Merkel, İsviçre Cumhurbaşkanı Johann Niklaus Schneider-Ammann ile Berlin’de yaptığı görüşme sonrası yaptığı açıklamada, "Türkiye’de zorlaştırılan şartlar altında basın ve düşünce özgürlüğünü savunan herkes gibi gazeteciler de bizim dayanışmamızdan emin olabilirler” şeklinde konuştu.  Almanya Başbakanı, "Tabii ki böyle bir konu AB üyelik müzakereleri ile ilgili olarak da merkezi bir rol oynamaktadır" ifadesini kullandı.

Merkel, Cumhuriyet Gazetesi'ne yönelik operasyon ve gözaltıların hukuk devleti ilkeleriyle bağdaştığı konusunda büyük şüpheleri bulunduğunu da belirterek, Alman hükümetinin konuyla ilgili soruşturma ve dava süreçlerini yakından takip edeceğini vurguladı.

Merkel, Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Martin Erdmann'ın basın ve düşünce özgürlüğünün Almanya için öneminin bir daha altını çizmek üzere salı günü Cumhuriyet Gazetesi yazı işlerini ziyaret ettiğini belirtti.

"Siyasi soruşturmalarda Türkiye’ye iade olmayacak"

Merkel'in Türkiye'ye yönelik sert eleştirilerinden önce Almanya Adalet Bakanı Heiko Maas da benzer açıklamalarda bulundu. Yabancı Gazeteciler Cemiyeti (VAP) üyeleriyle Berlin’de bir araya gelen Maas, Cumhuriyet gazetesine yapılan operasyonu ve gazetecilerin gözaltına alınmasını eleştirdi.

Maas, “Son gelişmeler ışığında Türkiye’yi demokratik hukuk devleti olarak tanımlar mısınız?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“Basın özgürlüğü demokrasi ve hukuk devletinin temel bileşenidir. AB’ye üye olmak isteyen basın özgürlüğünü de teminat altına almalıdır. Basın özgürlüğü sadece gazetelerin varlığını sürdürmelerini değil aynı zamanda basın çalışanlarının baskı olmaksızın, zapt edilmeksizin ve gayet tabii ki tutuklanmaksızın işlerini yapmalarını kapsamaktadır. İşte bu bizim büyük bir kaygıyla izlediğimiz bir konu.”

Kaygının sadece basın kuruluşları ve gazetecilerle sınırlı olmadığını aktaran Bakan, “Dürüstçe ifade etmek gerekirse darbe girişimi sonrası çok sayıda kamu görevlisi, memur ve eğitimci tutuklandı. Bu süreçte kendimize ‘gerçekten de süreçler hukuk devleti kriterlerine göre mi işliyor?’ sorusunu sorduk” dedi.

Türkiye’de idam cezasının geri getirilmesi tartışmalarını anımsatan Bakan Maas, “Federal Hükümetin bu konudaki pozisyonunu açıkça ifade ettiğini düşünüyorum, hükümet bu noktaya gelinmesi halinde AB müzakere sürecinin derhal durdurulacağını söyledi” şeklinde konuştu.

"Kesinlikle iade söz konusu olmayacak”

Maas, Türkiye’nin eski savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara hakkında yaptığı iade talebi ve darbe girişimi sonrasında Almanya’da iltica talebinde bulunan kamu görevlileriyle ilgili soruyu da yanıtladı.

Bu dosyaların ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçınan Bakan, Türkiye’den gelen iade taleplerinde, siyasi nedenlerle açılmış soruşturmalarda iadeye yeşil ışık yakmayacaklarını duyurdu.

Maas, şunları kaydetti: “Adli yardımlaşma ile ilgili olarak durum şu: Türkiye’den ağır suçlar söz konusu olduğunda, cinayet, kasten adam öldürme gibi konularda adli yardımlaşma talebi olduğunda bu talep tarafımızdan inceleniyor. Ama adli yardımlaşmadaki çekincemiz siyasi bir nedene dayanmaması. Dayandığı takdirde bu talep hakkında işlem yapılmıyor. Şu anda talepleri tek tek inceleyerek söz konusu olan olağan bir suç mu diye bakıyoruz. Yoksa bu iade talebi hâlihazırda orada sürdürülmekte olan ve temizlik operasyonu olarak adlandırılanların bir parçası mı? Eğer öyleyse ilgili taleplerde kesinlikle iade söz konusu olmayacaktır.”

Almanya’nın Gülen hareketine bakışı

“Gülen hareketini bir siyasi hareket olarak mı değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Maas, “Dürüst olmak gerekirse ben bu konuda bir yargıda bulunamam. Bu konuya mesafeli durmamız gerektiğini düşünüyorum” yanıtını verdi.

Bakan sözlerini şöyle sürdürdü: “İncelemelerimizde önceliğimiz şu: Söz konusu olan klasik bir suç mu yoksa siyasetle ilgili bir bağlantı var mı? Ayrıştırmamız gerekiyor. Siyasi bağlantılı olanlarda iade söz konusu olmayacaktır. Ayrıca Türkiye’de idam cezasının yürürlüğe sokulması bu süreci kolaylaştırmayacak, aksine daha da zorlaştıracaktır”.

Gülen hareketiyle ilgili soruşturma yok

Türkiye’nin Gülen hareketinin Almanya’daki yapılanması, mali faaliyetlerinin mercek altına alınması yönündeki talebiyle ilgili olarak da Adalet Bakanı şunları kaydetti: “Benim bildiğim kadarıyla Gülen hareketi yapılanmasıyla ilgili bir inceleme yapılmamakta ve Almanya’da bir örgüt olarak var oldukları konusunda da yeterli bilgi yok.”

