CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, CHP genel merkezindeki Parti Meclisi (PM) Toplantısı'nın ardından yazılı açıklama yaptı.

 PM'de, Merkez Yönetim Kurulu raporu görüşüldükten sonra, seçim ve hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'ın "Üye Yazım Yönetmeliği ile Milletvekili Aday Saptama Yönetmeliği ve Yerel Seçimler Aday Saptama Yönetmeliği" hakkında bir sunum yaptığını belirten Koç, sunumdan sonra yönetmeliklerle ilgili önerilerin değerlendirildiğini ve oylanarak kabul edildiğini kaydetti.

Toplantıda, yönetmeliklerde yapılan değişiklikler sonucu, "internet yoluyla üye yapımına" ve mevcut ön seçim ve aday yoklama yöntemi muhafaza edilerek, aidat ödeyen üyelerin de oy kullanarak aday belirleyebilmesine ilişkin usullerin kabul edildiğini ifade eden Koç, sandık konulup, örgüt içi eğilim yoklaması yapılarak aday belirleme imkanı sağlanacağını bildirdi.

Tüzüğün 58'inci maddesindeki kotaya uygun olarak, toplam adayların en az yüzde 85'inin sandık konulmak suretiyle ön seçimle belirlenmesi ve genel merkezin saptayacağı adayların yüzde 15'i geçmeyeceği kuralının bulunduğunu hatırlatan Koç, bu kuralın nasıl uygulanacağının düzenlendiğini kaydetti.

Koç, CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler ve Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün "parti suçu oluşturan tutum ve davranışları" nedeniyle "kınama cezası" ile cezalandırılmak üzere, parti tüzüğünün 68'inci maddesi uyarınca, Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmesi talebinin, gizli oylama yapılarak kabul edildiğini ifade etti.

Aygün'den açıklama gecikmedi

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Parti Meclisi'nden çıkan "kınama" kararının ardından yaptığı açıklamada, "CHP, kendi belediyelerindeki bu tabloyla nereye gidecek? Hal böyleyken Kılıçdaroğlu'nun deyimiyle 'iktidar olacağımıza inanmak' nasıl mümkün olacak?" dedi.

CHP'li Aygün, sosyal paylaşım sitesi twitter hesabından üzerinden "Aşağıda yazdıklarım yüzünden beni partiden atacaklarmış" tweetini takipçileriyle paylaştı. Aygün'ün paylaştığı linkte, "CHP'li Sarıyer Belediyesi, 600 dönümlük orman arazisini hukuka ve çevre hakkına aykırı olmasına rağmen 'Siyah Kalem İnşaat Şirketi'ne vermiş, şirket 'Zekeriyaköy Villaları'nı bu alana kuracakmış. Dün Sarıyer Belediye Meclisi toplantısı yapılmış, Sarıyer Kent Dayanışması üyesi çevreciler toplantıya katılıp söz almak istemiş, söz bile vermemişler. Önce bir belediyede işçilere yapılan taşlı-sopalı 'müdahale', başka bir belediyede yüzlerce ağaç kesimi, başka bir belediyede ise günlerdir gazetelere yansıyan İnönü-Emir Sarıgül kavgası var. CHP, kendi belediyelerindeki bu tabloyla nereye gidecek? Hal böyleyken Kılıçdaroğlu'nun deyimiyle 'iktidar olacağımıza inanmak' nasıl mümkün olacak? Eee, sen İstanbul Belediye Başkanlıklarını bir kişinin aile şirketi olarak dağıtırsan olacağı budur. Halka ve emeğe değil sermayeye yüzünü dönersen sonuç budur. Siyasette 'Beykoz Konakları'nda karar alırsan, Sarıyer'de 'Zekeriyaköy Vilları'na işte böyle mahkum olursun. Günaydın" açıklaması yer aldı.

"Bundan sonra hiçbir biçimde cemaate kalkan olunamayacak"

CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler, Yüksek Disiplin Kurulu'na (YDK) sevkiyle ilgili, "Parti Meclisi cemaatle ittifak gibi bir durumu reddettiğini gösterdi. Böyle bir durumun ihtimalini bile kabul edilemez bulduğunu ilan etti" dedi.

Güler, AA muhabirine CHP Parti Meclisi'nin kendisini "kınama" istemiyle YDK sevk etmesini değerlendirdi. 

Kendisine sözlü ya da yazılı olarak hiçbir bildirim yapılmadığını belirten Güler, "Parti yönetimi yerel seçimde cemaatle ittifak yapıldığına ilişkin sözümün parti suçu olduğuna karar vermiş, bu kararı herkes gibi ben de hiç olmayacak bir yerden TBMM Genel Kurul kürsüsünden yapılan bir konuşmadan öğrendim" ifadesini kullandı. 

Kararın iki bakımdan sevindirici olduğuna işaret eden Güler, şunları kaydetti:

"Birincisi, Parti Meclisi cemaatle ittifak gibi bir durumu reddettiğini gösterdi. Böyle bir durumun ihtimalini bile kabul edilemez bulduğunu ilan etti. Bundan sonra hiçbir biçimde cemaate kalkan olunamayacak demektir.

İkincisi, Süheyl Batum'un ihraç kararının tüzük ihlali olduğu kabul edilmiş oldu. Çünkü Batum'u Merkez Yönetim Kurulu (MYK) isteğiyle YDK ihraç etmişti. Bu durumda MYK ve YDK suç işlemiş durumda. Şimdi bu suçun nasıl ortadan kaldırılacağı üzerinde durmak gerekiyor. Aksi halde her iki organında yönetim yetkisi hukuk boşluğuna düşmüş demektir."  (İHA / AA)