Türkiye’de ulusal yayın yapan, sol cenahtanmış gibi görünen İslam’a düşman ve Müslümanlara iftira üzerine yayın çizgilerini kurgulayan Cumhuriyet, Aydınlık, Birgün, Evrensel gibi gazetelerin aksine Türk Solu Gazetesinden Kaya Ataberk’in HÜDA PAR ve Hizbullah Cemaati üzerine yaptığı analizde kısmen de olsa objektif olmaya çalışması dikkatlerden kaçmadı.
PKK’nın rakibini imha planı mı?
Kaya Ataberk'in, “PKK-Hüda Par çatışması mı PKK’nın rakibini imha planı mı?” başlıklı analizi, “PKK’nın amacının Türkiye’yi bir kaosa sürüklemek ve bir darbe havası yaratmak suretiyle AKP’yi Kobani’de IŞİD’e müdahaleye zorlamak olduğu anlaşılıyor. Fakat bunu yaparken PKK ırkçı, faşist ve vahşi yönünü de iyice ortaya koyma şansını da yakalamış bulunuyor.” değerlendirmesiyle başlıyor.
“Diyarbakır ve Batman başta olmak üzere Mardin, Van gibi birçok il ile bunların ilçelerinde Hüda Par teşkilatları ve Hüda Par’a yakın dernekler PKK saldırılarının hedefi oldu. Birçok yerde Hüda Parlılar da saldırılara karşılık verdi.” diyen Ataberk, HÜDA PAR tarafından yapılan açıklamaya da şu şekilde kısmen yer vedi:
“Hüda Par’ın yaptığı açıklamaya göre üyelerinden altı kişi öldürüldü ve Hüda Parlı olmadıkları halde öyle zannedilerek katledilenler de var. Diyarbakır’da Köy-Der’e yapılan saldırıda ölenlerden Turan Yavaş, Hasan Gökgöz ve Hüseyin Dakak’ın cenazeleri bugün kaldırılacak. Ayrıca açıklamada şu dikkat çekici ifadeler de var:
“…Platforma üye Köy-Der isimli İslami Sivil Toplum Kuruluşu, saldırganların hedefi oldu. Dernek binasında bulunan Parti üyemiz ve Büyükşehir Belediye Meclis Adayımız ve aynı zamanda Dernek üyesi olan Turan Yavaş silahlı saldırı sonucu katledildi. Olay anında kurban eti dağıtımından dönen üç dernek üyesi; Hasan Gökgöz, Riyad Güneş ve Hüseyin Dakak dernek binası önünde silahla yaralandılar. Saldırıdan korunmak için girdikleri binanın üçüncü katından saldırganlar tarafından aşağı atılan bu dernek üyelerinin üzerlerinden daha sonra arabayla geçilip, taşlarla başları ezildikten sonra benzin dökülerek yakılıp vahşice katledilmişlerdir.”
PKK’lilerin öldürme metoduna dikkat çeken Ataberk, “Silahla yaralanan, üçüncü kattan aşağı atılan, yetmeyip bir de üzerinden arabayla geçilip, kafaları taşla ezilen insanlar… IŞİD’i hiç de aratmayan bir vahşet ve şiddet dozu…
PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H’nin Hüda Parlıların görüldükleri yerde infaz edilmeleri talimatı da örgütün twitter hesabından açıklanmış bulunuyor. Tüm bu gelişmelerin ve Türkiye’yi dehşete düşüren görüntülerin ardından kamuoyu merak ediyor: Neler oluyor ve Hüda Par ne?” dedikten sonra HÜDA PAR ve Hizbullah Cemaati üzerine değerlendirmelerini şu şekilde kaleme alıyor:
“Hüda Par nedir? Hizbullah nedir?
Hüda Par, 30 Aralık 2012’de resmi olarak kurulmuş bir siyasî parti. Kurucusu ve ilk genel başkanı Mehmet Hüseyin Yılmaz. Şu anda ise genel başkanlığı Zekeriya Yapıcıoğlu yürütüyor. Parti en son yerel seçimlere de katılmış. Batman’da % 7.8, Diyarbakır’da ise % 4.32 oy alarak buralarda dikkate alınması gereken bir gücü olduğunu kanıtlamış…
Parti, “Hüda Par” ifadesinin açık halinin “Hür Dava Partisi” olduğunu söylüyor. Fakat iddia “Hüda”ın Farsça “Allah” yerine kullanıldığı ve partinin isminin Hizbullah (Allah’ın Partisi) olduğu yönünde.”
