19 Şubat 2011 Cumartesi günkü Yüksekova MEZ İT imzasıyla bir bildiri dağıtıldı... Tamamen provokasyon amaçlı dağıtılan bu bildirinin akabinde, ilçe merkezine bir bomba bırakılmış, neyse ki bir can kaybı yaşanmadan olay atlatılmıştı. Yine akabinde provokasyonun yılmaz bekçileri harekete geçip, geçmiş yıllarda olduğu gibi halk arasında kışkırtıcı ve iftiraya dayalı söylemler yayarak, yeni bir çatışma zemini oluşturmaya ve çatışmaya zemin hazırlamaya çalışılmıştır.
Mülhit örgüte bağlı milisleri ve bazı yetkili ağızların, tamamen aslı olmayan söylemlerde bulunarak, bu karanlık ve derinden geldiği açık olan provakaftik eylem ve fiili bir türlü çamur atmaktan bıkmadıkları Hizbullah’ın üzerine atmış, bilerek veya bilmeden bir topluluğa zulmetmişlerdir. Provokasyonları tertip edenlerle, ardından propaganda yaparak, kışkırtıcı söylemleri yayanlar arasında pekte bir fark yok. Çünkü MEZİT gibi provakatörlerin amacı belli ki PKK-Hizbullah çatışmasının zeminini hazırlamaya dayalıydı. Hemen ardından, sözde bu olayı kınayanlara gelince, onlarda aynı şekilde karalamaya dayalı bir söylem ve üslupla bir cemaati hedef gösterip, PKK ve Hizbullah çatışma zemini oluşturmaya dayalıydı. Yani birileri bildiri dağıttı, diğerleri mahalle toplantılarında ve mülhit basınlarında, sesli bir şekilde savaş çığırtkanlığı yaptılar...
Mülhit örgüte bağlı milisleri ve bazı yetkili ağızların, tamamen aslı olmayan söylemlerde bulunarak, bu karanlık ve derinden geldiği açık olan provakaftik eylem ve fiili bir türlü çamur atmaktan bıkmadıkları Hizbullah’ın üzerine atmış, bilerek veya bilmeden bir topluluğa zulmetmişlerdir. Provokasyonları tertip edenlerle, ardından propaganda yaparak, kışkırtıcı söylemleri yayanlar arasında pekte bir fark yok. Çünkü MEZİT gibi provakatörlerin amacı belli ki PKK-Hizbullah çatışmasının zeminini hazırlamaya dayalıydı. Hemen ardından, sözde bu olayı kınayanlara gelince, onlarda aynı şekilde karalamaya dayalı bir söylem ve üslupla bir cemaati hedef gösterip, PKK ve Hizbullah çatışma zemini oluşturmaya dayalıydı. Yani birileri bildiri dağıttı, diğerleri mahalle toplantılarında ve mülhit basınlarında, sesli bir şekilde savaş çığırtkanlığı yaptılar...
Geçmişte ve halen kendisine bağlanmayan veya kontrolüne girmeyen hiç kimsenin varlık göstermesine tahammül edemeyen mülhit örgüt PKK, kendisine karşı çıkan ve boyun eğmeyen herkesi işbirlikçi, ajan, kontra hain ve daha birçok argüman kullanarak yalan, iftira ve ithamlarla karalamada üzerine yoktur. Özelliklede İslami oluşum ve cemaatlere karşı yapacağı eylemlere gerekçe ve zemin hazırlamada, gerçekleri tersyüz etmekte, yine bu örgütün üzerine yoktur.
Bu taktik ve politik yöntemlerle mazlumu, ezilmişi oynamada da üzerlerine aktör yoktur. Bugün olduğu gibi…
Aynı taktiği geçmiş yıllarda, Hizbullah Cemaatine karşı da uygulamak istemişti de tepe taklak edilmişlerdi, cemaat tarafından... Ve yanlış kayaya çarptıklarını anlayınca da ellerine davullar alıp, sokaklara dökülmüş, zılgıtlar eşliğinde “Hizbullah’la barıştık” sloganları atmış ve kendi kendilerine tek taraflı ateşkes ilan etmişlerdi…
Amacına, taktik hedeflerine ulaşmak için Cemaate karşı, yoğun bir karalama kampanyası yürütmeyi de ihmal etmiyor ve hiçbir zaman ertelemiyordular. Hizbullah Cemaatinin, İslami faaliyetlerini çok çirkin bir şekilde, yalan ve iftiraya dayalı propaganda ve psikolojik savaş kampanyalarıyla engellemeye çalışıyor. Müslüman Kürt halkını, bu camiaya karşı kışkırtıyordular… Hatta öyle bir hal aldı ki bu durum, Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okan öldürüldüğü zaman, mülhit örgüt yandaşları, aveneleri esnafı tek tek dolaşıp, “Hizbullah, emniyet müdürümüzü öldürdü” diyecek kadar küçüldüler. Ve halkı kışkırtıp sokaklara döktüler. Düşmanında şereflisi diyelim, ne diyelim ki?
