Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, NTV özel yayınında Oğuz Haksever'in sorularını cevaplandırdı. Erdoğan, 25 Mart iddialarıyla ilgili şunları söyledi:
"Burada tabi iki görünen gerçek şu. Bunların hepsi hayal. Bakanı bu ülkenin ekonomisini sarsmak isteyenler bir yandandır. Biz bir yandayız. Bu güne kadar 12 yıl oldu bu kalemler aynı şeyi yazdılar. ‘Bunlar yönetemez, bunların kadrosu yok. Bunlar battı, bitti' hep bunu söylediler. Biz geldiğimizde bu ülkenin milli geliri 230 milyar dolardı. Ama şimdi 12 senede 79 sene 230 milyar dolar 12 senede biz üzenine 590 milyar dolar ilave ettik. Şuanda bizim 820 milyar dolar milli gelirimiz var. Biz bakın hiçbir zaman mali disiplinden taviz vermedik. Aynı kararlılıkla işi götürdük. İstikrar hiçbir zaman asla taviz vermediğimiz bir konu oldu. Güven taviz vermediğimiz bir konu oldu. Bunla buraya geldik. Şimdi bunlar 25 Mart 25 Mart diyerek bu istikrarı, bu güveni sarsmanın gayreti içerisindeler. İşte bir tanesi köşe yazarlarından ‘bu hafta bir kaos haftası olacak' diyor. Kusura bakmayanı belki biraz ağır olacak ama bu gerçek bu ülkeye bu ülkenin insanlarına karşı bir ahlaksızlıktır. Yani sen bu ülkenin kaosunda kendine hayat mı arıyorsun? Böyle bir şeyi nasıl yazarsın ya… Biz bu ülkemizi seviyorsak. Bu ülkemizin aşığıysak bunlar değil biz daha iyi neler yapabiliriz bunu konuşmamız lazım. Bunlar tabi yatıyorlar, kalkıyorlar kaos üzere. 12 yıldır bunu söylediniz ve Türkiye dünyada, dünya ekonomileri arasında 26. Sıradayken 17. Sıraya geldi. Şuanda biz G-20'nin üyesi olduk. Durup dururken bizi G-20 üyesi yapmadılar ki. Bizim bu ekonomik durumumuzu görerek G-20 üyesi yaptılar. Ve bütün her şeyle karşımızda olmalarına rağmen bakıyorsunuz derecelendirme kuruluşları bile belli şeyleri artık saklayamıyorlar. İster istemez Türkiye yükseliyor. Rakamlar ortada. Göreve geldiğimiz de Türkiye'nin borcu yüzde 73'dü. Ama şuanda yüzde 35. Bakın nereden nereye geldik. Enflasyon 30'du. Şuanda yüzde 8. Buradayız. Devletin borçlanma faizi yüzde 63'dü. Şuanda 10, buraya düştü. Yani bunlar Türkiye'nin ne kadar güvenilir olduğunu gösteriyor. Utanmadan diyor ki kaçıyor para. Ne kaçıyor ya. Tam aksine giriyor. Kaçan maçan yok. Bu güçlü bir ekonomiye sahip bir Türkiye var. Bakanı bugün yine dinledim. Ocak ve Şubat aylarında küresel sermayeden Türkiye'ye gelip gayrimenkul alma noktasında artış var. Şimdi burası insanları ürküten bir ülke olmuş olsa bu yatırımları Türkiye de yapmazlar. Otomobil satışları artıyor. Piyasada hareketlilik devam ediyor. Biz bu tür yaklaşımları ülkemizin geleceği için, ülkemizin menfaatleri için çok çirkin yaklaşımlar olarak görüyoruz. Fakat onlar ne yaparlarsa yapsınlar biz işimizi biliyoruz ve halkımız hiç bu tür şeylere aldırış etmesin. İşte 25'idi. Ne oldu bir şey oldu mu? Yarın 26'sı gene bir şey olmayacak. Her şey yolunda gidiyor. Bunlar gezi olaylarıyla da bunu yapmak istediler. Başaramadılar. 17 Aralıkta bunu yapmak istediler gene başaramadılar. 25 Aralık'ta gene başaramadılar. Şimdi de 25 Mart'tı ortaya attılar gene başaramadılar. Başaramayacaklar. Türkiye güçlü. Millet bölünmez Türkiye yenilmez bizim hedefimiz bu."