“Hürseda Haber HÜDA PAR’a Yakın”
Hürseda Haber’in HÜDA PAR’a yakın olduğunu söyleyen Ataberk, şunları kydetti: “Diğer taraftan partiye yakın olduğu bilinen “Hürseda Haber” internet sitesine girildiğinde ana sayfada “Merhum Hüseyin Velioğlu’nun hayatını okumak için tıklayınız…” başlıklı bir bölüm göze çarpıyor. Burada karşımıza 33 bölümlük bir yazı dizisi haline “Şehit Rehber” olarak adlandırılan Hüseyin Velioğlu’nun hayatı çıkıyor.”
PKK’nın Hizbullah’a Saldırıları ve Çatışma Süreci
Ataberk, “Gerçekte Hüda Par’ın kimliği ile ilgili mesele de bu “Hüseyin Velioğlu” ismi çevresinde anlam kazanıyor… Hüseyin Velioğlu ismi dikkatli okurlarımız açısından hemen hatırlanmış olmalı. Velioğlu, 1952’da Batman’ın Gercüş ilçesinde doğmuş eski bir İslamcı ve Hizbullah örgütünün İlim kanadının 2000’de Beykoz’daki polis operasyonunda öldürülen lideri… Ailesinin soyadı olan “Durmaz”ı daha sonra siyasî kimliğine daha uygun olduğunu düşünerek “Velioğlu” olarak değiştirmiş.” iddiasında bulundu.
Hizbullah Cemaati’nin Kurucu Lideri Merhum Hüseyin Velioğlu’nu ve Hizbullah Cemaatini anlatmaya çalışan Ataberk, Veliolğu’nun Gençlik yıllarında Millî Türk Talebe Birliği, Millî Selamet Partisi ve onun yan kolu olan Akıncılar Derneği gibi oluşumlarda bulunduğunu söyleyerek “1980’lerde Hizbullah yapılanmasının içinde yer aldı.” diyor.
Hizbullah Cemaati için ise, “Örgütün üzerinde hem Müslüman Kardeşler’in hem de İran İslam Devrimi’nin etkileri vardı. İddiaya göre zamanla bu İran etkisi ağır basmış ve “Hizbullah” ismi de İran’daki aynı adlı örgütün devamı olarak alınmıştı.” şeklinde görüş belirten Ataberk, Hizbullah Cemaati ve PKK arasında 90’lı yıllarda yaşanan çatışmalara dikkat çekerken, “1990’da Şırnak’ta ve 1991’de İdil’de PKK’lıların Hizbullahçılardan üç kişiyi öldürmelerinin ardından çatışma bir anda tırmandı…” ifadelerini kullandı.
Hizbullah ‘Şiddetten Uzak’ Yeni Bir Yol Çizdi
2000’li dönemlerde Hizbullah Cemaati’nin dernekleşmeye gittiğini savunan Ataberk, “Örgüt bundan sonra Mustazaf -Der adlı bir dernek kurarak yoluna devam etti. Ardından da güneydoğuda birçok başka dernek kurarak “şiddetten uzak duracaklarını” belirten bir söylemle yeni bir yoldan zemin bulmaya başladı.
Diyarbakır’da düzenledikleri “Peygambere Saygı” mitingine on binin üzerinde insanın katılması örgütün tabanını koruduğunu göstermişti.
En nihayetinde de Hüda Par, bu çevreden gelenler tarafından kuruldu. PKK’nın halen önemli bir rakip olarak gördüğü Hüda Par, kurulmasının hemen ertesinde 2013’te Dicle Üniversitesi’nde PKK ile aralarında çıkan olaylarla adını duyurdu.” değerlendirmesini kaleme aldı.
