Her geçen gün artan PKK eylemleri Türkiye’nin en sıcak gündemi haline geldi. Sınır ötesi operasyonun ne derece gerekli olduğundan, muhtemel sonuçlarına varıncaya kadar pek çok konu yoğun bir şekilde tartışıldı ve tartışılıyor.
PKK’nın son dönemde eylemlerinin artırmasındaki amaç ne? Türkiye’yi bataklığa çekmek mi, Irak girdabına itmek mi? Sınır ötesi operasyonlarda hedef sadece PKK kampları mı? Yoksa Kandil köylerindeki siviller mi? Kandil’deki PKK üslerinin yok edilmesi Türkiye’de “terörün” önlenmesi konusunda ne derece etkili olacak? Bunlar hep muammadır.
Bu operasyonların içeride ve dışarı yansımaları ne olacak? 90’lı yıllarda zulmün enva i türlüsü Kemalist rejim ve derin çeteleri tarafından gerçekleştirildiği halde; bu sorun bir çözüme kavuşmazken; bir yığın sorunun cevabı verilmezken; içeride ve dışarıda Türkiye açısından çok ciddi sonuçlar doğuracağı yönünde analizler yapılırken; hükümet halen içinde bulunduğu girdabın farkında değil.
Öncelikle bu operasyonlar öncesi tüm çözüm yollarını denendiğini kimse iddia edemez.
Sorunun tek çözüm boyutu askeri değildir. Sınır ötesi operasyon yüzlerce PKK mensubunun öldürülmesi ile sonuçlanabilir. Fakat daha fazla kişinin PKK mensubu olmasına, yeni PKK odaklarının oluşmasına, hem sınır ötesinde içeride hem diğer bölgelerde PKK’nın güçlenmesine de neden olabilir.
En başarılı sınır ötesi operasyon dahi Türkiye’nin PKK sorununu çözemez. Çünkü sorunun kaynağı sınır ötesi değildir.
Bu operasyonu “terör” uzmanı özel timler halleder diyen sözde “terör” uzmanlara da sormak lazım: O sözü edilen özel tim acaba Kandil’i ne kadar biliyor, vur kaç taktiği karşısında ne yöne gideceğini bilmeyen özel birlik ile ne kadar bir üstünlük sağlanabilir ki?
PKK ile girilen bu sınır ötesi her operasyon ile sadece operasyonun maliyetini arttırabilir. Ve Kuzey Irak girdabında bir çıkmaza saplanır. Düzenli olarak Kuzey Irak’ta operasyonlar yapmak zorunda kalınabilir. Yani bu sorun hiç istenmeyen bir yöne de hızla kayabilir.
Operasyonun başarısız olması halinde ise örgüt daha çok militan ve sempatizan da kazanabilir. Örgüt yeniden yükselişe geçip, Kürt sorununu içinden çıkılmaz bir hale getirebilir.
Kısacası; hem ülkeye hem de bölgeye zarar vermekten başka bir işe yaramayacağı açık olan bu topyekûn savaş girişimi; bu sorunu bitirme noktasında devletin istediği sonucu vermeyeceği gibi Türkiye ve Kürdistan topraklarını derinden etkileyecek bir sürecin başlamasına sebep olabilecektir.
Peki, bu sorun nasıl çözülür?
Muhterem Edip Gümüş'e kulak verelim:
Sorunlara Öncelikle İslam Gözlüğüyle Bakılmalıdır.
"İslam bir şeye cevaz vermişse veya bir işin yapılmasında İslami olarak bir sakınca yoksa o işi yerine getirmede veya bir hak varsa onu vermede hiçbir tereddüde girilmemelidir. Bunun için değişik hesaplar içine girmeye ve korkmaya gerek yoktur. Bu anlamda ne yapılması gerekiyorsa cesurca işe girişilmelidir. Allah'ın (cc) insanlara, kavimlere, ırklara vermiş olduğu temel haklar kendilerine teslim edilmedikçe bu tür sorunların köklü bir çözüme kavuşması imkânsızdır."
"Ancak İslam ölçü alınmaz ve Müslümanlar hesaba katılmazsa ve bunun aksine İslam ve Müslümanlara düşmanlıkta sınır tanımayan, din, inanç ve kültürde Müslüman Kürtlerle hiçbir ilgisi ve benzerliği bulunmayanları memnun etmek üzere plan ve programlar geliştirilirse bunun neticesi her zaman hüsran olacaktır. Hatalı ve yanlış tüm yaklaşımlardan Müslüman halkımız zarar göreceği gibi bu plan ve projelerin sahipleri de zarar görür.”
Allah kendisinden razı olsun.
Hükümet, Irak'a gir taş üstünde taş bırakma baskısı yapan muhalefet partilerini dinleyeceğine; İslam büyüklerini, kanaat önderlerini bölgedeki asıl muhatap olan İslami cemaatleri dinlesin. Çünkü bu sorun sınırda değil içeride yaşanıyor.
Hem Kürtçü kesim hem diğer kesimler bilir ki, bölgede birinin burnu kanasa, biri diğerine zulmetse; hakem olarak tayin edilen ve sorunları barış ve uzlaşıya bağlayanlar; bölgenin âlimleri, şeyhleri, Seydaları, kanaat önderleridir. İslam; her meseleye çözüm olmuştur.
Bu mesele, hep basiretsiz insanlarla konuşuldu. Hep beşeri çözümler sunuldu. Bir kez de bu meseleyi, Allah’a ve Resulüne götürün. Bakın bakalım; hakkın çözümü batıl olan çözümlere nasıl galip geliyor.
Hidayete tabi olanlara selam olsun.
(Ebuzer ÇETİN)