından önce feda etmeliyiz. Biz onlarla aynı direniş siperindeyiz. Önde olmak istiyorsan, en önde sen olacaksın. Halkımızdan daha iyi bir hayat yaşamamız söz konusu olamaz. Biz çocuklarımızı bunun üzerine yetiştirdik. Usame 2014'te evimiz vurulduğunda 'Anne, evimize üzüldün mü? Biz evlerini, çocuklarını feda eden insanlardan daha üstün değiliz' demişti. Ben de 'Üzülmedim, bilakis Allah'tan gelen her şeye seviniyorum' demiştim. Liderler olarak halkımızla aynı kaderi paylaşıyoruz; onlar gibi yiyoruz, içiyoruz, acılarını ve umutlarını paylaşıyoruz.
Sunucu: Bazı medya organlarında 'Hamas liderlerinin çocukları otellerde, Gazze dışında lüks içinde yaşıyor, Gazze halkı ise öldürülüyor' denildiğini duyduğunuzda ve çocuklarınız orada şehit olurken ne hissediyordunuz?
Emel el-Hayye: İnsan etkileniyor elbette ama halk her şeyi görüyor. Bazı çatlak sesler illa ki konuşacaktır. Onları ne kadar ikna etmeye çalışırsanız çalışın ikna olmazlar. Allah onları affetsin.
Sunucu: Gazze Şeridi'ne sağ salim döndüğünüzde yapacağınız ilk şey kabirlerini ziyaret etmek mi olacak?
Emel el-Hayye: Elbette. Gazze kelimenin tam anlamıyla toplu bir mezardır. Girdiğiniz andan itibaren 'Selam üzerinize olsun ey müminler yurdu, sizler önden gittiniz, biz de ardınızdan geleceğiz' demek zorundayız. Hala enkaz altında olan aileler var. Çocuğumun bedenini bulmam bile bir kerametti. Şehidin bedeninin defnedilmesi bir keramettir. Ancak ailelerin çoğu çocuklarını göremedi. Kimisini düşman aldı, kimisi de enkaz altında kaldı.
Sunucu: Kim kimi daha çok güçlendiriyor? Siz mi Sayın Halil el-Hayye'yi, yoksa o mu sizi?
Emel el-Hayye: İkimiz birbirimizi güçlendiriyoruz. O bana 'Ebu Usame, bana yaralı olduğunu söylediler' dediğinde ben ona 'Ben yaralı istemiyorum, şehadet kelimesi duymak istiyorum' derdim. Azzam hakkında da bir rüya görmüştüm. Vefatından, şehadetinden kısa bir süre önce, gecesinde gördüm ve ertesi sabah şehadet haberi geldi. Şehadetinden çok gurur duyuyorum. Bana 'Başınız sağ olsun' diyenlere 'Bana şehadetini tebrik edin' diyorum. Cenazesine katılanlar çok etkilenmişti. Cenaze adeta koşarak gidiyordu. Bu bana Hamza'nın oğlunun şehadetini hatırlattı. Onun cenazesi de öyle hızlı gidiyordu ki, 'Biz koşmuyoruz, o bizi koşturuyor' demişlerdi. İnşallah cennetteki makamlarını görmüşlerdir.
“Elbette Zor, Bizler de İnsanız”
Sunucu: Şaşırmıyorum çünkü bu Gazze halkının adetidir. Ancak bir anne ve baba için dört yetişkin evladın ve beş torunun şehit olması insan nefsi için çok ağır, çok zor bir mesele anneciğim.
Emel el-Hayye: Kesinlikle zor. Bizler anneyiz, insanız ve duygularımız var. Onlar bizim için çok değerli ama biz onları daha değerli olan bir şey için feda ettik. Madem öleceğiz, bu Allah yolunda şerefli bir ölüm olsun. Şehidin kerametleri çok büyüktür. Kanının ilk damlasıyla günahları bağışlanır, cennetteki yerini görür, vakar tacını giyer, yetmiş hurisi olur, ailesinden yetmiş kişiye şefaatçi olur, en büyük korkudan emin kılınır. Gazze'deki tüm aileler bunu biliyor ve bu yüzden çocuklarını sevinçle feda ediyorlar. Ben de Gazze'deki diğer kadınlar gibiyim.
Sunucu: Hiç 'Keşke Sayın Halil el-Hayye Hamas'ın üst düzey liderlerinden biri olmasaydı da normal bir insan olsaydı, çocuklarımız yanımızda normal bir hayat yaşasaydık' diye aklınızdan geçmedi mi?
Emel el-Hayye: Asla. Bu Filistin halkının kararıdır. Biz fedakarlık yapmazsak kim yapacak? Zerre kadar pişman değilim. Lider olmasıyla ve Allah yolunda can feda etmesiyle gurur duyuyorum. Biz işgal altında, toprakları gasp edilmiş bir halkız. Düşmanların Filistin'e neler yaptığını görüyorsunuz. Onu özgürleştirmek için çabalamalıyız. Bu kabul edilebilir bir bedeldir, direnişin ve şehadetin vergisidir. Her anne çocuğunun mücahit olmasını reddederse Filistin'i kim kurtaracak? Biz onları bu günler için, camilerde bunun için yetiştirdik.
Sunucu: Azzam'ın şehadetinden sonra Sayın Halil el-Hayye ile aranızda geçen ilk diyalog neydi?
