Mustazaf’lara lütfedip, onları yeryüzünde önderler ve varisler kılmayı vaat eden Rabbimize Hamd, Resulüne Salât ve Selam olsun…

İslam davasını omuzlayan bu uğurda mücadeleye koyulan, sabır ve azimle yolunu sürdüren tüm dünya Mustazaflarına müjdeler  olsun!

İslam tarihini okuyanlar veya Rasulullah (sav)' ın mücadelesinden haberdar olanlar bilirler ki; İslam davası kadar düşmanlarından şiddet ve tepki gören bir dava yoktur.

Bu, Rasulullah (sav)' ın davetine karşı yapıldığı gibi bugün de aynı metotla mücadele veren mazlum ve ezilenlerin hamisi Mustazaf Der aynı şiddet ve tepki ile karşılanmaktadır.

Bu şiddet ve tepkilerin doz ve biçimlerine baktığımızda da aynı özellikleri taşıdığından da anlaşılıyor ki Mustazaf Der mensupları, gönüllüleri, nebevi bir yol üzeredirler inşallah.

Kurulduğu günden bugüne kadar tüm Müslümanları kucaklayan ve onların derdi ile dertlenen, sorunlarına çözümler arayan bir dernekti Mustazaf Der.

Sürekli ümmetin asıl sorunlarını gündemine alarak bütün gayretlerini bu sorunlara çözüm bulmaya, İslam düşmanlarının ümmetin bağrında açtığı yaraları tedavi etmeye çalışan bir dernekti Mustazaf Der.

Bütün Müslümanların vahdetini sağlayacak ve onları bölük pörçük olmaktan, ifrat ve tefrite sapmaktan, birbirleriyle çekişmekten ve tüm gayretlerini boşa çıkaracak vaziyetlere düşmekten kurtarmaya çalışıyordu bu güzide dernek.

Mustazaf Der kurulmadan önce  yukarıda bahsi geçen durumlardan özellikle Kürt Müslümanlar çok ızdırap çekiyordu. Bu derneğin öncüleri bütün bu sıkıntıların sebeplerini çok iyi teşhis ettikten sonra; ifrat ve tefritten uzak, mutedil bir temel üzerinde, müstakim bir akide anlayışı ile taassuptan uzak” bir anlayışı hem yaşadığımız Kürdistan’da hem Türkiye genelinde doğu batı kardeşliği ile  ikame ettiler. 

Mustazaf Der’in suç dosyası, biliyoruz, hayli kabarıktır. Bunlardan bazıları şunlardır.

Kulların kullara kul olmaktan kurtarılıp sadece ve sadece Allah’a kul olmalarını sağlamak…

Mazlumlara, mustazaflara, ezilenlere ve hakları elinden alınanlara gerçek kurtuluş yolunu göstermek…

Zalimlere, tağutlara, müstekbir ve ceberutlara karşı Tevhid bayrağını yükseltmek…

Yüce Allah'ın insanlara tanıdığı her türlü hak ve özgürlükleri temin ve güvence altına almak…

İnanç özgürlüğü önündeki engelleri ortadan kaldırmak…

Peygamber sevdasını yüreklere taşımak...

Milyonları meydanlara toplayıp yeri ve göğü tekbirlerle inletmek...

Hak ve adalete dayalı bir düzeni kurmak…

Şunu herkes bilsin ki Mustazaf Der  bir parti veya bir vakıf değildir! O bir cemaattir. Sevdalısı milyonları bulan büyük bir cemiyettir..

Onun hizmet ve mücadelesi rejimin herhangi bir kurumunun vereceği kapatma kararıyla ne sekteye uğrar ne de akamete uğratılabilir.

Mevcut hükümet denen zevatın herhangi bir savcısının veya yetkilisinin iki dudağı arasından çıkacak bir iki söz, bu camianın kaderine etki etmez.

Çünkü Mustazaf Der herhangi bir partinin arka bahçesi, kolu ve uzantısı olmadığı gibi üzerinden rant sağlanacak veya prim elde edilecek bir konumu da kabul etmez.

Evet Mustazaf Der temellerini bu anlayış ve bu esas üzerine bina etmiştir..

Mevcut rejim geçmiş yıllarda bölgenin en etkili İslami Cemaati ola Hizbullah’a yönelik gerçekleştirdiği operasyonla büyük bir başarı kazandığı vehmine kapıldı.

İçine girdiği zafer sarhoşluğuyla, yaş ve kuru demeden ve hiçbir ayırım yapmadan, birçok Müslümanın canını yakan operasyonlar gerçekleştirdi.

Operasyonlarını Hizbullah ile sınırlı tutmayıp, ele geçirdiği fırsatları çok namertçe kullanarak, bütün İslami grup ve şahsiyetlere karşı yoğun bir baskı ve sindirme kampanyası başlattığı gibi  bugün halen bunu topyekûn sürdürmektedir.

Bugün de Mustazaf Der’i etkisiz hale getirmek ve halk desteğinden yoksun bırakmak için yaptığı polisiye operasyonlarla yetinmeyip, geniş kapsamlı psikolojik, hukuki ekonomik, siyasi ve kültürel bir imha savaşı yürütmektedir.

Bu doğrultuda elindeki bütün imkânları ve yargı araçlarını kullanarak, yürüttüğü propagandayla Mustazaf Der’i halk desteği olmayan ve etkisiz hale getirilmiş bir terör örgütü şeklinde gösterip, Müslüman halkın gözünde  bu derneği kapatarak bittiğine ve faaliyet yapamaz duruma geldiğine inandırmaya çalışmaktadır.

Kemalist laik zorba rejim bugüne kadar bu derneği yok etmek için yürüttüğü kampanyalarından bir netice alamayıp hedefine ulaşamadığı gibi, bundan sonra da ulaşamayacaktır. Bence bu kapatma kararıyla geçici başarı ve yalancı zafere fazla ümit bağlamamalı ve sevinmemelidirler.

Çünkü bu yalancı zafer sevincini kursağında bırakacak önemli fırsatlar mustazaflar için halen mevcuttur.

Bu ülkede Adaletsizlik, zulüm ve İslam düşmanlığı var oldukça, Müslümanlar kendi öz topraklarında insanlık dışı baskı ve muameleye tabi tutulup esaret ve zillet içinde bir hayat yaşamaya mahkûm edildikçe, İslami inançlarını öğrenme, yaşama; kendi dilinde eğitim öğretim hakkından mahrum bırakıldıkça mustazafların mücadelesi var olacak ve devam edecektir.

Bundan önce olduğu gibi bundan sonrada Kürdistan özelinde ve Türkiye genelinde Müslümanların güvendiği ve umut bağladığı, Mustazaf Der; İslami bir hareket olarak önünde duran ve kendisini bekleyen görev ve sorumluluklarının bilincinde olacaktır.

Müslüman halkından aldığı destekle, halkının haklı İslami ve insanı özgürlük taleplerinin savunucusu olmaya ve mücadelesini vermeye her alanda ve ortamda devam edecektir.

Her Mustazaf Der üye ve gönüllüleri şunu çok iyi bilsin ki; tarih boyu İslam davası nerede taban bulup güçlense ve Müslümanlar nerede davalarına sahip çıksa, İslam düşmanları da hemen harekete geçer ve bertaraf etmeye çalışırlar.

Bunun için de her yolu kendilerine mubah görürler.

Vallahi, vallahi onlar isteseler de istemeseler de Hak batıla üstün gelecektir.

Zillet bizden uzaktır…

(Ebuzer Çetin)