Öztürk, Haber7.com sitesinde yayınlanan "Çözüm sürecini istemeyen eski/yeni aktörler" başlıklı yazısında, Uğurtay suikastıyla ilgili komplo teorilerini andıran iddialar ileri sürdü.
Öztürk'ün, bölgeyi dışarıdan tahlil ettiği belli olan yazısını yorumlarınıza sunuyoruz:
"Çözüm sürecini istemeyen eski/yeni aktörler
Oraya gidip anneleri dinleyen…
Annelerin yanında olduğunu, onlarla bir olduğunu açıklayan…
Her kim var ise, hepsinin paydası, “şiddet artık bitmeli” cümlesidir.
Kürt annelerinin “çocuklarımızı istiyoruz” diyerek, Diyarbakır’ın orta yerinde başlattığı eylemi bir de şu şekliyle yorumlayın:
Çözüm süreci boyunca, devletin muhatap aldığı birkaç aktör var. Bunların legal olanı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki BDP-HDP.
İmralı ise yol haritasının oluşturulması ve yürütülmesindeki kurmay akıllardan biri.
Lakin sürecin akamete uğramamasının en büyük aktörü millet.
Hem Türkler, hem Kürtler hep birlikte “cenazeler gelmesin, anneler ağlamasın, vatan bölünmesin, millet ayrışmasın” diyerek sürece çok net destek veriyor.
Kürt sorununun çözümü konusunda en büyük engel orta kademe dağ kadrosu; bu tüm kesimler tarafından zaten biliniyor.
Bu kadronun şehir yapılanmalarıysa ayrı bir sorun. Son günlerde Lice’deki yol kapama eylemi. HÜDA-PAR ilçe başkanının kaçırılması. HÜDA-PAR üyesi bir korucunun öldürülmesi meselesine bakıldığında ise “süreci akamete uğratacak” bir başka organizasyonun şekillendiğini görebiliriz.
Burada mühim olan, PKK’nın eylem tekniklerinin dışında “motosikletli” , “kasklı” tiplerin cinayet işlemesinin bir yere not edilmesidir.
Diğer yandan, Diyarbakır’ın PKK terör örgütünün “merkez üst” kabul ettiği bir şehir olmasını unutmadan;
“Nasıl oluyor da PKK’nın onca gücüne rağmen anneler Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin önünde dağa kaçırılmış çocuklarının geri verilmesi için eylem yapabiliyor?” sorusunu sormamız gerekiyor.
Biraz karmaşık oldu ama fotoğrafı biraz daha netleştirelim.
PKK’YA RAĞMEN ANNELER MEYDANDA OLABİLİR Mİ?
Diyarbakır’da PKK’ya rağmen böyle bir eylem yapmak mümkün mü?
Mardin’in Dargeçit ilçesinde PKK’nın hiç yapmadığı bir eylem tekniği ile HÜDA-PAR üyesi köy korucusu olan Mehmet Uğurtay öldürüldü. Aracında suikasta uğrayan korucuyu öldürenlerin motosikletli ve kasklı olması kayda değer.
Aynı şekilde, HÜDA-PAR Dicle ilçe başkanı Ercan Alparslan kurulan pusu ile kaçırıldı. HÜDA-PAR bu gelişmeleri “savaş ilanı” olarak değerlendirdi.
Şimdi toparlayalım. PKK ile Hizbullah’ın 90’lı yıllarda amansız kanlı bir hesaplaşmaya tutuştuğu yıllarda (-ki bu dönemde kontrgerillanın neler yaptığını hatırlamak gerek-) aktif bir köy korucusu olan, köy yakılması ve faili meçhullerle suçlanan Mehmet Uğurtay’ın PKK’nın teknikleri dışında öldürülmesi çözüm sürecini sekteye uğratmak isteyen başka bir “el”e işaret eder!
Zira, PKK terör örgütünün dağdaki orta kademesinin “hırçınlığına” rağmen, Diyarbakır’ın orta yerinde Kürt annelerinin “çocuklarımızı istiyoruz” eylemine “şiddet” ile karşılık vermemesi bu tezimizi doğrular niteliktedir.
Lice’deki yok kapama eylemi ise orta kademenin ya da Kandil’in İmralı’nın liderliğini “sorgular” nitelikte.
O halde, BDP-HDP’nin gelgitlerine rağmen…
Kandil’in çeşitli kademelerindeki dirence rağmen…
Diyarbakır’daki annelerin başlattığı “dağa kaçırılan evlatlarımızı geri istiyoruz” eylemi, çözüm sürecinde yeni bir aşamaya geçildiğini gösteriyor.
Bu süreci sekteye uğratmak isteyen yeni aktörlerin varlığına işaret etmek istiyorum.
Bu aktörlerin bir kısmı “eski aktörlerin” uyuyan hücreleri ve bir kısmı ise sınırdan elini uzatmış “dış aktörler”dir!
Sahi Türk-Kürt ittifakını kim istemiyor, etrafınıza bakınca göremiyor musunuz?
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin petrol ihracına karşı çıkanlara bir bakın hele!" (Hürseda Haber)



