28 Şubat’ta başlayan savaşta ABD ve İsrail’e kök söktüren İran’ın 1990’lı yıllarda Bosna cihadına sağladığı katkılar tekrar gündeme geldi.
Müslüman Boşnak halkının Sırplar ve Hırvatlarca soykırıma uğradığı 1992-1995 yıllarında Türkiye’den Bosna cihadına katılan İsmail Gacal (55), cephede gördüklerini kaleme aldı.
Aliya İzzet Begoviç’in kurduğu Kara Kuğular Özel Birliği’nde savaşan İsmail Gacal, şunları ifade etti:
Bosna Hersek 1992-1995 özgürlük savaşı ve İran’ın rolü
1992-1995 Bosna Hersek Özgürlük Savaşı sırasında İran İslam Cumhuriyeti'nin neler yaptığına dair bizzat şahit olduğum gerçekleri aktarmak isterim. Rehber Seyyid Hamaney, bu süreçte önce Ayetullah Cenneti’yi görevlendirmiş, yardımcılığına ise Ayetullah Eraki’yi atamıştır. Her ikisi de savaş döneminde bizzat Bosna’da bulunmuşlardır; biraz araştırılırsa Ayetullah Cenneti’nin Mostar’da çekilmiş videoları hala mevcuttur.
Ayetullah Eraki ise Zenica’daki müzik okulunda bulunan Müslüman Güçler Birliği (Muslimanske Snage) konferansına katıldığında ben de oradaydım. Bunun delili olarak, rahmetli Mehmet Ali Tekin’de kayıtlı olan resim ve videoları gösterebilirim; zira o çekimleri bizzat ben yaptım. Eraki o konferansta; mazlum Bosna Hersek halkını savaş bitene kadar yalnız bırakmayacaklarını, her türlü lojistik desteği, askeri mühimmatı ve gıda ihtiyacını Seyyid Hamaney’in talimatıyla karşılayacaklarını deklare etti.
Askeri eğitim ve stratejik destek
Zenica, Visoko, Pazariç ve Saraybosna gibi bölgelerde askeri teknik eksikliklerin giderilmesi için general seviyesinde subaylar gönderilerek eğitimler verildi. Özellikle Avrupa’nın ikinci büyük askeri eğitim alanı olan Pazariç’te, Bosnalı direnişçilerin eğitimi bizzat sağlandı. Mevzide nöbet tutan yaşlı Bosnalıların nasıl eğitildiğine, gerekli teçhizatlarla nasıl donatıldıklarına şahidim.
Sırp güçlerine ağır darbe vurmak amacıyla; köy ve karakol baskınları, pusu taktikleri, araçlı kollara ve yaya kollara yönelik pusular, tank ve büyük hedeflerin imhası gibi konularda ciddi bir eğitim ve silah desteği sunuldu. Keşif faaliyetlerinin bir operasyonun yarısı olduğu bilinciyle hareket edilerek, kaybedilen 66 şehir ve kasabanın tekrar Müslümanlara kazandırılması için her türlü fedakarlık yapıldı. O dönemde Saraybosna’nın sorumlusu General Hamit, Bosna genel sorumlusu ise General Resul idi. General Resul, Bosnalı Muhammed ile birlikte Kakanj şehrinde şehit düştü; anıt mezarı bugün Kakanj girişindedir.
Haberleşme ve komuta zinciri
O günlerde Kosova sorumlusu olan Kasım Süleymani’den emirler alınıyordu. İletişim sistemi ise çok özeldi: Havanın berrak ve bulutsuz olduğu anlarda, yüksek tepelere yerleştirilen araç arkasındaki özel telekomünikasyon cihazları sayesinde Kosova ve Tahran bağlantısı sağlanıyordu. Rehber Hamaney, Ayetullah Cenneti, Kasım Süleymani, General Resul ve General Hamit; bu beş kişi ve yardımcıları Bosna’nın özgürlük mücadelesinin mihenk taşlarıydı.
