Türkiye silahlarının ihracının Batılı hükümetlerin, özellikle de ABD'nin yardımlarıyla en azından onların göz yummaları ile mümkün olduğu söylenmelidir. Türkiye, 1952'den beri Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesidir. Her zaman Amerikan çıkarlarının hizmetinde gerekli bir güç olarak hizmet etmiş bir ülke olarak tanınmaktadır. Soğuk Savaş sırasında NATO, Türkiye'yi Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku'na karşı bir savunma kalkanı olarak kullandı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Türkiye de Rusya'nın önünde büyük bir engel rolünü oynamaya devam etti.Son yıllardaki karşılıklı tehditlere rağmen, ABD hala Türkiye'nin hizmetlerinden kendi lehine yararlanmaya çalışıyor. Bu nedenle, Türkiye ile ABD arasındaki görüş farklılıklarının ve ihtilafların artmasına rağmen, iki taraf hala konuşmaya ve müzakere etmeye istekli görünüyor.
Aslında, Türkiye ile ABD arasında tırmanan ihtilaflara rağmen, Ankaralı yetkililer hala Washington yetkilileriyle müzakere etmeye çalışıyor. Kuşkusuz, Türkiye yetkililerin ABD ile müzakere etmek için çeşitli nedenleri var. Ancak savaş uçakları ve Patriot füze sisteminin satın alınması dışında, Türk yetkililerin ABD ile görüşmeye istekli olmasının ana nedenlerinden birinin, insansız hava araçları yapmak ve üretmek için gerekli hammaddelerin satın alınması ve silah ihraç etmek zemininin hazırlanması olduğu şüphesiz en önemli meseledir. Mevcutta karşılıklı tehditler ve ikili diyalog söylemlerinin ortada olduğu sırada, birçok analist iki ülke arasındaki gerçek ilişkiyi doğru bir şekilde tanımlayamıyor. Ancak ABD Dış İlişkiler Konseyi'nde Batı Asya uzmanı olan Steven Cook şunları söylüyor: "Mevcut durumda Türkiye'yi ABD'nin müttefiki veya düşmanı olarak görmemeliyiz. Ankara, Washington'a daha çok bölgesel bir rakip sayılabilir."
Gerçek şu ki, Türkiye devlet ve özel askeri şirketleri gerekli teçhizatın bir kısmını üretememekte ve Batı ülkelerinden ithal etmek zorunda kalmaktadır. Bu nedenle ABD ile yapılan müzakereler, Türkiye yetkililerin silah ihracatı ve silah üretim hattını tamamlamasının önünü açıyor. Buna karşılık ABD de Türk yetkililerden beklentilerini yükseltiyor.
İkili görüşmelerin sonunda her iki tarafın da duruşundan geri adım atmayacağı ve sonuçsuz müzakereler yürüttüğünü beyan etmesi artık öngörülebilir. Bu açıklamalar ise, bölgedeki bağımsız ülkeleri aldatma girişimi olarak değerlendirilmelidir. Türkiye, ABD tarafından NATO askeri örgütünden çıkarılmak taktiğiyle, 2020 yılında askeri varlığını Rusya'nın arka bahçesi sayılan Güney Kafkasya'daki sınırlarına yaklaştırmayı başardı.
Olay, Moskova yetkililerinin NATO'nun doğuya doğru genişlemesini Rusya'nın kırmızı çizgisi olarak belirlemesi üzerine geldi. Rusya'nın sınırlarındaki Türkiye askeri varlığının kabulü, dünyanın farklı yerlerinde militarizasyon geçmişi olan Türkiye'nin bölge halkları arasında pek popüler olmadığı bir durumda yaşandı.
Türkiye'nin ABD ile görüşmelerinin öneminin yanı sıra, Türk silahlarının bölge ülkelerine ihracatı konusu da var. Aynı hile ile Türkiye ve ABD, Batı ve NATO askeri silahlarını ve teçhizatını bölge ülkelerine, özellikle de eski Doğu Bloku ülkelerine endişe duymadan satmaktadır.
Bu bağlamda Türk devlet medyası, Türkiye'nin 2021'deki silah ihracatının ilk kez 3 milyar doları aştığını bildirdi. Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ukrayna Cumhuriyetlerine insansız hava aracı sattığı için savaşı alevlendirmekle suçlanan Türkiye, Rusya ve Ermenistan tarafından da eleştiriler almıştır.
Türkiye'de yapılan silahların en büyük alıcısı ise 1 milyar 127 milyon 861 bin dolarla ABD oldu. Türkiye'nin ABD'ye silah ihracatı, üretimi için gerekli hammaddelerin önce Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa ülkeleri tarafından Türkiye'ye satılan silahları kapsamaktadır. (Ajanslar)



