Mustazaf’lara lütfedip, onları yeryüzünde önderler ve varisler kılmayı vaat eden Rabbimize Hamd, Resulüne Salât ve Selam olsun…

Bilindiği üzere PKK ve avaneleri,  her fırsatta Hizbullah'ın devlet tarafından kurulduğu ve PKK’ya karşı kullandığı iddia ve ithamında bulunurlar.

Lakin 90'lı yıllarda yaşanan sürece bakıldığında bunun hiç te öyle olmadığı görülür. İşin aslı şudur; PKK, kendisine bağlanmayan veya kontrolüne girmeyen hiç kimsenin varlık göstermesine tahammül etmeyen, kendisine boyun eğmeyen herkesi işbirlikçi, ajan, kontra, hain gibi yalan argümanlarla itham ederek yapacağı eylemlere gerekçe-zemin hazırlamada ve gerçekleri tersyüz eden bir yapıdır. Pek tabi söz konusu taktik ve politik yöntemlerle mazlumu, ezilmişi oynamada da üzerlerine aktör yoktur.

Yukarıda saydığım özelliklere sahip olan PKK, 90'lı yıllarda Hizbullah Cemaatine savaş dayatmasında bulunmuş, bu süreçte Cemaat bölgenin her yerinde çok büyük sıkıntı ve meşakkatlerle karşı karşıya bırakılmıştı. Cemaat fertlerinin şahsi, ailevi, ticari güvenlikleri sıfıra inmiş, evleri-işyerleri saldırıya uğrayıp yakılmış, bombalanmıştı. Evlerinden, mahallelerinden ve köylerinden çıkamaz hale gelmişlerdi. Özellikle, İdil, Cizre, Silopi, Nusaybin gibi yerlerde ambargoya maruz kalmışlardı.

Yaşanan bütün sıkıntılara rağmen, şehid cenazeleri yerde iken, ev ve işyerleri saldırıya uğramışken, evlerinden çıkamaz hale gelmişken bir gün olsun bir Müslüman ne polise ne de karakola haber verdi, ne yardım istedi ne de bilgi verdi.

Gelelim bugüne. O gün PKK’nin Müslümanlara yönelik yaptığı evlere saldırına, yaşlı-çocuk, kadın-erkek farkı gözetmeksizin insanları katletmesine, tüm aile bireylerinin bulunduğu evlere hiçbir endişe taşımadan roketlerle saldırmasına, yollara döşedikleri mayınlarla araç ve yolcularını havaya uçurmasına, insanları çapraz ateşe tutmasına ve buna benzer onlarca hunhar saldırılara ses çıkarmayanlar; bugün bağlar semtinde vurulan bir gencin faturasını Hizbullah’a kesmek istiyorlar.

Efendim neymiş vuran kişi şalvarlıymış. Geçmişte kim birini yol ortasında vursa tekbir çekiyordu; bugün şalvar giyiyor. Tekbir çeken de şalvarı giyen de aynı fabrikadan çıkan derin yapıların Hizbullah'ı karalama piyonlarıdır.

Hiç şüphesiz, rejim güçleri bu çatışmadan memnun olduğu için geçmişte de bugün de çatışma ortamının  alevlenmesini ve sürmesini hep istemiştir. Hizbullah bunu defalarca PKK’ya ihtar etmesine rağmen PKK, buna kulak vermemiş “neyin faydamıza veya neyin zararımıza olacağını sizden öğrenecek değiliz” diye cevap vermiştir. Ve ne yazık ki süreç, kötü neticelerle sonuçlanmıştır.

Hizbullah cemaatinin itibarını düşürmek ve halkın nazarında şüpheli bir konuma sokmak için her zaman PKK ve yandaşları, Hizbullah’ın devlet destekli ve PKK’ya karşı kullanılmak maksadıyla kurulduğu ithamının yapmış ve kamuoyunda bu şekilde propaganda yaparak karalama amacı gütmüşlerdir.

