Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, bazı sorulara cevap mahiyetinde bir açıklama yaptı. Yani benim konuşmamı takiben, biraz da sanki ona cevap gibi ama sonra ben kendileriyle görüştüm, 'kesinlikle böyle bir şey olmadı, daha evvel böyle dillendirilen iddialara hatta iftiralara cevap vermek mecburiyetinde kaldık' dediler. İyi niyetli olarak böyle açıklama yaptıklarını ben düşünüyorum, çünkü yazılı metni okuduğum zaman da bazı iddialara samimi cevaplar vermişler" dedi.

TRT muhabiri Metin Turan'ın Mısır'da tutuklanmasına ilişkin Arınç, "TRT muhabiri Metin Turan o akşam bırakılmadı. Ben Bakanlar Kurulu'ndan sonra ümitle beklediğimizi ifade etmiştim. Bir 15 günlük ek süre aldı bölge savcısı. Dışişleri Bakanlığımız takip ediyor. ya 15 günün sonunda ya 15 gün tamamen dolmadan bırakılacağını düşünüyoruz. Sadece gazeteci kimliğiyle orada bulunduğunu biz biliyoruz. Ama bazı iddialara göre de eylemcileri teşvik ettiği gibi bir iddiayı dillendiriyor Mısırlı yetkililer. Bunun bir gün içinde aydınlığa çıkabileceğini düşünüyoruz" diye konuştu. 

Tutuklanan Türk pilotlarla ilgili de Arınç, şunları belirtti :

"Lübnan'da iç güvenlik sorunlu bir durumda, geçtiğimiz günlerde bir patlama oldu, bildiğiniz gibi pek çok insan hayatını kaybetti. Orada pek çok örgüt var. Bu örgütler, insan kaçırma, takas etme, fidye isteme noktasında da maalesef söz sahipleri, pilotlarımızı kaçıranların Suriye'de rehin tutulan veya şu anda esir durumunda bulunan bazılarıyla takas edilmek istendiğini de ifade ediyorlar. Yerleri az çok biliniyor, sağlıklı oldukları biliniyor, bundan çok şükür eminiz. Lübnan hükümeti de, onlara teşekkür etmemiz lazım. Bugün de Başbakanımız tekrar telafon açtı, onlar da dört elle çalışıyorlar. Bir örgütün elinde bulunan pilotlarımızı bir an evvel kurtarmak üzere. Umarım ki, en yakın zamanda bir müjde alacağız." 

-" İyi niyetli olarak böyle açıklama yaptıklarını ben düşünüyorum "-

Fethullah Gülen ile yaptığı görüşme de hatırlatılarak, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın yakın zamanda  yaptığı açıklama ve hükümet ile cemaat arasında bir gerilim olup olmadığıyla ilgili soru üzerine Arınç, şunları ifade etti :

"Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalına bu soru üzerine bildiklerimi söyledim, bizim program bitti 1-2 saat sonra da hiç haberim yoktu doğrusu, belki onların da haberi yoktu, daha önceden planlanmış bir şekilde Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, bazı sorulara cevap mahiyetinde bir açıklama yaptı. Yani benim konuşmamı takiben, biraz da sanki ona cevap gibi ama sonra ben kendileriyle görüştüm, 'kesinlikle böyle bir şey olmadı, daha evvel böyle dillendirilen iddialara hatta iftiralara cevap vermek mecburiyetinde kaldık' dediler. İyi niyetli olarak böyle açıklama yaptıklarını ben düşünüyorum, çünkü yazılı metni okuduğum zaman da bazı iddialara samimi cevaplar vermişler. Ama Sayın Başbakanımıza bu soru sorulduğunda ben de doğrusu onaylıyorum, yani bu tür konuları ekranlarda veya basın yoluyla konuşmak doğru değil. Her zaman birbirimizle en uygun şartlarda görüşebiliriz. Bir şey duyulduğunda veya bir şeyin aslı öğrenilmek istendiğinde veya bir konu gündeme getirilmek istendiğinde Başbakanımız, bakanları bizler, o arkadaşlarımızla yani camiayı temsil eden veya herhangi bir konuda görüşü veya sorusu olan arkadaşlarımızla oturur görüşebiliriz. Evlerimizde, iş yerlerimizde kendilerini misafir edebiliriz. Nitekim bunlardan sonra da böyle görüşmeler gerçekleşti ."

