Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 300 terör örgütü üyesini serbest bırakacakları yönünde bir açıklaması olmadığını da ifade ederek, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sağlık sorunları nedeniyle cezaevlerinde tek başına yaşayamayacak durumda olanların sayısının sorulduğunu ve buna cevap verdiğini belirtti.

Bozdağ, başka bir soru üzerine, terör örgütü üyeleriyle ilgili herhangi bir af düşüncelerinin olmadığını bildirdi.

"Arama müessesinden hedeflenen netice ortaya çıkmadı"

Ceza Muhakemesi Kanunu'nda (CMK) yapılmak istenen değişikliklere de işaret eden Bozdağ, Şubat ayında "makul şüphe"nin "somut delile dayanan kuvvetli şüphe" olarak değiştirildiğini, bunu yaparken temel düşüncelerinin aramalara kolay karar verilmemesi olduğunu anlattı. Uygulayıcıların bunu "faili gösteren somut delil" gibi adeta ispat vasıtası delil gibi algılayıp uygulamaya başladığının altını çizen Bozdağ, "Arama müessesinden hedeflenen netice ortaya çıkmadı. Pek çok yerde arama kararları verilemedi; bazı yerde savcılar vermedi, konu hakime taşındığında hakimler vermedi ve bunun doğurduğu pek çok olumsuzluklar yaşadık. Yaptığımız düzenleme olumsuzluk  ve ortaya çıkan kötü sonuçları ortadan kaldırmaya yöneliktir. Makul şüphe, kıta Avrupa'sında da var" dedi.

El koyma konusunda CMK'da katalog suçlara ilave yapıldığını belirten Bozdağ, "Bu öyle yansıtıldı ki sanki muhalif olan herkesin malına mülküne el konacak. Hükümet kendi aleyhine kim konuşuyorsa onun bütün  ticari hayatını sonlandıracak. İnsafsız bir takdim yapıldı. Zira el koymada CMK 128. maddede somut delile dayanan kuvvetli şüpheyi biz getirdik. El koyma kararından önce BDDK, SPK, MASAK'tan suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınması şartını da biz koyduk. El koyma kararının heyet halinde ağır ceza mahkemesince ve oy birliğiyle karar alınmasını getirdik. Bu güvencelerin hiçbiri ortadan kalkmıyor. Kişinin mal varlığı, alacakları bakımından bu güvencelerin hiçbiri ortadan kalkmıyor. Anayasal düzene, darbe teşebbüsü gibi bazı suçları bunun kapsamına koymaktır yaptığımız. Bunların düşünce hürriyeti, kişilerin muhalefet yapması şekliyle bu düzenlemenin hiçbir alakası yoktur" diye konuştu.

Müdafinin dosyayı incelemesi ve örnek almasının son derece önemli olduğunu kaydeden Bozdağ, ilgili maddenin uygulamaya girmesinden sonra terör, örgüt, uyuşturucu ve  pek çok soruşturmada suçu işlemeyi meslek edinen kişilerin avukatları vasıtasıyla savcılıklarda adeta nöbet tutuklarını söyledi.

Soruşturmanın sağlıklı yürümesi, delillerin toplanması, faile ulaşılmasının adeta imkansız hale geldiğini savunan Bozdağ, şöyle konuştu:

