Veya Üstad'ın "Yeni çirkine mahkûm, eskisi güzellerin" dediği kabilden her güzel tabirimize modern bir karşılık bulma saplantısında olanların düşünce özgürlüğü şeklinde ifade etmeyi tercih ettikleri ve maalesef memleketimizde ne saltanat devrinde, ne meşrutiyet devrinde, ne tek partili cumhuriyet devrinde, ne çok partili cumhuriyet devrinde, ne sol iktidarlar devrinde, ne sağ iktidarlar devrinde, ne koalisyonlar devrinde bir türlü ulaşmayı beceremediğimiz en temel insan haklarından biri.
Güya fikir hürriyeti açısından bu topraklarda geçmişte emsali görülmemiş bir terakki sağladığımız şu mesut günlerde bir ilahiyat fakültesi hocası netameli bir mevzuda modern/ batılı/ muasır/ çağdaş/ seküler vs. vs. telakkiye mutabık kalma başarısını gösteremediğinden ötürü en galizinden bir linç faaliyetine maruz bırakılıyor. Herhalde fikir hürriyeti başlığını attığımız bir yazıda bir fikrin aksi istikamette varid olan fikirlere tepki gösterme densizliğinde bulunacak değiliz, zira burada şikâyetçi olduğumuz tutumun sahipleri mezkûr hoca hakkında idari soruşturma açmanın ötesinde hocayı kamuoyu önünde rencide edecek açıklamalara imza atan YÖK Başkanı ve üniversite rektörüdür.
Maalesef hiçbir devirde bu necip halka yar olmayan fikir hürriyeti cumhuriyet devrinde de George Orwell'ın tasvirlerinden daha öte bir seviyeye varmaya muvaffak olamamıştır. Kâğıt üstünde ifade edilen mutlak eşitliğe rağmen her nedense modern/ batılı/ muasır/ çağdaş/ seküler sınıfın mensupları daha eşit olagelmişlerdir ve her ne hikmetse başta da ifade etmeye çalıştığımız gibi idarenin ipleri hangi zihniyetin eline geçerse geçsin vaziyet zerre değişmemiştir.
Bu her devir zerre değişmeyen menfur vaziyet bizde o derece tahammül edilmez hissiyat husule gelmesine vesile olmasından mıdır nedir hiç de tahlillerimizi derinleştirme ihtiyacını hissetmiyoruz. Herhalde vereceğimiz bir ufak misal tespitimizi ispat sadedinde kâfinin fevkinde olacaktır.
Yine yakın bir zamanda hatırlarsanız özel üniversitelerimizin birinde bir porno tezi rezaleti yaşanmıştı. Bu zikretmesi bile bir zül olan hadise karşısında YÖK Başkanı'nın gürlediğini hatırlayan var mı bilemiyorum. Yahut da üniversite rektörü çıkıp da millete böyle bir rezalet yaşattıkları için özür dilediğini ve bu tezi yaptıran hocaları da kamuoyu önünde rencide ettiğini de hatırlamıyoruz. Elbette o hocaların üniversiteden yollandığını da biliyoruz ama bu olayın nasıl da itinayla hasıraltı edildiğini de hatırlıyoruz.
Böylesine akıl almaz bir rezalet karşısında bile bu şekilde bir tepki verme ihtiyacı hissetmeyen YÖK Başkanı söz konusu modernleşme/batılılaşma ideolojisi ile bağdaşmayan bir fikir karşısında neden böyle feveran ediyor, rektör neden kalkıp kendi hocasının itibarını zedeleyen açıklamalar yapıyor. Bu memlekette herkes resmi ideolojinin anladığı çerçevede modern/ batılı/ muasır/ çağdaş/ seküler bir kalıba girmek zorunda mı???
Eğer meftun olduğunuz Batı medeniyeti ayarında bir fikir hürriyetine erişmek gayesinde iseniz şunu çok iyi bilmelisiniz ki gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında bizim başımızı öne eğen, yüzümüzü kızartan, ulaştığımız medeniyet seviyesini faş eden ifadeler mezkûr hocanın dile getirdiği türden fikirler değil sizler gibi idarecilerin ortaya koyduğu fikir hürriyetini tarumar eden ifade ve davranışlardır. Artık müsaade edin de bu memleketin fertleri medeniyeti resmi ideolojinin dikte ettiği mecralarda değil de vicdanının meftun olduğu membalarda arasın. Yok ille de herkes bizim anladığımız çerçevede modern/ batılı/ muasır/ çağdaş/ seküler olacak, böyle düşünecek, böyle yaşayacak diyorsanız o zaman biz de üniversitelerimizin tabelalarını "kent enstitüleri" diye değiştirelim de olsun bitsin!!!
(Milli Gazete)