Son 1–2 aydır hepimizin malumu gündem Kürt açılımı, yani Kürt sorunun çözümü için atılacak adımların sıhhati üzeredir.

Hükümet önceleri Kürt açılımı dedi, kafatasçılar tarafından sert tepkilere maruz kaldı, isim değiştirdi demokratik açılım oldu. Aslında bizim için önemli olan ismi değil cismidir. Henüz ortada bir şey yok.
 
Günden açılım olduğu için yazar-çizer takımı da bu yönde makaleler, teklifler, tavsiyeler sıralayıp duruyor. Özellikle Kürt medyasına baktığımızda eli kalem tutan herkes bu konuda bir şeyler yazıyor. Bu yönde internet sitelerine bakıldığında her gün belki yüzlerce yeni makaleye rastlamak mümkündür. Özellikle Kürtler tarafından yazılan makalelere dikkat çekmek istedim zira bu konuda mağdur olan sıkıntı çeken, hakları gasp edilenler, mahrum bırakılanlar Kürt halkıdır.
 
Hükümet, hükümet olduğundan beri, bir şey yapmak istediğinde bunu radikal bir çıkışla söyler, sonra malum çevrelerce tepki alır. Sonra geri adım atar. En bariz örneği başörtüsü sorunun çözümü sürecinde izlenen politikalardır. Şimdiye kadar zamlar ve yeni vergiler getirmedeki kararlılığı saymazsak, bu yönde kararlılıkla üzerine giderek çözdüğü problem sayısı baya azdır.

İlk başlarda bu işten sorumlu bakan “fikir sahibi herkes ile görüşeceğiz” dedi ama muhatap alma işi ağırlıklı olarak batıda yaşayan ve Türk aydınlardan öteye geçmedi.
 
Batıda yaşayan bir yazar veya aydın, bölgede karşılaşılan sorunlara ne kadar vakıftır ki siz sadece onları muhatap alıyorsunuz?

Sizce bu aydınlar cezaevinde, ölümcül hastalığa yakalanan Yasin DEMİR’in annesinin, Türkçe bilmediği için oğlu ile telefonla konuşamadığı için çektiği ızdıraba vakıflar mı? 

Ya da camide Kürtçe vaaz yapan imamı, Mardin tugayında işkence ile sorgulayan komutana “Türkçe bilmedikleri için Kürtçe vaaz yapıyorum” dediğinde de  “madem onlar bilmiyor o zaman sen vaazını Türkçe yap yanındaki bir kişide bunu Kürtçeye tercüme etsin” ucubesinden haberdarlar mı?
 
O aydınlar, ilk veya ortaokuldaki öğretmenlerinin, o korkunç ve ürkütücü yüzlerini hala unutamayan şimdiki 40’lı yaşlardaki insanların duygularını da belki bilmiyorlardır.

 İşte bu örnekler çoğaltıldıkça, hükümetin Kürt halkının aydın, imam, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşlarının ile yazarlarının feryat, tavsiye, istek ve görüşlerine pekte ehemmiyet vermediğini gördükçe bu işteki samimiyetin zayıflığına kanaatim daha da artıyor.

Bu iş gerçekten çözüme kavuşturulmak ve herkesin huzurlu bir şekilde hayatını sürdürmesi mi isteniyor, yoksa bu da eski oyalama taktiklerinin yeni bir versiyonu mudur?

Yoksa kapalı kapılar ardında “ne kadar az ziyanla bu işi götürürüz” hesabı mı yapılıyor?

 Toplum olarak bakıldığında, vicdan sahibi her Türk ve Kürt tarafından bu sorunun hakkani bir şekilde çözülmesi isteniyor. Hakkani çözümde hakkın verdiği hakların halklara adaletli bir şekilde paylaşılmasıdır. Son dönemlerde her ne kadar bazı iyileşmeler oluyorsa da Kürt halkının içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar, sağlık sıkıntıları, yollarının olmaması, olan yolların da aylarca kapalı olması ve hala kışın hamile bayanlar kızaklar üzerinde hastanelere yetiştirilirken can verdiği hepimizin malumudur.
 
