Kobani saldırılarını bahane göstererek İslam’a savaş açan PKK’nin yaptıkları barbarca saldırıları Rehber Tv’de değerlendiren Araştırmacı-Yazar Mustafa Ergün Yunus Emiroğlu’nun sorularını yanıtladı.
PKK saldırıları İslam düşmanlığının tezahürüdür
Aslında bu saldırıların, özellikle 30 Mart seçimlerinden sonra BDP-HDP çevresinde gerçekleştirileceğinin önceden konuşulduğunu söyleyen Ergün, “Ancak bu Kobani meselesi olayın bir bahanesi oldu. Bunun altında yatan gerçek sebep temelinde İslam düşmanlığı ve bu İslam’ın savunuculuğu da şuanda bölgede yapan HÜDA PAR ve çevresindeki İslami cemaat ve kuruluşlar olduğundan bunu bölgede yok etmek istiyorlar, ortadan kaldırmak istiyorlar. Bu İslam’la olan mücadelelerinin değişik bir tezahürüdür. Ancak halkımız bunu yeterli derecede anlamış değildir. Özellikle belli gelişmelerin arkasına sığınarak onu ön plana çıkararak yaptıkları eylemlere bir meşruiyet kazandırmak suretiyle halkı yanıltma durumuna giriyorlar. Ancak bu sefer yapmış oldukları eylem çok ciddi halk arasında büyük kin nefret ve öfkeye sebebiyet verdiği için Selahattin Demirtaş, ‘bu bizim yapmış olduğumuz bir eylem değil derin devletin derin cephelerin yaptığı bir şeydir’ diye konuşarak kendilerini aklamaya çalışmış her zaman demokrasiyi, barışı isteyen bir kitle oldukları havasını estirmeye çalışarak milletin aklıyla alay etmiş durumdadır. Milleti aptal yerine koymaya çalışmaktadır. Bu nedenle halkımızın bu işin bilincinde olduğuna zaten inanıyorum. Medya üzerinde onun bu pişkin davranışını kınamaları gerekiyor” dedi.
‘Bir musibet bin nasihatten iyidir’
Bunları başlarını toplum içinde gördüklerini ve balığın baştan koktuğunu söyleyen Ergün, “Şimdi toplum içerisinde her türlü fitne fesadı yaymaya çalışıyorlar. İstedikleri şekilde laflarını evirip çevirebiliyorlar kıvırabiliyorlar. Hiçbir şey yapmamış gibi görünebiliyorlar. Bakın elbette herkesin gösteri yürüyüş yapma hakkı var bu anayasal bir haktır. Lakin sokağa çağırıyoruz dediği zaman nelerin yapılıp nelerin yapılmayacağı o kitlelere bildirilmesi gerekir. Ama bunların hepsi bilinçli olarak yaptırılmakta ve yaptıranlar ses çıkarmamaktadır. Çünkü temel hedefleri İslam düşmanlığıdır. Bölgede bence batıdan da herhalde bu konuda söz almışlar. Özellikle Demirtaş, Amerika’dan geldikten sonra bölgede İslami hareketlere yer verilmeyeceği ifade edilmiştir. Temelde her ne kadar İslami STK’lar ve HÜDA PAR hedef alınsa da özellikle onların şahsında bir İslam düşmanlığı ve Müslümanlara yönelik bir saldırıdır. Bu siyasi bir çekişme değildir. Bunu bütün Müslümanların bilmesi lazım. Ancak henüz takip ettiğim kadarıyla gerek bölgedeki gerek Türkiye genelindeki istisna hariç Müslümanlar bu işin bilincinde değil. Gerek cemaatsal, gerek STK, gerek platformlar olarak tepkilerini göstermeleri gerekir. Bazıları tepkilerini gösterdiler onları takip ettim onları tebrik ediyorum. Bölgede sadece HÜDA PAR’a değil bütün Müslümanlara yönelik saldırılar yapılmıştır. HÜDA PAR bölgede ön planda olduğu için o çok daha açıktan görünüyor ama her Müslüman kesime, ehli kıbleye, İslami olan bütün camialara yönelik bir yakıp yıkma eylemi olmuştur. Bu yakıp yıkmanın yanında talan gasp olayları da var. Demek ki bunların kültürlerinde bilinçaltlarında var olan bir eylem ve durumdur. Halkımızın bunları görmesi lazım. Kimlerin, halkın haklarını savunup savunmadığını iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Bu halk açısından çok açık aşikar aleni bir delildir. Daha önce sözle söylediğimiz zaman bir şey ifade etmiyordu. Bir müsibet bin nasihatten daha iyidir. Şimdi onların rezillikleri bizatihi ön plana çıkmıştır” dedi.
Kardeşliğin şuan tam gündeme getirilmesi gerekiyor
Bazılarının seçim döneminde HÜDA PAR’a karşı yapılan saldırıların devamıymış gibi gördüklerini onun için bu açıklamaları yaptığını ifade eden Ergün, “Bu iki siyasi platformun birbirileri ile siyasi rekabetlerinden kaynaklanan bir durum değil. Bu İslam karşıtları ile İslam’ı savunan veya İslami kimliği olanların bir mücadelesi durumundadır. Şuan bunu görmekteyim. Burada ki eylemlerde herkesim Müslümanlara yönelik olması bunun tezahürüdür. O nedenle bütün İslami camia ve STK’lar bunun dışında İslami olmayanlarda gayri insani davranışlardan dolayı bunu kınayıp cephe almaları gerekir. Aksi taktirde ben devleti hükümeti hiç gündeme getirmiyorum o ayrı bir konu ayrı bir boyuttur. Ben halk boyutundan bakıyorum. Dolayısıyla özellikle bölgedeki Müslümanlara psikolojikte olsa basın yayın yoluyla da olsa destek verilmesi gerekiyor. Kardeşliğin şuan tam gündeme getirilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.
Müslümanlara atılan iftiralara halk inanmaz
Geçmişte Müslümanların kendilerini ifade edebilecek herhangi bir yayın organları veya açıkça kendilerini anlatabilecekleri bir ortamın olmadığını ve bu yüzden sürekli töhmet altında kaldıklarını söyleyen Ergün, “Ama bugün durum çok farklıdır. Ne kadar iftira atsalar da insanlar aptal değildir. Ama yine de tesir ve etki altında kalanlar var. Bu konuda bunları öğrenmek isteyen insanlar ciddi manada bilgilendirilmeliler. Bu bunların tarih boyunca uydurdukları hikayelerdir. Sanki Müslümanlar bölgede topluma karşı saldırı hareketine geçti izlenimi verilmeye çalışılıyor. Bu çok aldatıcı basit bir hiledir. Kimse buna inanmaz. İnsanlar çok daha iyi biliyorlar. Ulusal medyayı izliyorum olaya çok basit bir şekilde değinmiş özellikle olayın özüne inilmemiştir bu çok üzücü bir durumdur.
Hizbullah Cemaatini Tebrik Ediyorum
Özellikle Hizbullah Basın Bürosunun yapmış olduğu açıklamayı tebrik ediyorum. Şöyle ki bütün Müslümanları koruyacaklarına dair bir ayrım yapmadan herhangi bir kitleyi bir camiayı değil bütün Müslümanları kucaklaması çok manidar ve güzel bir açıklamadır. Bunu tebrik ediyorum” dedi. (Hürseda Haber)



