Yeni Şafak Gazetesi'nin haberine göre, Bingöl'de iki polisin hayatını kaybettiği olaya karışan PKK elemanlarından 5'inin de aralarında olduğu 9 Kişi için Polisin gözaltı talebi Savcı tarafından ret edilmiş.

Yeni Şafak Gazetesi bu olayı okuyucularına şu şekilde duyurdu:

'Alınan bilgiye göre, Bingöl Emniyet birimleri, saldırıyı düzenleyen 5 teröristin de aralarında bulunduğu 9 kişinin terör faaliyetlerine bulunacakları dair ihbar aldı.

İhbarı değerlendiren emniyet ekipleri, yaptıkları çalışmaların ardından terörist unsur şüphesiyle zanlılar hakkında Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan önleyici tedbir kapsamında gözaltı kararı istedi. Ancak Başsavcılık, emniyet ekiplerinin gözaltını kararını reddetti. Başsavcılığın gözaltı kararı vermediği terörist grubu, söz konusu talepten yalnızca 3 gün sonra, İl Emniyet Müdürü ve ekibine uzun namlulu silahlarla pusu kurdu. '

Elbette bu konudaki yetki başsavcılığındır. Bu konuda diyecek bir şeyimiz olmasa da böylesine özgürlükçü tavırların sadece saldırganlara, yakıp yıkanlara özel olarak sergilenmesinin kamu vicdanını yaraladığı apaçık ortadadır.

Her fırsatta Müslüman Camialara ait kurumlara saldıranlar için değil de saldırıya uğrayanlar için gözaltı karaları çıkaran savcıların bu iki tutum arasındaki uyumsuzluğu akıllara iyi şeyler getirmiyor doğrusu.

Nitekim son saldırılardan hemen sonra, saldırganları değil; evi-arabası yakılan, yaralanan, işyeri talan edilen, yakını, arkadaşı şehid edilen kişileri sadece sosyal medya üzerinden yapılan hedef göstermelerle gözaltına aldırtan savcıların, eylem hazırlığında olanlara, eli silahlılara gösterdiği müsamaha normal bir durum olmasa gerek.

PKK-HDP'nin tehdit ve kışkırtma içeren, sokağa dökülün, çağrılarına rağmen hiçbir tedbir almayan kolluk kuvvetlerinden sonra, saldırı hazırlığında olanları gözaltına aldırmayan savcılığın bu tavrı da, bölge eli silahlıların insafına terk edildi, iddialarını güçlendirdi.

Son olaylardan önce de, yıllardan beridir mütedeyyin insanların canlarına, mallarına, kurum ve kuruluşların yapılan saldırıların hiç birinin failini yakalamayan kolluk güçleri ile saldırı şüphesiyle ortada dolaşanlara hiçbir işlem yapmayan savcıların bu tercihlerinin geleneksel hale gelmiş olması bu tavrın bir hükümet politikası olarak değerlendiriyor. (Metin Gökmen - Hürseda Haber)