Eğer doğum yolunda can vererek, doğurduğu çocuğun 20 yaşına bastığında askerlik yapmak vatani borcu ise, hasta olan nenesinin doktora giderken derdini Kürtçe söylemesi de hakkıdır.

 Bizler doğarken, siyah veya beyaz, Kürt veya Türk, kısa veya uzun boylu olmayı, yaşadığımız coğrafyayı seçmedik. Bu, ALLAHın bizlere verdiği bir haktır ve bu hakkı hiç kimsenin yasaklamaya-kısıtlamaya hakkı yoktur.

 Bizler açıkça diyoruz ki, ALLAH’ın insana verdiği her hakka Kürtler de sahip olmalıdır. Bu işin çözümü için sağlıklı yol aranıyorsa ALLAH’ın mahlûkları için verdiği hükümleri uygulamak vazgeçilmezlerdendir. Buna karşı çıkan Kürt veya Türk olsun iyi niyetli değildir. Ve bu yolun dışındaki tüm yollar sorunları geçici olarak iyileştirebilir ama kökten çözmez, ileride daha büyüğü ile karşılarında bulacaklardır.
 
Kürt sorunu sadece dil sorunu değildir. Ondan önce din sorunu vardır ki bu tüm Müslümanları kapsamaktadır. Madem hükümet, halkı saadete ulaştırmak ve kardeşçe bir yaşam ortamı sağlamak istiyor, o zaman genelde tüm Müslümanların sorunu olan, dinin üzerindeki baskı, özelde ise Kürtlerin sorunu olan eşit haklara sahip olma ve dil sorununu bir bütün olarak ele almalı ve çözmelidir. İşte bu noktada batıda yaşayan Müslüman Türk kardeşlerimizin de ellerini taşın altına koymaları ve öncelikli olarak başta başörtüsü olmak üzere, ülkede Müslümanların inançlarına göre yaşayabilmeleri için hep birlikte hareket etmelerinin vakti gelmiş, geçiyor bile.

Ama üzülerek belirteyim ki İslami hassasiyete sahip bazı Türk kardeşlerimiz bile kafatasçı zihniyetlerin etkisi altında kalmış gözüküyor. Ve onların dillendirdiği telkinleri yapıyor. Bir Müslüman ALLAH ve Resulüne iman etmiş ise samimi bir kalp ile teslim olmalı ve İslami içine sindirmelidir. Yaklaşık olarak 30 yılı aşkındır yapıla gelen yanlış politikalar yüzünden, bunca kan dökülmüş ve ne Kürt nede Türk anası rahat yüzü görmemiş, sürekli gözünde yaş olmuştur. Madem ALLAH bizleri İslam üzere kardeşler kılmış, o zaman kardeşçe yaşayalım. Kin ve husumetten kimse menfaat görmemiştir.

Sonuç olarak bu iş gerçekten çözülmek isteniyorsa, inat ve husumet bir tarafa bırakılarak, salim bir kafa ile hareket edilmelidir. Gerek Türk gerekse Kürt aydın, âlim, kanaat önderi ve toplumun sorunları içerisinde mesaisini geçiren sivil toplum kuruluşları ile oturulmalı ve düşünceleri, çözüm önerileri dikkatle incelenerek karar verilmelidir.

Her iki tarafta gerçekten halk olarak bu işten bıkmış ve sorunun çözülmesini istiyor. Hükümetin yetkili organları ve başta Başbakan ile Cumhurbaşkanı, bu işi hakkani bir şekilde çözerseniz halk size minnettar kalacaktır. Yok, eğer buda diğer girişimler gibi ürkekçe ve geri adım atılacak mahiyette ise işin bu kadar uzatılmasına ve millete boş hayaller kurdurtmaya gerek yoktur.

Rabbim, kötü niyetli insanların planlarını açığa çıkarsın. Gerek Kürt, gerekse Türk halkının içerisinde fitne çıkarmak isteyen, kan dökülmesinin devamı için çaba sarf edenleri hidayete erdirsin, hidayet nasip değil ise boyunlarını kırsın ve onları zayıf ve perişan etsin. ALLAH’ın boyası ile boyanmış tüm halkları İslam üzere kardeş ve dost kılsın.

Wesselam

Emin Haksever/HÜRSEDA