Arınç, esasen birbirini seven insanlardan bahsettiklerini anlatarak, şunları söyledi :

"Benim gözümde bu cemaat veya camianın gerçekten çok değerli, çok olumlu hizmetleri var. Bir siyasi kuruluş değil ama Türkiye'nin geleceği milletimizin geleceği, gençliğimizin geleceği noktasında eğitimden, sağlıktan çok büyük hizmetlere kadar; önde götürüyorlar ve uluslararası çapta Türkiye'nin itibarını artırıyorlar. Bizim onlara teşekkür borcumuz var. Ama biz hükümetiz, bir siyasi kuruluşuz. Bizim de tabi olduğumuz hükümler var, mevzuat var. Biz de onların içerisinde kalmaya mecburuz. Elbette sosyal bir olgu olarak camia kendisini bir güç olarak gördüğü sürece, bazı talepleri olacaktır. Bu talepleri her kesimin talepleri gibi demokratik olduğu sürece samimi, makul olduğu sürece bunları görüşmek, karşılamak da bize düşen bir görevdir.

Zaman zaman iki taraf arasında luzumsuz sözler, itham edici konuşmalar belki dedikodular ve gıybetler yapılabilir. Bunları hemen kabullenmek yerine sormak ve araştırmak ihtiyacı her gün daha çok karşımıza çıkıyor. Umarım Hoca Efendi de böyle olmasını arzu ediyordur. Birbirimize güveneceğiz, birbirimizi seveceğiz, hoşumuza gitmeyen bir haber duyduğumuzda da bunu bizzat soracağız. Ondan sonra mutmain olacağız. Çünkü 'hikmeti hükümet' denen şey, hükümetin kendi içerisindeki çalışmalarında da bağımsız olmasını gerektirir. Şimdi bazıları yazıyorlar, 'cemaata yakın insanlar yargıda şöyle olmuş, cemaate yakın insanlar basında böyle olmuş, bürokraside şöyle olmuş'. Yani cemaate yakın insanlar yargıda, bürokraside olabilir de başkalarına yakın insanlar da yargıda, bürokraside olabilir ."

-"(Tasfiye iddiaları) Kesinlikle böyle birşey kabul edilemez "-

Cemaatle bağlantılı kişilerin tasfiye edildiği iddialarına yönelik soruya karşılık Arınç, "Kesinlikle böyle bir şey kabul edilemez. Ama bürokrasi 2-3 milyonluk bir kitle ise genel müdüründen şefine, memuruna kadar, kocaman devasa bir yapıysa bunların içerisinde herkesi değerlendirmek gerekir" dedi.

"Başarılı, inançlı ve ahlaklı olanı, vatanına, milletine bağlı olanı liyakatına göre değerlendirmek gerekir, bu her zaman cemaatten birisi olmak mecburiyetinde değildir" değerlendirmesinde bulunan Arınç, şunları kaydetti :

"Türkiye'de binlerce iyi yetişmiş insan var. Bunlar arasında zaman zaman rotasyonlar söz konusu olabilir. Bir görevde 26 seneden beri bulunmak neyin nesidir. Ben Meclis Başkanlığı yaptım, 19 yıldır parlementoda polislik yapan insan vardı. Kardeşim sen şarka gitmedin mi, 'gitmedim'. Halbuki iki defa gitmesi lazım. 'Senin buradaki süren 6 yıl, sen 19 yıldır burada nasıl kaldın?' Filanın fulanın sayesinde kaldın. Ama senin gitmen lazım ki buraya bir başkası gelsin." 

Arınç, "Bu çıkan gerilimi ellerini ovuşturarak karşılayanlar da var" yorumu üzerine ise "Şüphesiz. Yani bu hükümetin camiayla kavga eder görüntüsü fevkalade çirkin bir görüntüdür. Biz bu noktaya hiçbir zaman gelmek istemeyiz. İnşallah sorunlar varsa bu sorunları, insani yönden de ahlaki yönden de özellikle Hoca Efendinin gösterdiği ölçüler içinde biz her zaman karşılarız. Çünkü çok iyi yetişmiş insanlar, hizmete odaklanmış insanlar ve Türkiye'nin dirliğini, birliğini isteyen insanlar camiada hizmet ediyorlar" ifadesini kullandı. (AA)