Maas, Gülen hareketinin mali kaynakları konusunda da bir araştırmanın yürütülmediğini sözlerine ekledi.

Erdoğan'dan Almanya'ya sert tepki

 

Beştepe Millet Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri" ödül törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, burada yaptığı konuşmada Almanya'ya sert tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müstesna bir topluluk önünde bu konuyu açmak istemezdim. Fakat ülkeme ve milletime haksızlık yapıldığında, hele hele saldırıldığında susmayı kendime yakıştıramıyorum” diyerek, Almanya Adalet Bakanı’nın, Almanya’da bulunan FETÖ mensubu savcıların kesinlikle iade edilmeyeceği yönündeki açıklamalarına yanıt verdi.

"Almanya teröre çanak tutuyor"

Erdoğan, “Bakana göre Türkiye ile Almanya arasındaki adli yardımlaşma sadece ağır suçları kapsıyormuş, siyasi gerekçeler bunun dışında kalıyormuş. Üstelik bu kadarla da kalmamış Alman Bakan, terör örgütlerini destekleyen gazetelere yönelik operasyonları kastederek ‘gelişmeleri kaygıyla izliyoruz’ demiş. Şimdi biz de Almanya’nın bu yaklaşımını ve onun ürünü olan uygulamaları kaygıyla, hatta dehşetle izliyoruz. Ey Almanya, Sayın Merkel’e ben 4 bin dosya verdim. Daha sonra İstanbul’daki son görüşmemizde, ‘Sayın Şansölye, ben size 4 bin dosya vermiştim bu terör örgütleriyle alakalı, teröristlerle alakalı Millî İstihbarat Teşkilatımızın, bunların akıbeti ne oldu?’ dedim. Bana verdiği cevap enteresandı, ‘O dosyaların sayısı 4 bin 500 oldu’ dedi. ‘Demokratik bir ülkenin, Avrupa Birliği’nin önde gelen bir ülkesinin, terör örgütü olarak kabul ettiği bu örgütün mensuplarını korumasını ben hâlâ anlamakta zorlanıyorum, bu nasıl bir iştir?’ dedim. Şimdi kalkmışlar, hâle bak, bize akıl veriyorlar, ‘endişeleniyoruz.’ Almanya, biz sizin bu duruşunuzdan endişeleniyoruz. Siz şu anda teröre çanak tutuyorsunuz. Ve bu terör belası ey Almanya, bilesin bumerang gibi gelecek sizi de vuracaktır. Türkiye olarak bizim sizden bir şey beklentimiz yok; ama siz teröre yataklık yapmaktan dolayı tarih boyunca anılacaksınız. PKK, DHKP-C, FETÖ gibi terör örgütlerinin mensuplarına yıllardır kol kanat geren Almanya’nın, şimdi de ısrarla FETÖ’nün arka bahçesi hâline dönüşmesi dolayısıyla biz de endişe ediyoruz. Her zaman söylediğim gibi, terör örgütleri akrep gibidir, eninde, sonunda döner kendini sırtında taşıyanı da ısırır.” ifadelerini kullandı.

“PKK’yla, FETÖ’yle, DEAŞ’la, ırkçı örgülerle mücadele etmek yerine, başka ülkelerin millî güvenlik hassasiyetlerini hiç sayarak teröristlere kucak açan Almanya’nın akıbetini hiç de hayırlı görmüyorum” sözlerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’nın şu anda teröristlerin barındığı önemli ülkelerden biri hâline geldiğini söyledi.

Almanya’da Türkiye vatandaşlarına yönelik çok sayıda ırkçı saldırının yapıldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’nın bu saldırıları önlemek yerine, Türkiye’nin ‘terörist’ olarak tanımladığı ve kendisinden istediği örgüt üyelerine sahip çıkmayı tercih etmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını belirtti.

“Almanya, FETÖ’nün terör örgütü olduğu konusunda şüphe ediyorsa, buyursunlar ülkemize gelsinler”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konu ile ilgili açıklamalarının devamında şöyle konuştu: “Şayet Almanya FETÖ’nün terör örgütü olduğu konusunda şüphe ediyorsa, buyursunlar ülkemize gelsinler. 15 Temmuz’da bombalanan Meclisimizi ziyaret etsinler, bombalanan Özel Harekâtı gezsinler görsünler. Külliyemizin etrafında neler meydana geldi bunu görsünler. Gecenin şahitleriyle konuşsunlar, şehitlerimizin yakınlarıyla, gazilerimizle bir araya gelsinler. Hâlâ hastanelerde yatan bizim gazilerimiz var, onlarla konuşsunlar. Öyle kalkıp da esip gürlemek, kusura bakmayın, onları bu ülke yutmuyor, yutmuyoruz ve yutmayacağız, gereği neyse onu yapacağız. Ve bizim iç hukukumuz kimseyi ilgilendirmez. Anayasamız neyi emrediyorsa, yasalarımız neyi emrediyorsa biz onu yapıyoruz, onu yapacağız, yapmaya da devam edeceğiz, bunu da böyle bilsinler. Sonra da ellerini başlarının arasına alıp, Alman Cumhurbaşkanlığı Sarayının, Alman Parlamentosunun, emniyet teşkilatı binalarının bombalandığını, Berlin’in, Hamburg’un, Bavyera’nın sokaklarının tanklarla, helikopterlerle ateş altına alındığını bir hayal etsinler. Acaba onların Parlamentosu bombalansaydı ne yaparlardı, bunu bir düşünsünler. Eğer buna rağmen FETÖ’yü terör örgütü olarak kabul etmezlerse, anlarız ki niyetleri başkadır. Bizim gözleri olup da görmeyenlere, kulakları olup da duymayanlara, dilleri olup da konuşmayanlara söyleyecek sözümüz yok.” (Ajanslar)