Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Ahmed eş-Şara’nın babası Dr. Hüseyin eş-Şara, Suriye ve İsrail arasında bir normalleşme ihtimaline dair sorulan soruya yanıt verdi.
Dr. Şara, mevcut askeri ve siyasi koşullar altında böyle bir durumun söz konusu olamayacağını şu sözlerle ifade etti:
"İmkânsız. Bu, dördüncü dereceden imkânsızlıklar arasındadır. Buradaki devletin şu an buna girişmesi mümkün değil. Askeri kapasitenin yok edilmesi, limanlardaki silahların, füzelerin, zırhlı araçların, hatta havaalanında görülen uçak kanatlarının bile vurulması söz konusu. 14 yıldır sürekli bir savaşın sonunda ordu dağıldı. Şu anki temel çaba, 1974 yılında Başkan Hafız Esad'ın Kissinger'ın arabuluculuğuyla imzaladığı Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması'na (Ateşkes hattına) geri dönmektir."
"Bizim temel sorunumuz İsrail'dir"
İsrail'in sıradan bir devlet olmadığını ve tamamen saldırganlık üzerine kurulduğunu belirten Dr. Şara, bölgedeki kalıcı krizin kaynağını şu ifadelerle özetledi:
"Bizim temel sorunumuz İsrail'dir. Biz 80 yıldır yel değirmenleriyle savaşıyoruz. İsrail saldırgan bir devlettir, o aslında teknik olarak meşru bir devlet bile değildir."
1967 sonrası başlayan tavizler ve 242 sayılı BM kararındaki kelime oyunu
İsrail'e yönelik düşmanlığın ve siyasi hedeflerin 1967 Altı Gün Savaşı'ndan sonra şekil değiştirdiğini aktaran Dr. Şara, Filistin davasındaki geri adım sürecini ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 242 sayılı kararındaki İngiliz hilesini tüm detaylarıyla anlattı:
"Gerileme 1967'den sonra oldu. 67 öncesinde biz tüm Filistin'i talep ediyorduk. Hartum Zirvesi'nden sonra ise 'saldırının izlerinin silinmesi' talep edilmeye başlandı. Neydi bu saldırının izlerinin silinmesi? 4 Haziran 1967 sınırlarına dönmek. Yani onlara Filistin'in yaklaşık yüzde 60'ını bağışlamış olduk. Tavizler böyle başladı. Artık eski söylemler yoktu... 242 sayılı kararı taslağa döken İngiliz Temsilci Lord Caradon'du ve bu İngilizler çok kurnazdır. Kararı öyle bir formüle ettiler ki, harfi tarif (İngilizcedeki 'the' takısı) koymadılar. 'Topraklardan çekilme' (withdrawal from territories) dediler, 'o topraklardan' (the territories) demediler. Arapça metne 'el-arazi' (topraklar) diye, Fransızca metne 'des territoires' (topraklar) diye çevrildi. Ama İsrailliler (İngilizce metindeki belirsizliğe) tutundular. 'Bu bizim toprağımız, burası Yahudiye ve Samarya' diyerek Batı Şeria'ya el koydular."(Ajanslar)