Silah sevkiyatı ve diplomatik engeller
Süreç oldukça zorlu ilerledi. Romanya’nın dağılma sürecinde bir gemi dolusu silah alındı ve Bosna’nın denize açılan 20 kilometrelik kapısı olan Neum’a ulaştırılması hedeflendi. Gemi Romanya'dan yola çıkıp Türkiye ve Akdeniz üzerinden Neum’a varacaktı ancak maalesef Marmaris’te yakalanarak limana çekildi. Turgut Özal o dönem "Biz NATO’nun emrindeyiz" dedi; anlayana bu bilgi yeterlidir.
Daha sonra Tahran’dan kalkan, içi silah dolu bir kargo uçağı yakıt ikmali için Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye indi. Macaristan silahlara el koymak isteyince diplomatik kriz çıktı ve uçak yüküyle birlikte Tahran’a dönmek zorunda kaldı.
Visoko havaalanı ve Split yolu
Bunun üzerine Hırvatistan’dan, Zagreb yakınlarında askeri uçakların inebileceği bir hava alanı kiralandı. O esnada General Resul ve arkadaşları Visoko’da hem askeri eğitim veriyor hem de lojistik için düz bir alanda askeri pist yapmaya çalışıyorlardı; greyder ve kepçelerle ellerinden geleni yaptılar.
Hırvatlarla 500 milyon dolar nakit para ve Hırvatistan’ın 5 yıllık mazot ihtiyacının hibe edilmesi karşılığında bir anlaşma yapıldı. Bu hibe sayesinde Split-Bosna yolunun açık kalması ve kargo uçaklarının Visoko’ya inmesine göz yumulması sağlandı. Açlıktan ölümlerin yaşandığı o günlerde bu yolun önemini bugün en iyi Gazzeli kardeşlerimiz anlar. Toplamda 12 kargo uçağı, adeta "şehadet inişi" yaparak Visoko’ya ağır silahlar indirdi ve savaşın seyri değişti.
Saraybosna kuşatması ve enerji hediyesi
Saraybosna abluka altındaydı ve dağlar Sırp Çetniklerle çevriliydi. Keskin nişancıların (sniper) verdiği acılar anlatılamaz. Yakacak sıkıntısı hat safhadaydı; dağlar ağaç doluydu ama Sırp kontrolünde olduğu için ulaşmak imkansızdı. Parklardaki banklar, ağaçlar ve hatta tahta köprüler yakıldı; soğuktan ölümler başladı.
O dönem Bosna’ya doğalgaz ve elektrik Rusya üzerinden geliyordu. İran İslam Cumhuriyeti, mazlum Sünni Saraybosna halkı için 1992’den geriye dönük 5 yıllık (1987-1992 arası) tüm doğalgaz ve elektrik borcunu Rusya’ya peşin ödedi. Böylece savaşın ortasında elektrik ve doğalgaz Saraybosna halkına hediye edildi. Hayatımda ilk doğalgazı Saraybosna’da gördüm. Bu, Şii İran’ın Sünni kardeşlerine bir hediyesiydi ve ben buna bizzat şahidim.
Aliya İzzetbegoviç’in sözleri
Aliya İzzetbegoviç, 15 Ağustos 1994’te şöyle demiştir: "Halkımın felaketine seyirci kalmayan ve ezilenlerin korunmasını kendi temel görevi sayan İran İslam Cumhuriyeti’nin ve onurlu halkının bizde özel bir yeri vardır. Bunu minnetle anacağız."
15 Kasım 1995’te ise dönemin Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti ile yıkık dökük Saraybosna’da yaptığı basın toplantısında Aliya şunu ifade etmiştir: "Eğer bu adamlar, yani İran olmasaydı, bugün ülkem harita üzerinde olmayacaktı."
Bu vesileyle, Bosna Hersek direnişinin mimarlarından ve bu yardımların koordinasyonunda emeği geçen, üzerimizde büyük emeği olan Recep Genç ağabeyimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
İsmail Gacal
Aydın Koral
(İslami Analiz)






