Ele aldığımız konu ne olursa olsun karşımıza çıkan engel daima aynı.
Bu engel bizim zihniyet kodlarımızdan kaynaklanıyor.
Bir şeyin yerine bir şeyi koymak ve yapılan her iyi eylem için AMA ya şunlar diyerek sözüm ona engellemeye kalkmak, birinciliği hiç kimselere vermediğimiz milli sporumuz adeta.
Mesela?
Afrika'da açlık sınırındaki insanlara yardım mı gidecek, itiraz: İyi ama esas Türkiye'nin yoksullarına yardım edin.
Afrika'daki açlık sınırındaki insanlara yardım götürmek, Türkiye'nin yoksullarından esirgenerek yapılmış bir eylem değil. Yardımı götüren doktorlar, öğrenciler, iş adamları günlerce orada bilfiil çalışıyor. Bunu yaparken insan kalmak için kendine iyilik yaptıklarının farkındalar.
Yerinden kıpırdamayanlar, gidenlerin duyarlılığını amalarla, lakinlerle öldürmeye çalışıyor.
Duyarlılık noktası işbölümü esasına dayanmaz.
Türkiye'nin yoksulları cümlesini her iyi eylem için engel taşı niyetine otaya atanlardan Türkiye'nin yoksulları için bir seferberlik beklersiniz değil mi?
Nerede... Onlar yerlerinden kıpırdamayacak, lakin yapılmakta olan her iyilik hareketine ama, zaten diye engel olmaya devam edeceklerdir. Hayat enerjilerini engelleme performansı üzerinden kotarmaya çalışan bir tür diyebiliriz bu insanlar için.
Diyebiliriz demesine de, onların bitip tükenmek bilmeyen engelleme cümleleri zaman zaman zihni ve kalbi en berrak olanları bile yaptığı iş konusunda şüpheye sevk eder.
Mesela?
Bir haftadır üstün zekalı/yetenekli çocuklar için yazılar yazıyor Türkiye'nin gündemine bu önemli konuyu dahil etmeye çalışıyorum. Eksik olmayın sizlerden onlarca mektup geldi.(Kimse binlerce mektup almıyor. Onlarca mektup ciddi bir rakam) Yetkililer kendi sahaları ile ilgili olarak yaptıkları çalışmaları gönderdi. Bu köşede yayınlanan yazılar dolayısıyla konu ile ilgili olarak çalışmakta olan kurumlar yalnız olmadıklarını gördü, meseleye farklı açılardan yaklaşanların görüşlerinden istifade ettiklerini söylediler.
Hal böyle iken, ortaya her zamanki koro çıktı. Üstün zekalı çocuklar zaten şanslı devletin bütün imkanlarını niye onlar için sefer etmeye çalışıyorsunuz temalı şarkılarını detone bir şekilde seslendirmeye başladılar.
Ey ahali üstün yetenekli/zekalı çocuklar için yapılacak yatırımlar, düzenlenecek eylem planları başkalarının, mesela özürlülerin haklarından alınarak yapılacak eylemler değildir. NOKTA.
Devlet her vatandaşı ile, her vatandaşının hayat hakkını, eğitim hakkını düzenlemekle mesuldür.
Demokrasinin olmazsa olmaz şartı talep kültürü inşa etmektir.
Özürlüler için de üstün yetenekliler için de çağın şartlarına uygun düzenlemeler beklemek, istemek en tabii hakkımız.
Talep kültürü inşa etmek için isteklerimizi berraklaştırmamız gerekiyor. İsteklerin berraklaşması ise zihnin berraklaşması ile ilgili. 100 yıl öncesine göre bugün her birimiz için en temel mesele kafa karışıklığı. Yerli yersiz o kadar fazla bilgi bombardımanına maruz kalıyoruz ki, neyi istediğimiz, neye karşı çıktığımız, neye tahammül etmekte zorlandığımıza dair kendimizle ilgili olarak ortaya atabileceğimiz bir kaç cümle bile yok.
Neyse ki bütün Türkiye sosyal medya ahalisinin kafa karışıklığına sahip değil.
Mesela, Rize İkizdere'de HES'e karşı eylem yapan, Jandarma tarafından şiddet gören Havva Hanım ...
Havva Hanım'ın talebi çok net. Köyünün derelerini korumaya ölümüne kararlı. Maksadı bağcı dövmek değil. Bağın güvenliğinden kendini mesul tutacak kadar sorumluluk sahibi. Çocuklarım bana sorarsa içme suyumuzu neden korumadın diye ne cevap vereceğim diyor.
Havva Hanım köyünün suyunu korumaktan mesul hissediyor kendini, bendeniz de üstün yetenekli/zekalı çocukların ziyan olmaması için kamuoyu duyarlılığı oluşturmaktan mesul hissediyorum kendimi.
Sadece haklarımızı değil mesuliyet alanlarımızı da genişletmemiz gerekiyor.
(Yeni Şafak)