Uzun yıllar, Ezanı türkçeleştiren, Camileri ahıra çeviren ve 'İrtica' bahanesiyle İslam'a ve Müslümanlara savaş açan Kemalist zihniyete bağlı Cumhuriyet Gazetesi'nde çalışan, oradan kovulduktan sonra Ulusalcı-Ergenekoncu çizgisiyle bilinen Aydınlık Gazetesi'nde yazmaya başlayan Mehmet Faraç, bugün köşe yazısında bir taraftan nefret söylemini körüklerken, diğer taraftan çatışma çığırtkanlığı yaptığı görüldü.

"Hizbullah-PKK çatışması nasıl bitti, niçin başladı?" başlığıyla Aydınlık Gazetesi'nde yayınlanan yazısında, İslami çalışmalarıyla bölgede insanların teveccühünü kazanan Hizbullah Cemaati'ni halk nezdinde karalamak maksadıyla geçmişte yaptıkları iftiraları tekrarlayarak başlayan Faraç, "17 Ocak 2000′de, İstanbul Beykoz’da yapılan operasyonda yalnızca Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu öldürülmedi; “Hizbulkontra”adı verilen cinayet zincirinin önemli halkaları da koparıldı. O tarihe kadar kimi kaynaklara göre 700 kişi, PKK-Hizbullah çatışmalarında öldürülmüştü… Kurbanların yeraltı sığınaklarında işkenceyle sorgulandığı bu süreç, Mersin, İstanbul, Diyarbakır ve Konya’da “mezar ev” rezaletini de gözler önüne sermişti. Hizbullah ile PKK arasındaki çatışmayı bıçak gibi kesen 17 Ocak operasyonunun ardından iki örgüt pek karşı karşıya gelmedi… Yalnızca 2009′da yaşanan örgütlenme gerginliği yeni bir çatışmaya ramak kalmışken, Güneydoğu’nun ileri gelen “melle”lerinin araya girmesiyle önlenmişti. O dönemde; dinci örgüt, yayın organları üzerinden, “Şüphesiz ki, çıkacak bir çatışmada kaybeden Hizbullah olmayacaktır” diye tehdit de savurunca, işin ciddiyeti anlaşılmış ve gerginlik aracılar tarafından buzdolabına kaldırılmıştı" şeklinde yazarak İslami kesime olan kinini yine kustu.

"Güneydoğu’da aktörlük kavgası!" altbaşlığı altında bölgede taraflar arasındaki gerilimi tırmandırmak maksadı taşıyan Faraç, kıt tahmin ve bilgilerle kendince şöyle özetliyor;

"PKK ile Hizbullah, Güneydoğu’daki “Kürt sorunu”nda aktör olma kavgası verirken, dinci grup geri planda kalmıştı… Yalnızca Hizbullah’ın etkin olamaması değil, radikal İslamcıların bu mücadelede yerlerini Fethullahçılara bırakmaya başlaması da Hizbullah’ı hem germiş hem de geriletmişti…

Ne ilginçtir ki, bir dönem birbirine düşman olan iki grup da; “Kürt meselesi”nde 1 numaralı aktör olmaya çalışan Fethullah cemaatine karşı daha sonra birlikte cephe almak zorunda kalmıştı…

Yayın organları üzerinden cemaati hedef alan iki terör grubunun da kaygısı aynıydı; “Fethullahçılar ekonomik ve bürokrasi gücünü kullanarak iki örgütün tabanına oynuyordu…”

Hizbullah, Fethullahçılara karşı şiddete başvurmasa da, PKK, 2009-2011 arasında cemaatin market-dershane ve okul gibi ekonomik merkezlerini hedef alan kundaklama eylemlerine girişmiş; cemaate yakın üç imam da PKK saldırılarında öldürülmüştü…

Ne şaşırtıcıdır ki; KCK operasyonları da bu saldırıların ardından başlatılmıştı!.. PKK’ya göre bu operasyonları, “cemaat Güneydoğu’da rahat faaliyet göstersin diye, polis içindeki Fethullahçı unsurlar” yapıyordu…

KCK operasyonları PKK’nın milis yapısını geriletti, cemaat bugünlerde AKP’nin de hedefi olunca, Güneydoğu’daki uzantıları da önemli oranda geri çekilmeye başladı…

İşte tam bu sırada PKK-Hizbullah çatışmasını anımsatan olaylar yeniden başladı!.. Peki, Güneydoğu’da iki grubun siyasal partileri arasında yaşanan ve provokasyon da kokan gerginlik neyi haber veriyor?.."

Derin yapılar tarafından gerilimin tırmandırılması için bölgede oynanan oyunları, yapılan eylemleri taraflar üzerine yıkarak, kaos ortamın oluşmasına yardımcı olmaya çalışarak, Batman'da Özcan Temel'in öldürülmesi ve BDP Elazığ il binası kapısına molotof atılmasını da delilsiz bir şekilde HÜDA PAR üzerine yığmaya çalışan Faraç, "Geçen hafta, Diyarbakır’ın Lice ilçesinde BDP ile Hizbullah yanlısı Hüda-Par üyeleri arasındaki çatışma sokaklarda araçların yakılmasına kadar uzanmıştı… Bıçak, sopa ve taşların kullanıldığı saldırı, bölgede son 4 ayda yaşanan onuncu gerginlikti…

Peki, Lice’deki kavga niçin büyüdü?.. Buna bir çeşit “intikam” saldırısı da denilebilir… Çünkü 3 Kasım 2013′te Batman’daki bir düğünde bildiri dağıtmak isteyen Hüda-Par üyeleri, çıkan kavgada BDP yanlısı Özcan Temel’i öldürmüşlerdi…

BDP-PKK çizgisi bu saldırıyı hiç unutmadı… Lice’de Hüda-Par’ın gövde gösterisi yapması fitili yeniden ateşledi ve iki grup arasında gerginlik önceki gün de Van’ın Çaldıran ilçesinde Hüda-Par binasının yakılması ve BDP Elazığ İl binasının kapısına molotof kokteyli atılmasıyla iyice büyüdü…

Kürt meselesinde “aktör” olmak için partileşen Hizbullahçılar artık bölgeyi PKK-BDP çizgisine bırakmak istemiyorlar… Bir yandan da ilk kez partileşirken etkilerini kanıtlama peşindeler… PKK-BDP çizgisi ise bölgeye tam hâkim olmak için çırpınırken milis grupları kontrol etmekte zorlanıyor…

Yerel seçim yaklaşırken iki grup arasındaki mücadele büyük çatışmalara dönme tehlikesi de yaşıyor… Unutmayalım ki kanlı gerginlik, her ne kadar iki yasal partinin mücadelesi gibi görünse de, geçmişte yaşanan ağır travmalar nedeniyle bilinçaltında halen PKK ile Hizbullah çatışıyor!.." şeklinde yazdı.

Derin yapıların eylemlerini yazılarıyla şekillendirmeye çalışan kalemşörlerden olan Faraç, güvenlik güçlerini göreve çağırarak yazısına son verdi.

(Hürseda Haber)