Emel el-Hayye: Beni aradığında beni teselli edecekti ama benim dimdik durduğumu ve ona sabır verdiğimi gördü. 'Elhamdülillah, ektik ve hasadını güzel aldık' dedim. Ben çocuklarımın askeri işlerini, doğasını bilmem. Onları din, iman, namaz ve cami üzerine yetiştirdim. Geri kalan cihat işlerine karışmam. Sadece her Filistinli anne gibi onları karşılar, yemeklerini hazırlar, rahatlarını sağlardım.
Sunucu: Her bir çocuğunuzun şehadetini karşılamanız diğerinden farklı mıydı?
“Ramazanda, Oruçlu Şekilde Şehid Oldular”
Emel el-Hayye: Evet. Allah musibeti indirmeden önce sabrını da indirir. 2008'de Hamza şehit olduğunda Usame'nin eşi Hale beni aradı. 'Hamza'ya ne oldu?' dedim, yaralandığını sandım. 'Yaralanma istemiyorum, şehadet istiyorum' dedim. Onu kefenli getirdiklerinde yüzünü bile göremedim, başını öpüp 'Şehadetin kutlu olsun anneciğim' dedim. Usame'nin şehadetinde ben de aynı evdeydim, ağır yaralandım. Kendimi evden fırlamış halde bir çukurda molozların altında buldum. Evi vurmuşlardı. Usame, eşi ve çocukları şehit oldu. Kendime geldiğimde, enkazı ve yangını gördüm. Ramazandı, hepsi oruçluydu ve Kur'an okuyorlardı. 'Sizi Allah'a emanet ediyorum' dedim. Hastanede Usame'nin olmadığını kesin olarak anladım. Hemmam ise çok merhametli, itaatkar, hafız, imam ve mücahitti. Katar'a geldiğimizde de çok çalıştı. Çocuğu olduğunda akika kurbanı kesmesini istedik, 'Gazze halkı savaş altındayken bunu yapamam' dedi. Haberi geldiğinde şükür secdesine kapandım. Azzam'ın haberinde de ilk başta şehit dediler, şükür secdesi yaptım. Sonra yaralı dediklerinde inanılmaz derecede üzüldüm, bütün gece uyumadım. Gazze'de anestezi, ağrı kesici yok. Uyanıp bacağının kesildiğini görse çok acı çekecekti. Allah'tan onun için en iyisini, şehadeti diledim. Şehit olduğunu öğrenince çok sevindim, haberi getirenin alnından öptüm.
“Küçük Torunum Bile Gazze’den Çıkmak İstemiyor”
Sunucu: Kalan son oğlunuz İzzeddin'i ve kızlarınızı Gazze'den çıkarmayı bir kez daha düşünmüyor musunuz?
Emel el-Hayye: Hayır, kendileri de bunu kabul etmiyorlar. Azzam'ın yaralanan küçük oğluna 'Seni yanıma getireyim mi?' diyorum. Savaşın başında iki yaşındayken vurulmuştu, hala bacağından acı çekiyor. 'Hayır anneanne, biz Gazze'de kalmayı seviyoruz, dışarıda yaşayamayız' diyor. Ebu Usame çocuklarına her zaman 'Benim çocuklarım değilmişsiniz gibi yaşayın, herkes kendi yolunu çizsin' derdi. Üniversiteye kayıt olurken bile kimse onların Ebu Usame'nin çocukları olduğunu bilmezdi, aracı olmazdı. Emel bile hala orada.
Sunucu: Usame'nin oğlu şu an kaç yaşında ve torunları nasıl yetiştiriyorsunuz?
Emel el-Hayye: Ailesi şehit olduğunda 3 yaşındaydı, şimdi 14 yaşında. Onları namazla, Kur'an'la, edep ve ahlakla yetiştiriyoruz. Dünyayı ve ahireti istiyorsak Kur'an'a sarılmalıyız. Sahip olduğumuz en güçlü silah duadır. Çocuklarımın gurbetine ve acı çekmelerine dua ve teheccüdle dayanıyorum. Onları Allah'a emanet ettim. Azzam bana hep 'Buluşma yerimiz Cennettir' derdi.
“Gazze Halkına Ancak Şapka Çıkarılır”
Sunucu: Sizinle görüşmekten büyük onur duydum. Gazze halkına veya dışarıya son bir mesajınız varsa sözü size bırakıyorum efendim.
Emel el-Hayye: Gazze halkına, çocuklarıma, kızlarıma ve tüm Filistin halkına mesajım şudur; onlara şapka çıkarılır. Bütün ümmetin yerine bedel ödediler. Onlar bu ümmetin alnındaki bir nişandır. Allah'tan sıkıntılarını gidermesini, ablukayı kaldırmasını ve sınırların açılmasını niyaz ediyorum. Benim çocuklarımın kaybından ziyade asıl üzüldüğüm şey onların yaşadığı zor şartlardır. Savaş hala başlarında. Sürekli hedefler, suikastlar var. Allah'tan şifa ve zafer diliyorum. Kız kardeşim de bu savaşta iki evladını şehit verdi. İnşallah sınırlar açıldığında Gazze'ye döneceğiz. Hemmam savaş bittiğinde Gazze'ye sürünerek döneceğini söylerdi, nasibi Cennet'e sürünerek gitmekmiş. Zorluklar var ama Allah yolunda hepsi kolaylaşır. Ya zafer ya şehadet, başka yolu yok. (islamianaliz)