Marksist ideolojisi gereği, İslam’ı ve onun değerler sistemini, yaşam tarzını kabul etmeyen, hiçbir İslami ilke ve kurala saygı göstermeyen, İslam’ı Kürt halkının geri kalmışlığının ve köleliğinin sebebi olarak gören ve sürekli İslam’a düşmanlık yapan bu azgınlar taifesi, geçmişte atalarının düştüğü o zillet çukurunu unutmuş olmalılar ki her yapılan provakaftik eylem sonucunda, Hizbullah’ı hedef göstermekteler.
Kafalarına gökyüzünden göktaşı düşse, “Hizbullah uzayda örgütlendi onlar bu göktaşını attı” diye mülhit basınlarında, mahalle toplantılarında her zamanki gibi Hizbullah’ı hedef göstererek, Müslüman Kürt halkının gözünden, Hizbullah Cemaatini düşürecek komiklik seviyesine ulaşmışlar.
Ne Hizbullah uzayda örgütlenmiş, nede size göktaşı atmış... MEZİT diye ortaya çıkan ne idüğü belirsiz grup veya kişiler, sizin “orası kalemiz, serhıldanlarımız orada” dediğiniz yerde, ellerini kollarını sallayarak bildirilerini dağıtıp gittiler. Bunlar uzaydan gelmedi ya?
Bizim bildiğimiz Hizbullah Cemaati, yılların birikimi olan İslami mücadelesini, Marksist, Leninist ideolojinin Kürdistan’daki taşeronlarının, arzuları için feda etmez. Ve böylesine basit bir bildiri provokasyonuna imza atıp, Müslüman Kürt halkının istemediği, arzulamadığı bir çatışma ortamının alt yapısını oluşturmaz. Hizbullah, bugüne kadar sizlere ne dedi de yapmadı? 90’lı yılları yaşayan, o çok övdüğünüz şehir, gerillalarınız, milisleriniz çok iyi bilir! Hani Allah Peygamberine ayetinde diyor ya “Onlar seni öz çocuklarını tanıdığı gibi tanırlar”, mülhit örgütte, Hizbullah’ı kendi öz çocuklarını tanıdıkları gibi tanır. Hizbullah, mecbur kalmadıkça, direniş zorla dayatılmadıkça, bıçak kemiğe dayanmadıkça bunu yapmayacaklarını, kendileri ve tüm Müslüman Kürt halkı da bilir…
Hizbullah’ın, 90’lı yılların başlarında, PKK’nın dayatması sonucu, varlığını korumak ve kendisini savunmak amacıyla istemediği ve karşı olduğu bir savaşın içine, kaçınılmaz bir şekilde girmek zorunda kaldığı ve buna rağmen Cemaatin, bütün bu olumsuzluklara ve imkânsızlıklara rağmen, Allah’a tevekkül edip, direnmeye karar verince, alnının akıyla, üstün bir direniş gösterdikleri hem tarafınızca, hem herkesçe bilinmektedir.
Geçmişte PKK’nın Hizbullah’a dayattığı savaşla, mücadele tarihinin en büyük stratejik, taktik hatasını yaptığını kabullenmesi ve bir daha gözden geçirmesi lazım. Ve her kafasına düşen taşı, Hizbullah’tan bilmek yerine, Müslüman Kürt halkının bıktığı çatışma ortamına zemin hazırlamak yerine, asıl kendi özeleştirisini yapması ve geçmişten hem kendine, hem de yeni oluşturduğu, serhıldan dediği kitlesine ders ve ibretler çıkarması lazım…
Bu provokasyonu yapan provokatörleri ve gerisindeki derin unsurlar ile işbirlikçilerini, tel’in etmesi gerekirken, provokasyoncudan farksız olarak, yaptıkları toplantıları ve gerçekleri, tersyüz etmeyi bir kenara bırakıp, fitne unsurlarına karşı, herkesi dikkatli olmaya ve sorumlu hareket etmeye, gerek sözlü, gerek yazılı ve gerekse fiili olarak söz konusu provokasyona hizmete dönüşecek ve provokatörlerin işine yarayacak, tutum ve davranışlar ile söylemlerden kaçınmaya, özen göstermelisiniz...
Zillet bizden uzaktır...
Ebuzer Çetin
Ebuzer Çetin