Adil Öksüz'ün Türkiye'de bir ülkenin diplomatik temsilciliğinde saklandığı iddialarına ilişkin cevap veren Başbakan Binali Yıldırım, Adil Öksüz'ün tabii her yerde aranıyor. Böyle bulunamayınca da bu ve buna benzer iddialar da sıkça ortaya atılıyor. Ama biz işin peşindeyiz. Nerede olursa olsun aranıp bulunacak. Ölüsü yahut dirisi...” dedi.
Başbakan Binali Yıldırım CNN TÜRK ve Kanal D ortak yayınında Doğan TV Ankara Temsilcisi Hakan Çelik'in sorularını yanıtladı. Gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Yıldırım, Kılıçdaroğlu'nun 'tek adam' iddiası, Fesih tartışması, Abdullah Gül ile Ahmet Davutoğlu’nun referandum çalışmalarına katılmaması, Tutuklu HDP milletvekilleri, Suriye'deki gelişmeler ve Trump yönetiminin FETÖ'ye karşı tutumu konuları hakkında değerlendirmelerde bulundu.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun tek adam iddiasına ilişkin açıklamalarda bulunan Yıldırım, “Bu insan halkın yüzde 50'sinden fazlasının oyuyla başa geliyor. Tek adam padişahlıkta, dikatatörlükte olur. Orada zaten halkın oyuyla gelmez. Ya soydan gelir ya darbeyle gelir, demokratik sistemleri ortadan kaldırır bir takım güçleri kullanarak. Vesayet odaklarını kullanarak iktidarda olmaya devam eder. Sayın Kılıçdaroğlu herhalde bu anayasanın görüşmelerinde neler konuşulduğunu takip etmedi. Milletvekillerini ikna etmek için her yolu denediler. İşi kaba kuvvete kadar götürdüler. Kürsü işgalleri oldu. Bütün bunların sonunda milletin seçtiği vekiller bu anayasa değişikliğine olur verdi. Şimdi onaya gidiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu darbeyle bunu karıştırıyor. Yönetim sistemini değişikliğini ön gören önemli değişiklik milli iradenin eliyle yapılıyor.” dedi.
“Parlamenter sistem zaman zaman darbelere zemin hazırlıyor”
Mevcut sistemin darbelere zemin hazırladığını vurgulayan Yıldırım, “Sayın Bahçeli'ye Sayın Kılıçdaroğlu'na gittik. Başladık da çalışmaya. Ama çalışmanın bir yerinde CHP koptu. Sonra ben kendisine dedim ki Sayın Kılıçdaroğlu belli ki biz anayasa değişikliği konusunda farklı düşünüyoruz. Siz parlamenter sistemden yanasınız biz de diyoruz ki parlamenter sistem zaman zaman darbelere zemin hazırlıyor. Ekonomik krizlere sebep oluyor. Güçlü sürekli iktidarı sağlayacak bir yönetim sistemine ihtiyaç var bu da ancak sandıkta temin edilebilir. Bunu cumhurbaşkanlığı sistemi başkanlık sistemi olarak öngörüyoruz. Eğer siz buna rıza göstermiyorsanız siz de teklifinizi getirin. Görüşelim. Yine millete götürelim. Ya tek adamlık teranesi tutturmuş gidiyor. Onlar kendi partilerinin tarihini anımsıyorlar herhalde.” ifadelerini kullandı.
“Cumhurbaşkanı seçim kararı alırsa kendisi gittiği gibi meclis de seçime gitmek zorunda”
Cumhurbaşkanı’nın meclisi fesih etme yetkisinin olmadığını söyleyen Yıldırım, “Cumhurbaşkanı'nın fesih yetkisi yok.”diyen Yıldırım, şöyle konuştu: “15 Temmuz başarılı olsaydı meclis feshedilecekti. Darbelerde meclisler feshedilir. Ne var? O da seçimlerin yenilenmesidir. Bir tıknamaya karşı bir tedbirdir. Mevcut anayasanın 116. maddesinde cumhurbaşkanı seçime götürebiliyor. Kapatma ayrı bir şey. Diyelim ki seçim oldu, tek başına bir parti iktidara gelmedi hükümet kurma görüşmeleri sonuç vermedi, 7 Haziran'ı hatırlayalım 5,5 ay sonra tekrar seçim yapıldı. 116. maddede değişiklik yapılıyor cumhurbaşkanı seçim kararı alabilir deniyor. Aynı şekilde TBMM de seçim kararı alabilir. Burada bir ince nokta var; diyelim ki meclis seçime gitme kararı aldı kendi seçimini de yeniliyor, cumhurbaşkanını da seçime götürüyor. İki güç birden seçime gidiyor. Cumhurbaşkanı seçim kararı alırsa kendisi gittiği gibi meclis de seçime gitmek zorunda. Alınacak karar her iki iradeyi de bağlıyor.”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde güven ve istikrar olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Millet düşünmeyecek kim hükümet olacak kim başbakan olacak. Zaman kaybı yok. Güven var, istikrar var. Niye tek adam değil? Bir kere seçimle geldi. Yüzde 50 oyla geldi. Buna tek adam demek vatandaşın iradesini yok saymaktır. Bizim görevimiz vatandaşa doğruları anlatmak. Şu anda cumhurbaşkanına verilecek yetkilerin mevcut anayasadaki yetkilerden çok farkı yok. Nedir fark? Cumhurbaşkanı kararname çıkarıyor. Yürütme konularıyla ilgili. Temel hak ve hürriyetlerle ilgili kararname çıkaramaz. Bir konu anayasada kanunlarla tanımlanmışsa onun hakkında kararname çıkarılamıyor. Anayasada hüküm olan konularda kararname çıkamıyor. Anayasada diyorsa bu konu kanunla düzenlenir, bu konuda da kararname çıkaramıyor. Eğer çıkarırsa kanun kararnamenin üzerinde yer alıyor. Çıkarırsa mahkeme hemen iptal edecek. Diyelim kanuna uymadı cumhurbaşkanı kafasına göre iş yaptı, meclisin anayasa mahkemesine götürme yetkisi var. Aynı yetki kanun cumhurbaşkanının elini kolunu bağlıyorsa cumhurbaşkanı da anayasa mahkemesine götürebiliyor.” dedi.