"Dosyanın içinde ne varsa alıyorlar. Savcı nerelere müzekkere yazmışa onu alıyor. Soruşturmanın istikametini görüyor, deliler karartılıyor. kayboluyor, araştırmalar sonuç vermiyor. Böyle olunca da özellikle organize suçlarla, örgütlü suçlarla ilgili  soruşturmaların akim kalması tehlikesiyle karşı karşıyayız. Soruşturmanın amacı tehlikeye düşecekse hakim kararıyla belli evraklara ilişkin kısıtlamayı öngören düzenlemeye geri döndük. eleştiriler dikkate alınmak suretiyle burada bir katalogla sınırlamaya gidildi. Bu sınırlama yasa koyucunun amacını karşılayıcı niteliktedir. 2011'de devreden dosyalar dahil 6 milyon 15 bin 659 soruşturma var, bin 50'sinde gizlilik kararı verilmiş. 2012'de 6 milyon 285 bin 102 soruşturmadan bin 64'ü hakkında gizlilik kararı verilmiş. 2013'te 6 milyon 679 bin 973 soruşturmadan bin 306'sında gizlilik kararı verilmiş. Milyonlarca soruşturmadan belli sayıdakine gizlilik kararı var. Bu daraltmayla daha da aza inecektir, kararı hakim verecektir. Bunun ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Bunu geçirmeye mecburuz. Siz de bunu yakinen biliyorsunuz. Bu bizim soruşturmaların sıhhati bakımından son derece önemlidir. Burada amaç savunma hakkını kısıtlamak değil, delileri toplamak, faillere ulaşmak ve hak edenin cezaya kavuşması için etkin ve sağlıklı soruşturmayı yürütmek bakımından önemli."

Hakim ve savcıların özlük haklarına yönelik düzenleme üzerinden çok yıpratıldığını belirten Bozdağ, "Hakim ve savcılarımız daha fazla almayı hakediyorlar. Bütçe imkanları çerçevesinde ancak bu kadar iyileştirme yapıyoruz. İmkan olduğunda daha fazla yapma imkanı olacaktır" dedi.

Bozdağ, zammın diğer adliye personeline yansımadığını söyledi.

"İmralı'ya sekreterya tartışması, Hükümetimizi yıpratmak için algı operasyonuna döndü"

Bozdağ, milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin bulunduğunu, bunun dışında herhangi kimsenin bulunmasının mümkün olmadığını dile getirerek, "İmralı'ya sekreterya tartışması kamuoyunda Hükümetimizi yıpratmak için algı operasyonuna döndü. Sanki dışarıdan özel kalem gidecek, orada sekreter olacak, düzen kuracak gibi algı yapılıyor. Bu fevkalade yanlış, öyle bir şey yok. Siyaseten de böyle bir şey yok, kanunen de bu mümkün değildir. İmralı'da Öcalan'ın yanında şu anda bulunan hükümlüler var. Bu hükümlüler azalır, çoğalır, orada ayrılıp gidebilir, başkaları gelebilir. Bunlar her cezaevinde olan rutin uygulamalardır. diğer cezaevlerinde nasıl oluyorsa, İmralı'da aynı uygulamalar yapılmaktadır. Bir ayrıcalık söz konusu değildir" dedi.

Adalet Bakanı Bozdağ, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın kullanılmasını veya yapımını engelleyen herhangi bir yargı kararı bulunmadığını söyledi.  

Bozdağ, avukatlara yeşil pasaport verilmesini arzu ettiğini, Dışişleri ve diğer ilgili bakanlıklarla konuyu görüştüğünü belirterek, AB üyesi ve başka ülkelerde Türkiye'deki yeşil pasaportun sayısının yüksekliği nedeniyle azaltılmasını istediğini, bazı ülkelerin de yeşil pasaporta vize koyduğunu anlattı. Bir adım atıldığında yeşil pasaportlularla ilgili de sıkıntının ortaya çıkma riskinin olabileceğinin ifade edildiğini anlatan Bozdağ, "AB ile vize muafiyeti görüşmeleri sürüyor. 2 yıl içinde zaten AB bazında bir sıkıntı kalmayacak, anlaşma yürürlüğe girerse. Şu aşamada sınırlama imkanımız yok. Başka meslek gruplarına da vermemiz gerekecek. Kapsam çoğaldıkça yeşil pasaport uygulama alanı daralabilir. Şu aşamada yapamıyoruz ama incelmemizde olacak ve ben de bunu özellikle takip edeceğim" diye konuştu. (Kaynak: İHA)