"ÇÖZÜM SÜRECİMİZİ SÜRDÜRDÜK SÜRDÜRÜYORUZ"
Seçimden sonra reformların hızlanması beklentisiyle ilgili Başbakan Erdoğan, "Bir paketi parlamentoyu kapatmadan önce çıkardık. Hiçbir zaman bu iş biter diye bir şey yok. Demokratikleşme denilen olgu sürekli güncellenmesi gereken bir süreçtir. Onu siz kalkıp da bir güne haftaya aya bağlayamazsınız. Hayat sürekli olarak değişiyor. Siz de bu değişime bir çok yenilikleri getirmek zorundasınız. Eğer bu yasaya bağlanması gerekiyorsa yasal tedbirleri alacağız. Biz hep ileri demokrasi dedik. Şimdi burada da tabi ki eksikler yok değildir vardır. Akil insanlar çalışmamız oldu. Orada gelen birçok bilgiler vardı. Bunlar üzerinde çalışmamızı yaptık çözüm sürecimizi sürdürdük sürdürüyoruz. Demokratikleşme paketimizi Meclis'ten geçirdik. Buna benzer adımlar atılabilir, atılacaktır. Önümüzde çok dar bir süreç var kısa bir süreç var. 30 Mart'tan sonra bir hafta parlamento kapalı. Hemen onun akabinde cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir süreç başlayacak. Bu da tabi Ağustos 10'da ilk tur olacağına göre süreç fazla uzun değil. Haziran Meclis'in kapanma ayı olursa ondan sonra da zaten kampanyanın başlanma süreci olacaktır. Buna göre de nisan mayıs kalıyor. Bu nisan mayıs ayında da olsa olsa belki bir 4-5 tane eğer Meclis sükunetle çalışırsa bu işin üzerine giderse çıkarılabilecek kanunlar vardır. Bu kanunları süratle çıkarmak suretiyle Meclis'i tatil ederiz" diye konuştu.
"BUNLARIN BİR ANAYASA DERDİ ÇÖZÜM DERDİ YOK"
"İmralı'dan bu işi artık bir yasal zemine koyalım biçiminde dile getirilen bir çağrı oldu, olabilir mi bu konuda hükümetin tavrı nedir?" sorusuna Erdoğan, "Yasal zemin derken talep nedir? Şu anda İmralı'nın aslında parlamentoda zaten eli ayağı durumunda olan kişiler var. Bu kişiler bugüne kadar ele avuca gelebilecek şeyler söylerlerse bunlar üzerinde çalışılır zaten. Ama bugüne kadar bizim ulusal birliğimizi tehdit edecek herhangi bir teklifle karşımıza geldikleri zaman bunu yapmamız mümkün değil böyle bir adım atamayız. Biz birçok fedakarlıklar yaptık. Anayasa uzlaşma komisyonu mesela. Bizim 326 milletvekilimiz vardı ona rağmen 3 milletvekili ile temsil edildik. Buna da evet dedik. Yoksa parlamentonun asli komisyonları içerisinde siz sayınıza göre orada temsil edilirsiniz. Ona göre olsaydı zaten komisyonun içerisinde hepsinden fazla üyemiz olacaktı. Biz anayasa hazırlığı olsun da ne olursa olsun dedik böyle baktık olaya. Çalışıldı çalışıldı belli bir yere geldi. 60 maddede mutabakat vardı güya ve ana muhalefet partisinin başındaki zat ben dedi varım. Tamam buyur hemen bu 60 maddeyi CHP beraber çıkaralım. Hiç olmazsa mesafe almış oluruz. MHP kapıyı baştan kapıyor. Diğeri olsa olmasa fark etmiyor. Dört parti beraber çıkarmamız lazım dedi. Yav dürüst olun. Onlar gelmiyor diye niye biz bunu bırakıyoruz. Madem mutabık kalmışlar. Olay meclis başkanı önünde de hepsi onay vermişler imzalarını atmışlar. Gel çıkaralım. Anayasamız 60 maddeyi kendi parlamentosunda üzerinde mutabık kalmak suretiyle geçirmiş olsun. Ama yapmadılar kaçtılar. Sonra da faturayı bize kesmek istiyorlar. Bunların bir anayasa derdi çözüm derdi yok. Başaramadıkları işleri AK Partiye fatura etmenin gayreti içindeler. Buna da sıcak bakmamız mümkün değil. Milletimizin hayrına vatanımızın hayrına hangi teklif olursa oturur bunu konuşuruz. Bizim derdimiz ülkemizin milli birliğini dayanışmasını nasıl tesis ederiz. Bunun için getirilecek ben hiçbir teklife hayır demem arkadaşlarım hayır demez. Hele hak ve özgürlükler konusunda asla tavizimiz yoktur. Bizim getirdiğimiz hak ve özgürlüklerin cumhuriyet tarihinde hele hele tek partinin CHP'si getirmemiş yok etmiştir. Ondan sonra da tek parti olarak da hiç iktidar yüzü göremedi. Hep koalisyonlarda falan bulundu. Ama koalisyon hükümetlerinde bile hak ve özgürlükler konusssunda getirdiklerimizi getirmedi" karşılığını verdi.
