İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“PKK ve Apo gerçeğini ortaya koyan, halkımızı bilgilendirerek, özellikle Kürdümüz'ün bileğindeki Amerikan kelepçesini kırıp, özgürleştiren bu açıklamalarımıza BDP ve PKK ile Abdullah Öcalan'ın avukatlarından tepkiler geldi. BDP milletvekilleri, eş başkanları ve Abdullah Öcalan'ın avukatları bu görüntülerin montaj ve imalat olduğu iddialarını öne sürdüler.

Buradan sesleniyorum. Gelin pazartesi günü saat 13.00'te bu görüntüleri izleyin. Montaj mıymış? Abdullah Öcalan bunları söylemiş mi söylememiş mi? Bunu izleyin, genel başkanınızın görüntülerini siz yayınlayın. Yayınlayın ki, üyeleriniz, seçmenleriniz ve Kürt halkımız başta olmak üzere, milletimiz gerçekleri doğrudan görsün, öğrensin.

BDP'nin seçmenleri, PKK'nın taraftarları, PKK'nın baskısı altındaki Kürdümüz, Abdullah Öcalan ne demiş? Buradan BDP heyetine, Öcalan'ın avukatlarına sesleniyorum. Pazartesi, Salı, Çarşamba gelin. Tavsiyemiz milletten gerçekleri gizlemeyin. Nasıl bir emperyalist planın unsuru halindesiniz? Milletimizi nasıl yanıltıyorsunuz? Ondan sonra tekrar düşünün. Sizin lideriniz, Abdullah Öcalan nasıl biri?"

Basın toplantısında habercilere CD playerdan izlettirilen görüntüler, daha sonra bir CD halinde dağıtıldı.

"İMRALI'DAKİ APO 3-4" başlığı altında yayınlanan görüntülerde Öcalan'ın şunları söylüyor:

- Bir yığın devlet var… Bunlar bana göre 93’ten beri Türkiye ile beni dengesiz bir biçimde çalıştıra çalıştıra, birbirimizle vuruştura vuruştura bu noktaya getirdiler.

- … O eylemler hep Yunan kaynaklıdır. TİKKO’ya da bizim bazılarına da yaptırdı, yaptırıyor.

- Mesela bir Alman mantık yapısına göre yetiştirilen yüzlercesi (PKK’lı) var. Aynı şekilde İngiliz, Fransız yapısına göre var. Hepsini de destekliyorlar.

- Avrupa PKK üzerinde kendi modelini kurmuş. Ben onlara fazla geliyorum.

- Batı… Yıllarca Türkler üzerinde her türlü oyunu oynamıştır… Dolayısı ile Kürt olayı üzerinde çok kapsamlı duruyorlar. Attıkları adımlarda küçümsenemez.

- Biliyorsunuz bu Körfez olayından sonra İngiltere’nin bölgede Kürt olayına şeyi başladı… Talabani ile rol oynadılar. Arkalarında İngiltere ve Yunanistan’ın olduğundan hiç şüphe etmemek gerekiyor.

- Kürt İşbirlikçiliğine karşıyım. En son günüme kadar istese idim Talabani’nin yanına gidebilirdim. O beni Amerika’ya, İngiltere’ye götürebilirdi.

- Türkiye üzerine yine çeşitli ittifaklar gelişebilir. Üzerimizde oynadılar. 90’lardan sonra bu etki daha büyüktü. Mesela Kani gibi diyelim. Mesela Rusya’da Mahir Welat gibi. Tam bir kukla.

Kürt İsyanlarının Bastırılması Haklıdır!
- Biz Atatürk’ü yeniden keşfetmiyoruz. Bir hakikatı teslim etmek gerekir… Zor bela Cumhuriyet’i kurdu. Bu ayaklanmalar da öyle, yani ayaklanmaları Kürde karşı olduğu için değil, İngiliz, İstanbul ve Irak bağlantılı düzenlenen şeyler. Yani Vahdettin ve Hilafet tekrar getirilmek istenmiştir. Bastırılmasında özel bir Kürt düşmanlığı yoktur.

- O tarihlerde başka ayaklanmalar da vardı. Onların hepsi de saltanatı istiyorlardı… Cumhuriyet’in kurulduğunu, saltanat ve hilafetin gittiğini gördükten sonra ayaklandılar, bu çok açıktır.

- Toplumun yapısı dincidir, feodaldir. Ayaklanmalar olmuş ve elbette bastırılmıştır. Bastırılması Kürde karşı olduğu için değildir. Ayaklanmanın nedeni Vahdettin’in saltanatını, hilafetini getirmektedir. Bunların hepsi saltanatı istiyordu. Orada özel bir Kürt düşmanlığı yoktur.

Kürt İsyanlarının bastırılması Feodalizme karşı mücadele kapsamdadır

- Türkiye’de demokrasinin bu kadar sancılı olmasının sebebi hep doğu ve güneydoğudaki problemdir. Bu feodal, aşiretçi, dinci şey kırılırsa o zaman inanılmaz gelişme olacaktır.

- Cumhuriyet halkın idaresi değil midir? Ağalar, Şeyhler, tarikatlar demek değildir… Bir sürü dinci şey vardır. Elli altmış yıldır bu vardır. İlişkilerin kaynağı bu ilişkiler yumağı değil midir?

- Feodalite meselesini küçümsememek gerekir. Türkiye’deki demokrasiyi zehirleyen de budur. Feodalitenin ilişkiler yumağıdır. İşte Hizbullah şimdi bunu esas alarak gelişiyor mu, işte her türlü tarikat böyle gelişiyor mu, yetmiş beş yıldır Türkiye’nin demokratik gelişmesini zehirleyen bu ortam değil mi?

- Cumhuriyet’in kendisi demokrasinin tabanıdır. Cumhuriyet varlığı bir noktada tehlikeye düşünce otoriter davranmak zorunda kaldı. Bakın diktatör değil, otoriter diyorum. Ortam o zaman karşı devrime yöneliyor, mecburen otoriter Cumhuriyet karakteri öne çıkıyor. 1925’lerde biliyorsunuz hem isyan, hem Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası saltanatı ve hilafeti getirmek istedi. Büyük tehlike idi." (DHA)