Ruşen Çakır, “Kürtler arası çözüm süreci ihtiyacı” başlıklı yazısında, eski bir yazısına atıfta bulunarak, Kürt sorununun çözümünde “İslam kardeşliği”nin çözümünün anahtarı olup olamayacağını değerlendirdi.

AK Parti’nin, Kürt sorununun çözümünün merkezine İslam kardeşliği”ni yerleştirmek istediğini, bunu da Güneydoğu’nun en “ümmetçi” hareketi olan Hizbullah Cemaati eliyle yapmak istediğini savunan Çakır, öte yandan daha önce PKK ve Gülen Grubu’nun toplumda oluşturduğu, “Hizbulkontra”, “Hizbulvahşet” algılarının devam ettiğini iddia etti.

Yazının devamında Kürt sorununun çözümü noktasında tarihi bir süreçten geçildiğine vurgu yapan Çakır, “Çözüme ulaşılmasından kuşkusuz tüm ülke kârlı çıkacak, fakat bu durumdan en fazla, siyasi yelpazedeki yerleri ne olursa olsun tüm Kürtlerin istifade edeceği açıktır.” diye yazdı.

PKK-Hizbullah anlaşmazlığının bir an önce sonlandırılması gerektiği hususunun altını çizen Çakır, şunları kaydetti: “Her iki örgüt de birbirlerini yok etmenin imkânsız olduğunu çok iyi biliyor olmalı. Geçmişteki çatışma ortamının tekerrürü, yani yeniden Kürt’ün Kürt’ü kırması halinde çözümün iyice zorlaşacağını ve bundan en büyük zararı yine Kürtlerin göreceğini de biliyor olsalar gerek. Bu nedenle Kürtlerin, dışarıdan gelen farklı tahriklere olabildiğince itibar etmeden kendi aralarındaki sorunları diyalog ve müzakere yoluyla çözmeleri gerekiyor. Bunu gerçekleştirmede en büyük sorumluluğun PKK hareketine, özel olarak da Abdullah Öcalan’a düştüğü kanısındayım.”

Yazının tamamını okumak için tıklayın... (Hürseda Haber)