Allah’ın Adıyla..
Hayır olsun, küreselleşme sürecinde insanoğlunun en büyük kazancı; teknolojik gelişmeler ve dolayısıyla getirisi olan, insan aklından esinlenilmiş ‘akıllı’ eşyalar. En büyük kaybı ise ‘akıl’ ve aklı kullan(a)mama!
Sorun şu ki; ‘akıl’ ile hazırlanan ergonomik üretimlerin ve bu üretimlerin insana katkısıyla(!) doğan tembellik alışkanlığının akıl, beyin ve bilinç işlemlerini sekteye uğratması…
Mesela, akıllı çamaşır makineleri, bulaşık makineleri, süpürgeler, minimum ev eşyaları, ev işlerini kolaylaştırıyorken(!), ‘akıllı’ bilgisayarlar ve bilgi saklarlar ise sosyal hayatı kolaylaştırıyor(!). Kolaylaştırıyor derken hani mesela insanların bir dönem hayal ettikleri bizim yerimize düşünebilen, akledebilen hizmetçi robotlar gibi bir şeyi kastediyor ve hatırlıyorum. İnsanın lüksiyete, rahatlığa yatkın fıtratı, hayatından neleri çaldı oysa ki.
*
Ve ‘akıllı’ telefon modası! Bence bu çağda, eğer hırsız arıyorsanız, kendi irademizle aldığımız, bununla kalmayıp yine hür irademizle hayatımızda önemli bir yere oturttuğumuz ‘akıllı’ telefonlara bakmalı.
İnanın bana paradan, maldan ve mülkten çok daha önemli olan; ‘aklın’ ve zamanın çalınmasıdır.
Fark ettirmeden elinize aldığınızda bir saatten aşağı elinizden düşürmeyeceğiniz, en büyük zaman hırsızı… Ve dolayısıyla aklınızın sadece bir yöne odaklanmasına sebebiyet verecektir. Bir de internete girdiyseniz, alıcı beyninizin çalışması iki katına, üç katına çıkacaktır. Çünkü internet ortamında, özellikle ‘sosyal medya’ gibi platformlarda paylaşılan bilgiler, hem birbirinden çok farklıdır, hem de aşırı bir bilgi yüklemesi gerçekleştirir. Ve aşırı bilgi, esas bilgiye ulaşmayı engeller. Bu durumda, bilgi kirliliği ile karşı karşıyasınız. Bilgi kirliliği ise, bir çeşit hipnoz tekniğine benzetilebilir. Hipnotize ruh halinden çıkmış ve sersemlemiş bir kafayla saate baktığınızda, zaman kaybınızın ciddi boyutlara ulaştığını görebilirsiniz.
Değindiğimiz gibi akıllı eşyaların programlanması, işin kullanıcıya bırakılmadan bitirilmesine göre ayarlı. Eşyalarınız ne kadar akıllı olursa, insanda o kadar çok şey eksiliyor. Ki bunların başlıca en önemlisi; akıl, düşünme kabiliyeti, zaman ve tabi olmazsa olmazlardan para!
Nitekim insana bahşedilmiş ve insanın en önemli kabiliyetlerinden biri, düşünebilme kabiliyetidir. Bu kabiliyet insanlık tarihinin oluşması sürecinde, ilmi çalışmaları doğurmuştur.
Düşünmenin önemine binaen ne kavgalar verilmiştir… Şöyle birkaç örnek verecek olursak, “düşünüyorum, o halde varım” sözünü kullandığında, Descartes; düşünmenin evrende var olmanın temel kaidesi olduğuna vurgu yaparken, Ali Şeriati; “Düşünüyorum o halde varım değil, başkaldırıyorum o halde varım. Çünkü her düşünen başkaldıramaz; fakat her baş kaldıran düşünüyor demektir” diyerek düşünmenin; başkaldırmaya, tüm sessizliklere, boyun eğmişliklere karşı kıyam sergilenmesine sevk etmesiyle, varlığın, mümkün olduğunu vurgulamakta. Nitekim bir çok ayeti kerimede de insana; “Hiç düşünmez misiniz?”, “Hiç akletmez misiniz?” soruları yöneltilirken, Alim olan Allah insana bahşettiği nişaneyi vurgulamakta.
*
Sanırsam artık, şu ‘altınçağ’da bu tür ayetlerin muhatabı; insan aklını hipnotize ve ipotek eden, aynı zamanda insan üretimi olan ve insandan daha iyi akleden(!) “akıllı eşyalar”!
Son olarak şunu söylemeliyim ki; Aziz olan Allah tarafından; hediyelendirilmiş topluluk; iman eden, düşünebilen, sevebilen, gayret edebilen, bilgiye aşık, farkında olan, heyecanlı ve ferasetli topluluktur.
Bu hediyelerin farkındalığında ve daha dikkatli olma duasıyla..
Wesselam..
(Söz ve Kalem Dergisi)