Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde  gerçekleştirdiği ABD ziyareti ve Türkiye – ABD arasındaki diplomasi  trafiğindeki yoğunluğun dikkat çekici bir şekilde arttığı malumunuzdur. PKK örgütünün tasfiyesi konusundaki istihbarat paylaşımı ile ivme kazanan bu yoğun trafik, sınır ötesi operasyona  tam destek isteğiyle  yoğun bir şekilde  devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda ise  Amerikalı bakan, gizli servis  ve diplomatlarının biri giderken diğeri  geldi. Kapalı kapılar ardında gerçekleşen görüşmeler, halen de devam etmekte. 

Her  ne kadar PKK  ile mücadele, Suriye ve Ortadoğu gibi konuların ele alındığı haberleri ön plana çıkartıldıysa da taraflar arasında gizlice sürdürülen görüşmelerde Türkiye’ye kurulması düşünülen Füze Kalkanı projesinin önemli bir yer tuttuğu iyi bilinmekteydi. 

ABD’nin daha önce Polonya ve Çek Cumhuriyeti'ne kurmak için anlaştığı füze savunma sisteminin bir ayağını Türkiye'ye de kurmak için Ankara ile gizli bir pazarlık içinde olduğu zaten uzun zamandır dünya kamuoyunda dillendiriliyordu. 

Oysa Füze Kalkanı Projesi Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getiren en önemli konulardan biridir. Harılanacağı üzere daha önce ABD’nin Doğu Avrupa’ya füze sistemlerini yerleştireceğinin belli olması Rus-Amerikan ilişkilerinde soğuk rüzgârlar esmesine ve karşılıklı tehditlere neden olmuştu.

Amerikalı yetkililerin “bu füze kalkanı sistemi İran'dan gelecek potansiyel tehlikeye karşı oluşturuluyor" açıklamalarına rağmen Rusya Devlet Başkanı  pitbul  Putin, füzeler ve radarın Rusya'nın komşusu Polonya ve Çek Cumhuriyetine yerleştirilmesini açık tehdit gördüğü gibi, Türkiye için düşünülen bu kalkan sistemini-de tehdit olarak algılayacaktır. 

Tabi şeytan ABD yönetimi, 2010 Şubat ayından bu yana Türk yetkililer ile kısa ve orta menzilli bir radar sistemi kurulması üzerine görüşmeler halen yapmaktadır. Büyük şeytan ABD’nin Ankara’ya 1 milyar dolarlık yatırım teklif ettiği iddialar arasında. Büyük şeytan bir kalkanla Rusya ve İran’ı yani iki kuşu tek taşla vurma telaşı içinde yoğun bir yer altı trafiği içinde.

Bu projenin, orijinal adı “ABD Milli Füze Savunma Programı”.  Ronald Reagan yönetimi tarafından başlatılan ‘Stratejik Savunma Girişimi” bu şeytani proje, ABD milli projesi olarak 1990’lı yılların sonlarında başlatılmıştı. Projenin genel amacı ise dünyanın her bölgesinde Amerikan toplumuna yönelik füze saldırılarının hedefine ulaşmadan tespit ve imhası için küresel bir füze savunma kalkanı oluşturulması ve geliştirilmesi olarak bilinir. Ve maalesef bu şeytani Proje, ABD’ye yakın politikalar izlemeyi çıkarları için gerekli gören devletlerce destekleniyor veistenilen bölgeye yerleştiriliyor. 

Aslında bu kalkanların Türkiye’ye yerleştirilmesindeki en önemli faktör her ne kadar başta Rusya tepki gösterse de; büyük şeytanı korkutan İran’da üretilen Şahap–3 füze tehdididir. Ve projeye Türkiye’nin de dâhil olması ısrarla  isteniyor. 

ABD  füze kalkanı  projesi  şimdi NATO projesine dönüştürüldü. Ancak bu savunma sistemi Türkiye’nin sırtında artık bir kambur olmuştur. Ve karşılığında birkaç insansız araç ile istihbarat paylaşımı vs ödüllerle ülkenin  bir parçası oldu. 

Peki, bu sistem nasıl çalışır sorusu, kamuoyunu ve işin uzmanlarının, gündeminde. Biz de araştırdık bu sistemi. Sistem Nasıl İşleyecek diye?

Şöyleymiş; NATO ülkelerini hedef alan bir füze fırlatıldığını farz edelim, bu füze uydu tarafından tespit edilerek radar merkezine iletilecek. Ve Radar merkezi farklı bölgelere yerleştirilen radarları uyaracak. Radarlar füzelerin yerini ve yönünü tespit edecek. Deniz ya da karadaki rampalardan önleyici füzeler atılacak. Önleyici füzeler atılan füzeyi havada yok edecek.

Bir de kamuoyunun endişeleri var tabi bu füze bataryalarının ikisi de Türkiye’de mi olacak? Yoksa sadece radar Türkiye’de, füze bataryası Bulgaristan veya Romanya’da mı? Komuta merkezinde kimler olacak? Füze sistemi Türkiye'ye kurulduğunda, doğudan gelecek düşman füzeler, Türkiye semalarında parçalandığında ne olacak? Serpintiler meselesi nasıl çözülecek? Sistemin nasıl işleyeceğine dair bu türden teknik soruların yanı sıra meselenin siyasi sonuçlarına ilişkin bir yığın sorunun cevapları halen  aranıyor.
 
Hâlbuki Türkiye bu kalkanları başına bela edeceğine, sırtına kambur yapacağına Romanya, Yunanistan ve Bulgaristan projeye ev sahipliği yapmak için zaten hazır takla atarcasına bekliyordu.
Türkiye, füze kalkanı projesinde  tam bir dengesizlik diyebileceğimiz bir tercihte bulunmuştur.

(Hürseda Haber)