"SİYASİ KÜRTÇÜLÜK YAPMAK SURETİYLE BİR YERE VARILMAZ"
"Partimizi kurduğumda güneydoğuyu dolaştığımda vatandaşlarım şu olağanüstü hali kaldırın başka şey istemiyoruz diyorlardı. O zaman Abdullah Gül başbakandı daha ilk ayda olağanüstü kaldırdı. Biz görevimizi yaptık" diyen Erdoğan, şunları söyledi:
"Ama marifet iltifata tabidir. Değişen bir şey yok. TV'lerde Kürtçe yayın başlattık. Bizden öncekiler korkuyordu. Şu anda propagandayı kendi dillerinde yapıyorlar. AK Parti evet demeseydi nasıl yapacaktın? Bölgede kalkınma için verdiğimiz teşvikler ortada. Enerjide şunda bunda hepsinde. Neden? Çünkü terör belasından hala korkuyor. Bir yıldır bir buçuk yıldır şehitler gelmiyor ama korkuyor.
Ana dili öğrenme üniversite ortaokul lisede seçmeli olarak öğrenebiliyorsun. Hatta hatta kendileri özel okulları kendi anadilde eğitim yapmak için açabilirler. Bunun önünü açtık. Bizim orada yaptığımız altyapı üstyapı çalışmalarını cumhuriyet tarihinde kimse yapmadı. Hakkari Şırnak buralarda havalimanı yapılacak dense inanılır mıydı? Biz orada bir direnç olduğu halde orada hizmetimizi sürdürüyoruz. Ama yerel yönetimler hiçbir şey yapmıyor, pislik içinde. Ama benim vatandaşım hala bunlara oy veriyor. Siyasi Kürtçülük yapmak suretiyle bir yere varılmaz."
"GÜÇLÜ BİR İSTİHBARAT TEŞKİLATINI KURMANIN GAYRETİ İÇİNDEYİZ"
17 Aralık operasyonunun ülkenin istihbaratında dış politikada ve iç politikada neden olduğu hasara ilişkin soru üzerine Başbakan Erdoğan, "Hasar yaratmadı diyemeyiz. Muhakkak ki yarattı. Bir defa MİT denilen teşkilat böyle rastgele bir teşkilat değil. Bunun ciddi manada güvencesinin olması lazım. Dünyada şöyle düşman güçler nereye saldırır diye baktığınız zaman bu ülkenin köprülerine havalimanlarına istihbarat teşkilatlarına saldırır. İstihbarat teşkilatının yok olması lazım ki istihbarat bilgileri ortadan kalkmış olsun. İçimizde maalesef iç düşmanlar türedi. Şu anda ulusal güvenliğimizi hedef alıyor. Bunun tamamen adı bir defa kesinlikle dinlemelerden tutunuz bu olayda ciddi bir dinleme ağı var bu casusluktur. Bunun peşini bırakmamız mümkün değil. MİT böyle bir durumla karşı karşıya kaldığı zaman o olayla ilgili tedbirleri almak bizim görevimizdir. Yargı üzerine düşeni yapmak durumundadır. Yürütme de bu için takibini yapmak durumundadır. Güçlü bir devlet güçlü bir istihbaratla olur. İstihbarat teşkilatı zayıf olursa süratli güç kaybına uğrar yerle yeksan olur. Zaten istihbarat teşkilatımızı hallaç pamuğu gibi atmışlar. Emniyet istihbarat öyle MİT'imiz öyle diğer istihbarat kuruluşlarımız öyle. Tüm bunlar üzerinden demokrasi tahribatı oluyor. Bizim de bunları güçlendirmemiz lazım. Onun için önemli adımlar atmamız gerekiyor. Bütün bunların çalışmalarını da yapıyoruz. Güçlü bir istihbarat teşkilatını kurmanın gayreti içindeyiz" dedi.
