Filistinli stratejist ve gazeteci Dr. Abdulbari Atvan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Katar ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerine yönelik "İran ile bir anlaşma imzalanmasını istiyorsanız derhal İbrahim Anlaşmaları’na geri dönüp İsrail ile normalleşmeyi imzalamalısınız" dayatmasını yorumladı. Bu hamleyi "küstahlık, aptallık ve benzeri görülmemiş bir siyasi saflık" olarak nitelendiren Atvan, Washington’ın Körfez’i "İran’la" korkutarak Siyonist rejimle zoraki ilişki kurdurma stratejisinin işlemediğini belirtti.
Şeyh Zayed’in Tarihi "Somali Dersi" yeniden sahneye çıktı
Körfez ülkelerinin benimsemesi gereken tavra ilişkin tarihten bir örnek getiren Atvan, صوت YouTube kanalına verdiği mülakatta, üst düzey bir yetkiliden işittiği hatırayı anlattı. Geçmişte Somali’de Amerikan askerlerinin ve pilotlarının direnişçiler tarafından vurulup sokaklarda sürüklenmesinin ardından ABD ordusunun korkup Somali’den kaçtığını hatırlatan Atvan, o dönem Washington’ın BAE’nin kurucusu Şeyh Zayed bin Sultan’a giderek sinsi bir provokasyon teklif ettiğini açıkladı.
ABD’lilerin Şeyh Zayed’e, "İran’ın elindeki üç ada (Ebu Musa, Büyük Tunb, Küçük Tunb) için İran’ı taciz etmeye başlayın ve gemilerini durdurun" dediğini aktaran Atvan, Şeyh Zayed’in şöyle cevap verdiğini söyledi:
"Siz Somali’deki derme çatma direnişçilerle bile baş edemediniz; bir uçağınız düşüp pilotunuz sürüklendiğinde arkasından bakmadan Somali’yi terk edip kaçtınız. Şimdi sınır komşumuz olan koca İran’la bizi karşı karşıya getirmek istiyorsunuz. Yarın bizi de Somalililer gibi yapayalnız bırakıp kaçmayacağınızın garantisi var mı?"
Atvan, bugünkü Körfez liderlerinin de "Amerikan koruma şemsiyesi koca bir yalandır!" acı gerçeğini nihayet idrak etmeye başladıklarını belirtti.
Siyonistlerin ve Amerikalıların satış listesi
Emperyalizmin işbirlikçilerini ilk fırsatta satma fıtratına değinen usta gazeteci, ABD ve Netanyahu’nun sadece Körfez’i değil, kışkırttıkları İran muhalefetini de yüzüstü bıraktığını hatırlattı. Netanyahu’nun televizyonlara çıkıp İran halkına "Biz sizin dostunuzuz, sizi koruyacağız, bu rejimi yıkın" diye nutuklar attıktan sonra ortadan kaybolduğunu söyledi. Aynı şekilde ABD’nin Körfez’de onlarca askeri üs kurmasına rağmen ne bu üsleri ne de müttefiki olan devletleri koruyabildiğini; İran’ın füzelerinin ve İHA’larının bugüne kadar hiçbir Kuveytli, Katarlı veya Emiratili sivilin ölümüne yol açmadığını (kazara olan istisnalar hariç), asıl tehdidin emperyalizmin ta kendisi olduğunu belirtti.
Suudi Arabistan: "Hava sahamız yasak!"
Körfez’deki bu stratejik uyanışın en somut meyvesi ise Suudi Arabistan’dan geldi. Riyad yönetiminin resmi ve açık bir şekilde, ABD uçaklarının İran’ı bombalamak amacıyla Suudi hava sahasını kullanmasını kesin bir dille yasakladığını belirten Atvan, bu kararın Suudi resmi basınında da ilan edildiğini vurguladı.
Atvan, sürecin jeopolitik okumasını şu sözlerle tamamladı:
"Körfez liderlerinde artık bir akıl ve hikmet uyanışı var. ABD’nin kendilerini sadece sömürdüğünü, ne ABD’nin ne de İsrail’in İran karşısında hiçbir hedefine ulaşamayacağını anladılar. Karşılarında tehditler savuran ama hiçbirini yerine getiremeyen bir 'Trump illüzyonu' var. Bu yüzden Riyad ve Tahran arasında üst düzey zirveler, koordinasyonlar yapılıyor ve doğal komşuluk ilişkilerine geri dönülüyor. Körfez artık İsrail için kendini feda etmeyecek; kağıttan kaplanın devri kapandı."(Ajanslar)



