Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Sabahattin Zaim Üniversitesi 2015-2016 akademik yılı mezuniyet törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan öne çıkan açıklamalar;

"Her başarı öncelikle kişisel olarak elde edilir. Uzun bir yolun ardından ilk etap hedefine ulaştınız. Bugün yeni ve zorlu bir kulvara adım atıyorsunuz. Tercihiniz ne olursa olsun hayatın gerçek yüzü ile karşılaşacaksınız.

Sabahattin Zaim hocamız hem bir fikir ve ilim insanı hem de bir dava adamıydı. O örneklerine bugün sıkça rastladığımız birileri gibi hiçbir zaman milletine tepeden bakmadı. Fildişi kulelerden ahkam kesmedi. Bilakis hayatının her bir safhasında teoriyi pratiğe geçirmenin, onları uygulamanın çabası içinde oldu. Ekonomi, özellikle iktisat, çalışma ekonomisi başta olmak üzere birçok başlıkta kaleme aldığı 200'e yakın makalesi ve 20'nin üzerinde kitabıyla hocamız entellektüel hayatımızda çığır açan eserler verdi.

'TERTEMİZ BİR GEÇMİŞE SAHİBİZ'

Afrika'nın neresine gidersek gidelim anlımız ak, başımız dik gidiyoruz. Kıtada tüm yaşayanlar bizi büyük bir hüsnükabulle karşılıyor, muhabbetle, özlemle bağrına basıyorlar. Çünkü kıtanın hiçbir ülkesinde sömürgecilik lekesiyle kirlenmemiş tertemiz bir tarihe sahibiz. Bırakın sömürmeyi, Doğu Afrika'nın özellikle Avrupalı kolonyalistlere karşı verdiği zorlu mücadelede atalarımız bu bölge halklarına tüm imkanlarıyla destek olmuşlar. Ecdadımız kimi zaman ordu göndererek, kimi zaman himaye ederek, kimi zaman da el altından yardım yaparak Afrikalıların hür ve onurlu yaşama iradelerine sahip çıkmıştır. Fakat bugün bize insan hakları vermeye kalkan ülkelerin hepsinin de kıtadaki tarihi kan, gözyaşı, soykırım ve katliamla bezelidir.

'HESABINI VERECEKSİNİZ'

Ey Almanya, bak yine söylüyorum; önce Holokost'un hesabını vereceksin. Namibya'da 100 bini aşkın Namibyalıyı nasıl yok ettiniz, nasıl öldürdünüz onun da hesabını vereceksin. Siz, Türkiye'ye veya Türklere parlamentosunda kalkıp da sözde Ermeni soykırımı oylaması yapacak, varsa belki de en son ülkesiniz. Kaldı ki bizim tarihimizde bu noktada zaten bir derdimiz yok, bir sıkıntımız yok. Bizim tarihimiz, katliamlar tarihi değildir. Bizim tarihimiz, merhamet tarihidir, şefkat tarihidir. Aramızdaki fark budur.

'OSMANLI DENİNCE İNSANLARIN YÜREĞİ YANIYOR'

Afrika'ya, Asya'ya veya Balkan coğrafyasında yaptığımız ziyaretler sırasında sık sık şu manzaraya şahit oluyoruz. Aradan yüzyıllar geçmesine, kimi yönetimler tarafından izi silinmek için onca baskı yapılmasına rağmen, Osmanlı denince halen insanların yüreği yanıyor, gözleri parlıyor, dillerinden güzel sözler dökülüyor. Bu insanların akıllarına, katleden, sömüren, ezen, yok eden değil, yaşatan, imar ve ihya eden, adaletle hükmeden bir medeniyet geliyor. Osmanlı bu diyorlar. Hamdolsun, bu dünyada pek az millete nasip olan çok kıymetli çok nadide bir mirastır."

"Anneliği reddeden kadın eksiktir, yarımdır"

Öte yandan Kadın ve Demokrasi Derneği’nin yeni genel merkez binasının açılışında konuşun Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadının iş hayatındaki konumunun, onun anneliğini asla geriye atmaması gerektiğinin altını çizerek, konuşmasına şöyle devam etti: “Çalışıyorum diye annelikten imtina eden bir kadın, aslında kadınlığını inkâr ediyor demektir. Bu benim samimi düşüncemdir. Anneliği reddeden, evini çekip çevirmekten vazgeçen bir kadın, iş dünyasında istediği kadar başarılı olsun; özgünlüğünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır, eksiktir, yarımdır. Dedik ya, kadın insanın yarısıdır ve o yarısı olmazsa insan da olmaz diye…  Anneliği reddetmek, işte insanın yarısından vazgeçmektir, daha geniş tutuyorum, insanlıktan vazgeçmektir.  Anne olmazsa insanlık olur mu? Olmaz. Anne varsa insanlık var. Ben bunun için her fırsatta en az 3 çocuk tavsiyesi yapıyorum. Bunu ben yapmıyorum, Rabbim emrediyor, Peygamberimiz söylüyor. ‘Nikahlanınız, çoğalınız. Ebedi âlemde diğer topluluklara karşı, ümmetimin çokluğu ile iftihar edeceğim.’ buyuruyor. Kim? Peygamberimiz. Öyleyse biz böyle bir medeniyetin mensupları olarak bunu bir kenara koyamayız.” (Ajanslar)