En çok merak edilen konu sanırım bu! Ancak bu savaşın bir kesin bir de muhtemel sonucu var. Kesin olan şu ki; Bu savaş, Tebük seferi şartlarındaki gibi çok zor şartlarda bir cihada davettir. Düşman dünyanın en güçlü ordusuna sahip, Müslümanlar ise kılıçlarını koyacak kından mahrum. Davete icabet edenler savaşın kesin galipleridir. Onlar şehit olsalar da olmasalar da yaralansalar da yaralanmasalar da savaşan kazanan tarafındadırlar.
Bir de savaşın kesin olarak kaybeden tarafı vardır. Çeşitli mazeretler uydurarak savaştan kaçanlar!. Tebük seferi zaten Mümin ve münafıkları ortaya çıkarmak için adeta turnusol görevi yapmıştı. Tebük seferini Fizlal’den okursanız orada münafıkların söz ve eylemlerinin günümüzde neye tekabül ettiğini günümüzde benzer ifadeleri kimlerin sarf ettiğini kolaylıkla anlarsınız.
Aksa Tufanından beri kervanlar yola dizilmiş. Her kes kaçınılmaz olarak bu dünyadan göç ediyor. Gidilen yer de iki konak var cennet ve cehennem. Gazze, Lübnan, Yemen ve şimdi de İran İslam Cumhuriyetinden günlük yüzer iki yüzer kişilik kafileler halinde çoluk çocuk kadın erkek çoğu aile bütünlüğünü bozmadan cennete giderken seyredenler, seyretmekle kalmayıp “bizi dinleselerdi…” diyenler cehenneme gidiyor.
Tabi ki bu söylediklerim, Allah’a ahirete ve hesap gününe kesin olarak iman edenler için geçerli. Buna imanı olmayan kâfirler ve olmadığı halde var gibi gösteren münafıklar için anlamsız ifadeler.
Muhtemel sonuçlara gelince; Ya Tebük seferinden sonra olduğu gibi Büyük Şeytan direniş cephesine saldırmayı aklından geçiremez hale gelir, payitahtını korumanın derdine düşer; Ya Hudeybe de olduğu gibi anlaşmaya yanaşır hem Suud üzerinden hâkim olduğu Mekke ve Medine’yi hem de Hayber’in varislerinin hâkimiyetindeki mescidi Aksa’yı kaybeder; Ya da Kerbela olur. İmam Humeyni merhum bir konuşmasında:” Büyük Şeytan gelse hepimizi öldürse buradan daha iyi bir yere gideceğiz der.
Sonuçta biz inanıyoruz mülk Allah’ındır. Mülkün sahibi mülkün tasarrufunu dilediğine verir. Dilerse İran’ı ve Lübnan’ı da Suriye gibi azgın kâfirlerin tasarrufuna bırakır. Azgınlıkları daha da artsın zulümleri ayyuka çıksın diye! Dilerse mülkünü onlardan alır mustazafları onlara varisler kılar. Amerika kıtasını dahi bu zalim ve gaddar Episteinci çetenin hüküm ve tasarrufundan çıkartır. O’nu sabır ve sebatla bekleyip göreceğiz.
En iyilerini kurban vermek bu davanın tabiatındandır. Bu dava uğruna nice Peygamberler kurban olmuştur. Şehid serdar Süleymani: "İmam Hüseyin yücedir; Ama ondan daha yüce olan uğruna feda olduğu şeydir." İfadesi ile verdiğimiz şehitlerle İmam Hüseyin’in uğruna şehit olduğu aziz İslam’a dikkat çekmektedir.
Tebuk’e ve Hudeybiye’ye gitmemek için bahane uyduranlar Şehit Laricani’nin 6 maddelik çağrısında “‘Kim birinin 'Ey Müslümanlar' diye yardım çağrısı yaptığını duyar da ona karşılık vermezse…” sözlerini yardım çağrısı gibi algılayıp neden yardım etmediklerinden bahsettiler. Evvela bu bir çağrı değil, sitem idi. Zira şehit onların 47 yıldır neden karşı tarafta olduklarını ve asla taraf değiştiremeyeceklerini gayet iyi biliyordu. İleri sürülen İran’ın Suriye ve Irak politikalarının birer bahane olduğu çok açık değil mi? Hamas Suriye ve Irak’ta Sünnilerle mi savaştı! Bunlar Gazze’ye yardım etmedikleri gibi kimi açıktan kimi örtülü İsrail’e yardım edenlerdir. Nasıl İslam Cumhuriyetinin yanında duracaklar!? Yardım etseler bile en fazla Gazze’ye yaptıkları gibi DUA edecekler. Ötesi var mı? Amacım duayı küçümsemek değil ama bu münafık tiplerin duasının indallahta kıymeti harbiyesinin olmayacağı kanaatindeyim. Dualarıyla da yanımızda durmasınlar. (Emin Güneş - Hürseda Haber)