Ve dikkat edilirse görülecektir ki; Hizbullahi Hareket bölgede belli bir etkinliğe sahip olunca devletin güvenlik ve istihbarat birimleri,  bu etkinliği kırmak ve halkın teveccühünü baltalamak için kontra yöntemlere başvurmuştur.

Bugün de durum bundan ibarettir. Zaman zaman kamuoyunda Hizbullah hakkında şüphe uyandırmak ve Hizbullah’a olan teveccühü baltalamak için Hizbullah’ı hazmedemeyenler köhneleşmiş bu iddia ve ithamları halen ortaya atıyorlar. Bunların büyük bir kısmı zaten Hizbullah Cemaatine düşmandır ve hep düşman olarak kalacaklardır.

Hizbullah düşmanları bilsin ki; bu tür ucuz politikalar, demode olmuştur. Bu yöntemlere başvurmak, yani çamur at tutmazsa izi kalır mantığının, karalama kampanyalarının devri geçmiştir artık. Eğer bu yöntemle bir yere varmış olsaydılar; 90’lı yıllar sürecinde  buna ulaşırlardı…
 
Ve şunu çok iyi bilin ki; bu gün kullandığınız dil doğru bir dil değildir. Bu gün gerek medyanızda gerekse siyasi kurumlarınızda kullandığınız dil ve söyleminizin ne sizlere ne halkımıza ne de Kürdistan davasına bir katkı sağlamayacağını, geçmişteki örneklerinden hepimiz biliyoruz.
 

Sürekli  faili meçhul cinayetten bahsedenlere şunu demek lazım; sürekli her faili meçhul cinayeti hangi kaynağa dayanarak sürekli Hizbullah ile özdeşleştiriyorsunuz? Hizbullahi düşünceye sahip  500–600 arasında Müslüman katledilmiştir. Bunların arasında kadın, çocuk, ihtiyar… var. Kimse bunları dile getirmiyor bile. Evet, bu konuda sizlere katılıyoruz. Bağımsız, eşit ve her kesimin içinde adaletli bir şekilde temsil edileceği bir “Hakikatleri Araştırma Komisyonu”nun kurulması gerekir. O zaman kimlerin katil, cani ve hain oldukları ortaya çıkacaktır.

Kimin savaşı dayattığı, kimin cami basıp cemaati toplu taradığı ve kimin köy yollarına mayınlar yerleştirip toplu katliamlar gerçekleştirdiği elbette ortaya çıkacaktır.

Bütün Kürdistan halkı; bağımsız, adil ve özgür bir iradeyle her kesimin eşit şekilde temsil edileceği bir Hakikatleri Araştırma Komisyonunun kurulması ümidi ve beklentisi içerisi içindedir.

Bu güne kadar yapılan bütün itham ve iddialarınıza cevaplar, Hizbullah cemaati tarafından verildi. Siz ve avaneleriniz, şerefli Müslümanlara “Hizb-i Kontra” dediniz. “Hizb-i kontra vardır ama bu Hizbullah cemaatine karşı kurulmuş ve kullanılmıştır.” denilmesine rağmen, bunu örnekleriyle izah etmelerine rağmen; her türlü iftirayı attınız ama tutmadı. Bu tavır, politika ve söylemleriniz, devrini artık tamamlamıştır…

Her zaman söylemişimdir, yine söylüyorum. Hani Allah Peygamberine ayetinde diyor ya “Onlar seni öz çocuklarını tanıdığı gibi tanırlar”, PKK’liler de, Hizbullah’ı kendi öz çocuklarını tanıdıkları gibi tanır. Hizbullah’ın mecbur kalmadıkça, direniş zorla dayatılmadıkça, bıçak kemiğe dayanmadıkça 2. bir intifada başlatmayacaklarını kendileri de iyi bilir tüm Müslüman Kürt halkı da…

Zillet bizden uzaktır.

(Ebuzer ÇETİN)