İslama ve Müslümanlara hayat hakkı tanımayan zalimler nice katliamlara imza atmışlar. İçinde bulunduğumuz şu günlerden birinde yani 2 Şubatta Hamalı Müslümanlar katledildi. 27 gün süren bu katliamda 40 binden fazla Müslüman şehid edildi.

Katliamın 27 günden ibaret olduğunu sanmayın. Bundan aylar, yıllar öncesinde zulümler, zindanlar, şehadetler gördü Hama.

Yapılan zulümler nihayet artık yeter dedirtecek seviyeye gelince Suriye uleması rejime karşı cihad ilan etti. Bu fetva minarelerden halka duyuruldu.

Evet, Suriye’de can güvenliği yoktu, şerefler ve namuslar payimal ediliyordu. Rejime muhalif olan Müslümanları ve ailelerini yok etmek için evlere baskınlar yapılıyor, çocukları anne babalarının gözü önünde öldürülüyor, evler ateşe veriliyordu….

Müslüman halk o kadar çok sindirilmişti ki en yakınlarından bile şüpheleniyorlardı hatta günümüzde dahi bu durum devam ediyor.

Esad rejimi Müslüman Kardeşler cemaatini kendi sultasına karşı duran en tehlikeli akım olarak görüyor ve üzerine gitmek için fırsat kolluyordu.

Hama, Humus ve Halep, anayasada geçen ‘Devlet Başkanının dini İslamdır”ibaresinin çıkarılmasını öngören halk oylamasına katılmayan üç şehirdi. Müslüman kardeşlerin çok güçlü olduğu bu yerleşim yerleri cezasız bırakılmayacaktı. 12bin  asker ile Hama’ya saldırdılar.

Uçaklar şehri bombaladı, evler yerle bir edildi. Şehir, günlerce tank ve top atışlarıyla harabeye çevrildi. Direnişi kıramayınca kimyasal silah kullandılar ve nihayet yerle bir edilmiş Hama’ya girebildiler.

Masum halkı askeri kamplara, stadyumlara topladılar, günlerce aç bıraktılar, işkencelerden geçirdiler. Her yeri ceset kokuları kapladı. Nüfus cüzdanında Hama yazılan insanlar ülkenin neresinde yaşıyorsa yaşasın tutuklandı.

Hemen hemen bütün camiler yıkıldı. Hasarlı bazı camiler hükümet güçleri tarafından daha sonraları başka amaçlarla kullanıldı. Olaydan üç ay sonrasına kadar ezanlar okunmadı.

Yaralıların tedavi edilmemesi için şehirdeki büyük hastahaneler bombalandı. Binlerce Müslüman tedavi edilmeden acılar içinde can verdi. Şehre giren askerler, yaralıları teker teker öldürdüler. Hastahane koridor ve odaları ölülerle dolup taştı.  Günlerce çöp kamyonlarıyla cesetler taşındı.

Evlere giren askerler, çocukların gözü önünde anne-babalarını vurdu. Bebekler balkonlardan atıldı. Hamile kadınların karınları deşildi. Kadınlara tecavüz edildi, işkenceyle öldürüldü. Çocuklar açlıktan ve korkudan öldü. İnsanlar yaralılarla ve cesetlerle aynı evde günlerce beraber yaşamak zorunda kaldı.

Kamplara toplattırılan halkın arasında camilerde görevli olanlar tek tek ayıklandı ve başka bir yere götürüldü, onlardan bir daha haber alınamadı.

Suriye’nin farklı şehirlerinden 800 bin insan ülkelerini terk etmek zorunda kaldı. Hama’dan kaçan bazı Müslümanlar Türkiye’ye sığındı. Zamanın idarecileri bu sığınmacıları Suriye’ye geri iade etti.

Ah Hama..

Sen zihnimizden çıkmayacaksın. Tarihi bir vesika olarak kalbimizde duracaksın. Seni unutan ve seni unutturmak isteyenler de unutulmayacak.

(Doğruhaber Gazetesi)