Cumhurbaşkanı Erdoğan, Romanlar Konfederasyonu tarafından düzenlenen “14 Mart Romanlar Günü Çanakkale Buluşması”nda, Roman vatandaşlara hitap etti.

“Ben, Roman kardeşlerimi etnik kimliğinden, parasından, pulundan, şusundan, busundan dolayı sevmiyorum, sadece Allah rızası için seviyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Allah nazarında aynı haklara, aynı mükellefiyetlere, aynı değere sahip insanlar olduğumuzun bilinciyle sizleri seviyorum. Ne diyor o güzel Roman şarkısında; ‘o da Allah kuludur, her kim olursa olsun, ille de Roman olsun.' Bizler aynı kıbleye yönelen, Hak'tan gelen ve yine Hakk'a dönecek olan tüm sıfatlarının ötesinde insan sıfatına haiz kullarız. Her kim ki diğer sıfatlarından birini insan sıfatının önüne çıkartır işte o zarardadır, gaflettedir. Biz aynı sıkıntıyı kadınlar konusunda yaşıyoruz, aynı sıkıntıyı Kürt kardeşlerim, Suriye’den, Irak’tan gelen Arap kardeşlerimiz konusunda yaşıyoruz. Ahıska Türkleri, Boşnak kardeşlerim… Bunlar konusunda yaşıyoruz. Kimi zaman etnik ayrımcılıkla, kimi zaman cinsiyet ayrımcılığıyla kimi zaman kültürel ayrımcılıkla, diğer vasıflardan biri insan sıfatının önüne geçildiğinde sorun başlıyor. Bakın, şu Çözüm Süreci’ne bakın. Her televizyona çıkan, varsa yoksa Kürt sorunu, Kürt sorunu, Kürt sorunu… Bununla adeta ülkemizi parçalamanın, bölmenin gayreti içerisine giriyorlar.”

“Kürt sorunu diye bir şey yok"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’deki mevcut etnik unsurların hepsinin kendine has sorunları bulunduğunu belirterek, “Varsa yoksa Kürt sorunu diye bir şey yok. Ben 2005’te Diyarbakır’da bunu ifade ettim ve bu süreç kapandı. Bizim sorunumuzdur dedik ve biz bu işi kapattık, bitirdik. Hala bunu devam ettirmek isteyenler var. Bunu neden devam ettirmek istiyorlar? Molotof kokteylini eline almak için, havai fişeklerle insanları öldürmek için. Niye? 5’inci kattan o kurbanlık eti dağıtmak isteyen Yasinleri öldürmek için. Bunların etnik kimliklerinden kaynaklanan bir sorun bu ülkede yok. Çünkü biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü seven bir medeniyetin, inancın mensuplarıyız. Çünkü müminler ancak kardeştir, bizim ölçümüz bu. Tüm hayatımız boyunca bu ayrımcılıklara karşı mücadele ettik, etmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Samimi bir kardeşlik, uhuvet bilinciyle tüm vatandaşları sevdiğini ifade eden Erdoğan, bu toprakların yüzyıllar boyunca farklı kimliklerin, kültürleri, farklı inançları bir arada barış ve kardeşlik içinde yaşatma tecrübesi bulunduğunu kaydetti.

“Biz, işte böyle bir medeniyetin bugünkü temsilcileriyiz. Sizler de bu medeniyetin ayrılmaz bir parçasısınız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dün de öyleydiniz, bugün de öylesiniz, inanıyorum ki yarın da öyle olacaksınız. Tek fark; bugün artık size dün yapılan haksızlıkların, ayrımcılığın, ötekileşmenin yapılamıyor olmasıdır, rahatsız oldukları konu bu” dedi.

Yunus Emre’nin, “On sekiz bin alemin cümlesi bir içinde / Kimse yok Bir’den ayrı, söylenir Bir içinde / Cümle Bir onu, Bir’ler, cümle ona giderler / Cümle dil onu söyler, her Bir tebdil içinde” dizelerini okuyan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bizim davamız birliğin davasıdır. En Batı’dan, en Doğu’ya kadar, en Kuzey’den en Güney’e kadar bizim için herkes bu birin bir parçasıdır, tamamlayıcısıdır. Maalesef geçmişte ülkemizde insanların inancından, dilinden, kılığından, kültüründen horlandığı, tahkir edildiği, ikinci sınıf addedildiği günler yaşadık. Roman kardeşlerim bunu çok yakında biliyor. Aynı şekilde Kürt kardeşim de biliyor, imam hatipli kardeşim biliyor, başörtülü kardeşim biliyor. Bu ülkede o kadar çok insanı ötekileştirdiler ki devletle millet arasında adeta uçurum ördüler. Ankara’nın Ulus’una, Kızılay’ına kasketli, şalvarlı vatandaşlarımızın alınmadığı günleri yaşadı bu ülke.

İş o dereceye varmıştı ki; ‘Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece' diyen Aşık Veysel’i bile Ankara’ya sokmuyorlardı. Neler yaşadı bu ülke. Bir devlet, milletine kendi insanına böyle bir muameleyi reva görür mü? Görür işte ama farklı gerekçelerle, sebeplerle yürütülen bu ayrıştırma politikaları sonunda iflas etti. Milletimiz her fırsatını bulduğunda hakkına, hukukuna, inancına, kültürüne saygı duyanlara ülke yönetimini teslim etti. 2002 Kasım, her alanda olduğu gibi bu alanda da Türkiye için bir milattır, tarihi bir dönüm noktasıdır. Ülkemizdeki her kesim gibi, her vatandaşımız gibi Roman kardeşlerimiz de demokrasi ve özgürlük ikliminde haklarına kavuşmaya başladı. İnşallah bu süreci kesintisiz devam ettirecek, herkesle birlikte Roman kardeşlerimizin de bu ülkenin tüm imkanlarından adil şekilde faydalanmalarını temin etmeyi sürdüreceğiz.” (AA)