"Paralel yapılanmayla ilgili olarak konuları saydınız. Soruşturma arzu ediyorsunuz. Bunun ipuçlarını ne zaman göreceğiz" şeklindeki soru üzerine Başbakan Erdoğan şunları söyledi:
"Seçimi atlatmamız lazım. Dedim ya bir milat bu seçim. Yeni bir süreç başlayacak. Bununla birlikte bu örgütün evlerinde yurtlarında olan yavrulara şu söyleniyor. Bu hükümet sizi yurtlardan atmalara tutuklamalara varıncaya kadar bunları yapacaklar. Sizi yargıya sevk edecekler gibi birçok şeylerle yalan yanlış bir korku atmosferi oluşturma gayreti içindeler. Bunların hepsi yalan. Bizim en önemli şeyimiz aileler büyük tahribat gördü. Yanımıza gelen kızlar var, bunlar evlerde kendilerine yapılanları anlatıyor. Bizi beddua seanslarına kaldırıyorlar. Başbakan beddua. Bizi herhangi bir yerde AK Partinin mitingine gittiğimizde bizi takip ediyorlar. Annemize babamıza çirkin telefonlar açıyorlar. Bu tür çirkinlikler var. Bunlarla ilgili olarak da nelerle meşgul olduğu ortada. Şantaj almış başını gidiyor. Bugün çıkan bazı röportajlar var. Hatta bazı kanallar yayınladı. Adeta haraç topluyorlar. Verdin verdin, vermediğin takdirde kasetin çıkar. Aynı şeyi milletvekillerine yapmışlar, yapıyorlar. Hatta bakanlara yaptılar, yapıyorlar. Şu istifa olaylarının arkasında bu tür şeyler de var. 15 sene hatta 30 sene yanında çalışan talebesini dinleyen bir zihniyetten ne olur ya? Kendisi itiraf etti, 15 sene beni dinledi. Sordum. Hocam beni neden dinliyorsun? E nereye gidiyorsun ne yapıyorsun bilmem lazım. Şu hale bak ya. Böyle bir hocalık olur mu? Böyle bir İslam yok. İslam'da böyle bir şey yok. Bu dinimize de saygısızlıktır. Dinimiz bu tür ahlaki olmayan bir davranış biçimini asla kabullenmez. Dinimizin ahlak kuralları itikadi kuralları ibadete müteallik kuralları var. Muamelat denilen kuralları var. Rastgele konular değil bunlar. Bunları bir kenara koyacaksınız adeta kendi iradenizle kendinize göre bir sistem oluşturacaksınız. Merhum Savaş Ay meselesinde olduğu gibi kendisi ile röportaj yapıp hayatında bir kere oy kullanmış, diyor ki ‘Hz. Cebrail inse parti kursa ona da oy vermem.' Hz. Cebrail'in işi gücü yok da parti mi kuracak yahu? Meleklerin görevi bellidir. Bunu nasıl söylersin. Peygamber efendimiz miraçtan indiriyor kamyonete bindiriyor. Senaryosu kendisine ait onay ondan geliyor. Cebrail'in partisine hayır CHP'ye evet. Böyle bir mantık olur mu ya. Temenni ederim ki 30 Mart bu işlerin sonu olur." (İHA)