“Hataları olur ama hiçbir yol arkadaşımız bu davaya bilerek ihanet etmemiştir”
Abdullah Gül ile Ahmet Davutoğlu’nun referandum çalışmalarına katılmamaları konusuna ilişkin sorulan soruya cevap veren Yıldırım, yol arkadaşlarının davalarına bilerek ihanet etmeyeceklerini söyleyerek, “Benim başkasının oyu hakkında hüküm vermem çok büyük nezaketsizlik olur. Kimseye oyunun rengini sormadım. Sadece evet vermenin ülkenin geleceği açısından önemli olduğu anlatıyoruz. Ahmet (Davutoğlu) Bey anayasa görüşmelerinde destekledi. Abdullah Bey bu partinin kurucularındandır. Bizim yol arkadaşlığımız belirli bir süreye göre değildir ahirete kadardır. Zaman zaman hepimizin hataları olur ama hiçbir yol arkadaşımız bu davaya bilerek ihanet etmemiştir.” ifadelerini kullandı.
“Vatandaş gidecek hayır da verecek evet de verecek. Karar bizim başımız üstüne”
“Benim evet çıkacağından zerre kadar tereddütüm yok.” diyen Yıldırım daha sonra şunları kaydetti: “Hayır grubunun yaptığı gibi korku kaos endişe pompalamak istemiyorum. Vatandaş gidecek hayır da verecek evet de verecek. Karar bizim başımız üstüne. Biz evet çıkarsa Türkiye'nin ne kazanacağını anlatıyoruz. Onlar ne anlatıyor evet çıkarsa muhtarlıklar kapatılacak minibüs hatları iptal olacak fabrikalar elden alınacak... Yabancı yatırımcı öngörülebilirliğe bakar. Yabancı yatırım ülkede güçlü iktidar varsa gelir. Büyüme güçlü iktidarda olur.”
Tutuklu HDP milletvekilleri
HDP’nin özgür iradesiyle hareket etmediğini söyleyen Yıldım, HDP 7 Haziran öncesi başka bir taktik uyguladı. Biz Türkiye partisi olduk dedi. Millet de ciddi bir destek verdi. Ama ne oldu hemen seçimden sonra biz sırtımızı Kandil'e yasladık dediler. Ceylanpınar'da iki polisimizi şehit ettiler. Ve ondan sonra her şey değişti. 22 Temmuz 2015 o gün bugün... Bir parça canlanınca iradeleri kendinde değil. Dağ karar verdi. Dağ ne diyorsa onu yaptılar. Eğer özgür iradeyle hareket etselerdi siyaset yaparlardı. Kendi iradeleri olmayınca terör örgütünün esareti altına girince Türkiye'de siyaset yapamazlar. Yüze yakın belediye aldılar verilen vergiler o şehrin güzelleşmesine harcanacakken dağa gönderildi, çukurlar kazıldı, insanlar göçe zorlandı bütün bunlar ortadan kalktı. Kürtlüğünle Türklüğünle, aleviysen, caferiysen, sünniysen iftihar et o senin şeref belgendir. Ama bir şeyle daha iftihar edeceksin bayrağınla. Çözüm PKK terör örgütünün yok olup gitmesidir.” diye konuştu.
ABD’nin FETÖ'ye karşı tutumu
ABD’nin FETÖ’yü teslim etme konusu hakkında da konuşan Yıldırım, “Açıkçası bu konuyu biz dile getirdik Amerikan Dışişleri Bakanına, o da 'konu yargıda, biz de takip ediyoruz' gibisinden genel geçer bir cevap verdi, bizim henüz istediğimiz düzeyde bir gelişme yok ama biz işin peşini bırakmayacağız." dedi.
“Adil Öksüz her yerde aranıyor”
Adil Öksüz'ün Türkiye'de bir ülkenin diplomatik temsilciliğinde saklandığı iddialarını değerlendiren Yıldırım, “Adil Öksüz'ün tabii her yerde aranıyor. Böyle bulunamayınca da bu ve buna benzer iddialar da sıkça ortaya atılıyor. Ama bizişin peşindeyiz. Nerede olursa olsun aranıp bulunacak. Ölüsü yahut dirisi... Bu yeni bir iddiadır, her türlü iddiayı ciddiye alıyoruz ve üzerinde titiz bir şekilde değerlendirme yapıyoruz.” (İLKHA)



