Gül Güneş
Toprağın bağrına düşen her damla onu besleyip hararetten çatlamış yüzünü yumuşatmanın kaygısını taşır içinde! Masum, azimli ve vefakar… Bulut dağlarının yamaçlarında kurulu, bereketli bir ova misali, toprakla cilveleşen yağmur taneleri. Baharla birlikle bir diriliş habercisi oldukları gibi bitişine de adeta bir ağlayıştır halleri! Her biri yeni bir doğuşa şahit olabilmek adına yitirirler benliklerini… Yokluğun en belirgin hali olan ‘varlık’la; yokluğun bağrında, ‘varlık’a yürüyüştür aslında her bir düşüşleri!
Kâinatın bağrına düşen bir damla! Kendi başına bir umman; o damla! Varlığın; varlığıyla daha bir anlam kazandığı, yağmur yüklü bulutların bereketini kuşanmış bir insan-ı kâmil temsilatında…
* * *
Zulmün pelte pelte yayıldığı bir devir!
Utanç iklimlerinde gezinen yüzler… Simsiyah bir örtü(!)yle kaplı hicaz çöllerinde, kardelen misali, dirilişi bekleyen minicik bedenler… Ahları yürek dağlayan, ‘dayı evi’ne yaptıkları ziyaret; son yolculukları olan küçük kız çocukları…
Şirkin, zulüm ve tefrikanın kol gezdiği diyar, mahzun! Çalkantılar oluşmakta o demlerde Yesrip’te… Akla ziyan hâller yaşanılanlar…
Kopkoyu bir gece!
Tevhidi gölgelemeye görevli koca bir ateş… Aydınlatan, geceyi! Bin yıldır yanmakta… Gözler hayretle o noktada bekleşmekte. Mecusi tapınağında! Zira ansızın sönmekte ateş. Üzerine; gökten çatlaklar oluşup da sular yağmışçasına!
O gece ki; bir katre düşmekte karanlığın bağrına! Hisli bir ses yankılanmakta semanın derinliğinde… Ve bir yıldız göz kırpmakta, sevdalısı olduğu Güneş’e…
Alışılmışın dışında yaşanan gecenin bağrına düşen bir başka olayda Kisra Sarayı’nda! Her biri oldukça sağlam ve heybetli 22 sütundan 14’ü çatlayıp yıkılmakta… Tozu dumana katarak yığılmakta mermer zemine… Gecenin sessiz iniltisine karışmakta; saltanatın asıl sahibine geçtiği, temsili sesi…
Kutsiyet adına; suya tapan bir zihniyetin bel bağladığı bir göl! Rahmani bereketten umudvar olamayan bedenlerin mukaddesatı yükledikleri Save Gölü… Azameti asırları kuşatacak; yankısı ebede değin çınlayacak bir rüzgâr(!) ile kurumakta o gece… Çatlaklar bırakmakta ardından…
Bir devrin; koca yanılgısında birleşen kolların, hakkı ahtapot misali örtmeye kalkıştığı demlerin can çekişmesine şahid olmakta gökler! Yer; bir anne şefkatiyle beslediği, sarıp sarmaladığı örtüsünü adeta soyunmakta! Zulmün en alçağına daha fazla yataklık etmemek adına…
Öyle bir gece ki; semayı kaplayan haşyet, gülfidanının tomurcuk patlamasıyla yerini emsalsiz bir kokuya bırakmakta! Bir gül açmakta… Rengiyle, kokusu ve şekliyle daha evvel hiç açmamış nadide bir gül… Alnı semada!...
Hazırlıklar tamam! Yer ve gök artık hazır kutlu misafirini ağırlamaya! Ve ikisi arasındakiler… Gece; şafağa vurmakta… Gün doğmadan henüz, bir güneş doğmakta zamana! Kainâtın Güneşi…
Yıl; Milâdi 571… Aylardan Rebiülevvel… Gün; Pazartesi… Tarihe altın harflerle kazınacak bir tarih! Muştusu asırları aşacak…
Enfes bir koku yayılmakta; Beni Haşim kabilesinden Abdullah bin Abdulmuttalib’in evinden! Bir ışık; tağutun zifirliğini yara yara, saçılmakta… Dünyanın merkezinde seyredip âlemlere yol bulmakta… Ve akmakta gönüllere; halelerle…
Nur’u bağrında taşıyan anne Hz. Âmine!
Gece; İbrahim’in (a.s) duasına O, son nebiye hâmile!
‘Nur topu’ bir erkek çocuğu açmakta gözlerini, o şerefli kadının kucağında! Kutlu bir doğum gerçekleşmekte Yesrip diyarında… Gözleri gece karası bir bebek! Bakışlarında İlâhi bir sırla, meleklere gülümseyen…
* * *
Halilullah’ın niyazı!
İsa’nın (a.s) müjdesi!
Amine’nin (r.anh) rüyası!
Hatice’nin (r.anh) goncası!
Ümmetin gözbebeğİ!
İsmi gökte Ahmet; yerde Muhammed (sav) olan!
Rahman olan Allah, kuluna şah damarından daha yakın! Ve her an gözetip korumakta…
Şanının yüceliği; kullarına rehber olarak vazifelendirdiği nebi ve resulleriyle, bir kere daha anlaşılmakta! Ki; Muhammed Mustafa (sav) bu silsilenin tacı! Varlık âleminin en değerli incisi…
“Andolsun ki, sizin için ve Allah a ve ahiret gününe ulaşmayı dileyen ve Allah ı çok zikredenler için, Allah ın Resûl ünde güzel bir örnek vardır.” Ahzab suresi-21
Rebiülevvel ayının 12. gecesi… Rahmet peygamberinin; Rabbi Rahimden aldığı ilmi, tevhidi nağmelerle kâinata haykırma adına irfan ummanına daldığı bir şeb-i yelda!
Mevlid-i cana şifa!
Mübarekti o gece! Bizlere de malum ola inşallah…
yuksekovaajans.com