Madem ABD karşısında acz içindesiniz, hiçbir şekilde onunla hesaplaşamıyorsunuz, onun dediklerini yapmak zorundasınız, bunun için de kendinizce haklı mazeretleriniz var, ekonominiz direnmeye elverişli değil, askeri gücünüz onlarınki ile kıyas kabul etmiyor; o zaman bırakın ikiyüzlülüğü, daha şeffaf olun, açık yürekli olun! Biz ancak ve sadece onların planlarını uygulama aşamasında bize verilen görevi ifa edebiliriz deyin. Bunu söylemeye de mi cesaret edemiyorsunuz?! Bunu söylemenize de mi müsaade etmiyorlar. Aldığınız görevler arasında halkı uyutmak/uyandırmamak da mı var?! 

Bütün bu zillete rağmen adını bile anmaktan korkarak okyanus ötesine meydan okumalar afra tafralar nedir Allah aşkına! “On bin kilometre öteden komşularımıza müdahale ediliyor biz seyirci mi kalalım” diyorsunuz. Tamam, kalmayıp da ne yapıyorsunuz. Onlar leş yiyiciler gibi ülkelerimize çöküyor. Komşularını kardeşlerini kesiyor parçalıyor paylaşıyor sen ne yapıyorsun! Senin bütün umudun ona yardım ederek kendine de ufak bir pay verilmesi midir?! Ama 50 yıldır komşularını lime lime ederken, kardeşlerini katliamlardan geçirirken senin payına ne düştü!? Senin payına mazlumların ahından, figanından, beddualardan başka bir şey düştü mü?

Afganistan’da onlarla beraberdin, Libya’da beraberdin, Irak ve Suriye’de beraberdin. Ne geçti eline! NATO üyesiyim beraber olmak zorundayım diyorsan bunu açık yüreklilikle izah et! Evet, aczini itiraf et, sıra bize de gelecek bizi de parçalayacaklar, nereyi kaç parçaya böleceklerini önceden planlamışlar bizi de üçe bölecekler ama biz işbirliği yapmazsak beşe bölerler, bizi Irak, Suriye ve Libya gibi hatta Gazze gibi etmeden bölsünler diye yardım ediyorum deyin. Biz teslim olmazsak onlar bizi teslim alırlar, yiğitlik bizde kalsın deyin!!!

Suriye’nin kayıtsız şartsız teslim olmasına boykot ve ambargonun (sezar yasası) kaldırılması gerekçe gösteriliyor. Diğerlerinin teslim olmasına da aynı ambargolara maruz kalmamak gerekçe gösteriliyor. Peki, boykota teslim olan devletlerin iktidarlarında kimin olduğunun ne önemi var. Esasen teslim olmuş devlette gerçek iktidar kim?! Teslim alan taraf değil midir?

İktidara gelme umuduyla çırpınan partilere umut bağlanabilir mi? Onlar farklı olabilirler mi? Maalesef! çok da ümitvar olamıyoruz. Çünkü onlar da ABD’ye dilleriyle sövseler de eylemleri ile Amerika’nın karşısında konumlanamıyorlar. Bu gün yeryüzünde bütün samimiyeti ile kelle koltukta Amerika ile savaşan direniş cephesinin yanında duramıyorlar. Amerika’nın elli yıllık boykot ve ambargosuna direnenlerin safına geçemiyorlar.

Büyük şeytanın şerrinden emin olmak için yarım ağızla da olsa “biz de direniş’e karşıyız” diyenler veya demek zorunda bırakılanlar günün sonunda Colani’nin pozisyonuna düşeceklerdir. İktidara gelirken Kudüs’ün yolu Şam’dan geçer deyip iktidara gelince içinde Hamas’ın da olduğu örgütlere karşı İsrail’in güvenliği için oluşturulan ABD liderliğindeki koalisyona ortak olurlar.

Bizim umudumuz boykotlara maruz kalan direniş cephesinin saflarında olduklarını sadece dilleri ile değil imkân ölçüsünde eylemleri ile ortaya koyanlardadır. Bizim kalbimiz direnişle demek yetmez. Hüküm kalbe değil kılıca göredir.

Ne mutlu boykotlara yiğitçe direnenlere, hürriyetin pınarlarında kana kana içen azizlere! (Emin Güneş/İslami Analiz)