“Hüda Par IŞİD yandaşı mı? PKK, Hüda Par’a neden saldırıyor?” ara başlığı altında PKK’nin HÜDA PAR’a saldırırken temel argüman olarak ‘IŞİD yandaşı’ olduğunu öne sürdüğüne değinen Ataberk, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
“Hüda Par’ın Hizbullah İlim Grubu’nun yani Hüseyin Velioğlu’nun çizgisini sürdüren Kürt-İslamcı bir parti olduğu bir gerçekken acaba PKK’nın bu iddiası yani “IŞİD taraftarlığı” doğru mu?
Hüda Par’ın yakın ilişki kurduğu örgütlere baktığımız zaman bu sorunun cevabı, bu karmakarışık tabloda az da olsa netlik kazanabilir… Hüda Par’ın yakın durduğu gruplardan biri Kuzey Irak merkezli Kürdistan İslamî Hareketi. Bu örgütün şimdiki lideri Ali Abdülaziz ilk kurucusu olan Osman Abdülaziz’in kardeşi… Örgüt ise daha çok Müslüman Kardeşler çizgisinde bilinmekte.
Hüda Par’ın diğer yakın durduğu grup ise Kürdistan İslamî Hareketi’nden ayrılarak 2001’de Ali Bapir tarafından kurulmuş Kürdistan İslamî Cemaati örgütü. Bu grup ise İran’a daha yakın bir Kürt-İslamcı örgüt olarak tanınıyor. Ayrıca Hüda Par’ın Barzani’nin KDP’siyle ve Talabani’nin KYB’si ile de ilişkileri var. IŞİD’e sempatiyle baktıkları iddiasını ise yalanlıyorlar. IŞİD’in “tekfirci zihniyetini” (yani Müslüman olduğunu söyleyenleri kâfir ilan etme tavrını) eleştirdiklerini de belirtiyorlar.
Yani Hüda Par’ın IŞİD yanlısı bir cihatçı Selefîlikten çok İran Hizbullahı ile Müslüman Kardeşler çizgisi arasında kalmış eski Kürt Hizbullahı ile yaklaşık aynı noktada olduğu söylenebilir.”
HÜDA PAR’a Saldırıların Sebebi “IŞİD” değil PKK’nin Tek Rakibi Olması
PKK ve türevlerinin HÜDA PAR’a yönelik saldırılarını değerlendirirken Parti’nin Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz’ın “siyasi soykırım” söylemine de yer veren Ataberk, “Kaldı ki PKK’nın Hüda Par’a saldırısının nedeni de bizce “IŞİD’çilik” değil… Hüda Par’ın saldırıya hatta Hüda Par’ın kurucusu Mehmet Hüseyin Yılmaz’ın tanımlamasıyla “siyasî soykırıma” tabi tutulmasının tek sebebi güneydoğuda PKK’nın rakibi olabilecek tek odak olması. Hüda Par açık bir Kürt-İslamcı parti ve nihaî amaçlarının da bir Kürt-İslam devleti kurmak olduğu kesin. Fakat buna karşın PKK’nın “fırsat bu fırsat bu rakibimizi de imha edelim” mantığından nasiplerini aldılar. Bu anlamda süreç her ne kadar 1990’ların Hizbullah-PKK çatışmasından da ayrılıyor. O dönemki alan mücadelesinin yerine bugün AKP’nin de sağladığı olanaklarla güç kazanan PKK’nın imha operasyonu geçmiş durumda."
“PKK, Kendi Dışındaki Kürde ve Kürt İslamcıya Hayat Tanımıyor”
Ataberk, yazısının son bölümlerinde PKK’nin kendisinden başka yapılara bölgede hayat hakkı tanımadığını belirterek, “Tabi bu gerçekler Hüda Par’ı, Hizbullah’ı ya da Kürt-İslamcılığı aklamaz. Bu başka bir şey… Ama şu da bir gerçektir ki PKK; Kürde de Kürt-İslamcıya da kendisinin dışındaki herhangi bir gruba da acımadan katliam yapacak bir faşist örgüttür, IŞİD’den de bu anlamda hiçbir farkı yoktur…
Birilerinin çıkıp demokratlık ya da insancıllık adına PKK’yı savunması geçmişte nasıl mümkün değilse bugün bin kat daha mümkün değildir.” değerlendirmelerinde bulundu. (Hürseda Haber)



