İnegöl Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (İNSİAD) 'Bir Konu Bir Konuk' programına konuşmacı olarak katılan işadamı Ethem Sancak, 'Kurumsallaşma ve Dışa Açılım' konusunda bilgiler verdi.

Ethem Sancak, 1980'lere kadar ticaret dışında her şeyi yaptığını, 80 darbesinin hayatının dönüm noktası olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: "12 Eylül 1980'de askerdim. Ondan önce Türkiye İşçi Köylü Partisi'nin Merkez Komitesi üyesiydim. Askere gittiğim için istifa ettim. Darbe olunca, Merkez Komitesi 10 yıl hapis yedi. Tesadüfler beni hapse girmekten alıkoydu. 1980'de bu yapılar dağıtılınca, o sırada bir arkadaşımla ecza deposu kurdum. 5-6 yıl içinde de toplam ilaç sektörünün yüzde 40'ı üzerimizden geçmeye başladı. Bu iş bizim en iyi bildiğimiz iştir. Bu sebeple yabancı ülkelerde de aynı türden iş yapalım istedik. Fakat o dönemde Türkiye'nin ekonomisi çok kötü olduğu için, enflasyonumuz yüzde 100'e yakın olduğu için pasaportlarımızın hiçbir kıymeti yoktu. Birçok ülke bizimle ortak iş yapmak istemedi. En sonunda İtalyan bir ortakla yine aynı işi yapıyoruz. Mısır'da, Cezayir'de, Rusya'da çok iyi noktadayız. İlaç dağıtım pazarında 21 bin çalışanımız var, 6 milyar dolar ciromuz var. Önümüzdeki dönem içinde Romanya, Ukrayna, Yunanistan, Hindistan, Sudan, Libya, Fas, Suriye, Kazakistan gibi ülkelerde de yatırımlar planlıyoruz."

"BANKALARIN ÇOĞU TEFECİLİK YAPIYOR"

Konuşmasında bankalardan da söz eden ve bankaların çoğunun tefecilik yaptığını dile getiren Sancak, şöyle devam etti: "Türkiye sıralamasında 15'inci büyük şirketiyiz Türkiye'nin. Son zamanlarda bankalar vergiyi çok arttırdılar. Son yıl bankalar biraz öne geçti. Bankalar çok kazanıyor, biz yine aynı vergiyi veriyoruz. Bankalar fırladılar. Çünkü çoğu tefecilik yapıyor. Bu hükümetin, bu sorunu çözmesi lazım. Bankaların görevi tefecilik değil. Bankların nisbi görevi halkın tasarruflarını alıp, girişimcinin eline sunmaktır. Buna aykırı hareket edenin bankacılık yetkisini iptal etmek lazım. Toplumsal karakteri olan sermayeyi öldürmektir. Durağan hale getirip bir tarafa istif etmektir. Ama maalesef bizim bankacılık sistemimizin özü tefeciliğe dayanıyor."

"IRAK'A GİRMEK ÜZEREYDİK"

Ethem Sancak, Türkiye'yi ciddi derecede etkileyen 2001 krizi hakkında da görüşlerini aktardı. O dönemde savaşın eşiğinden dönüldüğünü kaydeden Sancak, şu bilgileri verdi: "2001 yılında bir kriz yaşadık. Bu ülke para bulmak zorundaydı. Para musluklarının başında da Amerika vardı, o gün Saddam'la uğraşıyordu. Amerika dedi ki 'ben size para veririm. 1 milyar dolar hibe, 1 milyar dolar da borç veririm' dedi. 'Ama Kuzey Irak'a gireceksin.' Biz az kala giriyorduk, anlaşılmıştı da. Karşılığında 1 milyar dolar alacaktık. Şu anda sadece İnegöl yılda 1 milyar dolar ciro yapıyor. Nereden nereye geldi Türkiye."

"BİLGİ EN ÖNEMLİ HAZİNEDİR"

Ekonominin ve siyasetin temelinin bilgi olduğunu söyleyen Sancak, bilginin en değerli hazine olduğunu vurguladı. "Bilgi paylaşıldıkça hata payı azalır." diyen Ethem Sancak, "Geleceği daha iyi inşa edebilmek için bilgiyi paylaşmalı ve birbirimize faydalı olmalıyız. Bizim kadim medeniyetimiz 1400 yıllık süre içinde bilgiye önem verdikleri, bilgiyi paylaştıkları ve bilgiye dayanarak strateji geliştirdikleri dönemlerde tarihe yön vermişlerdir. Yüce kitabımızda Allah, 'Oku' emriyle bizlere okumamızı, bilgi sahibi olmamızı emretmektedir. Büyük bir devlet olabilmenin tek bir yolu var. Bilgi üretmek ve paylaşmak. Çünkü bilgi tüm servetlerden daha kıymetlidir. Bilgi kendini bilmektir, kendini bilmekte yaratanı bilmektir. Bilgi insan olmak için lazım. Bilgisiz insan, kokmuş çamur ve balçıktır. Bütün imparatorlukları biz bilgiye önem vererek, inşa ettik. En büyük hazinemiz bilgi." şeklinde konuştu. (CİHAN)