BBC Türkçe'nin sorularını Tuncel, Öcalan ile görüşmelerle sürdürülen 'çözüm sürecinin' çökmesi halinde taraflar "kendi planlarını hayata geçirmeye" hazır olduğunu söyledi.
BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın İmralı Adası'ndaki PKK lideri Öcalan ile görüşecek heyette yer almasına izin verilmediği yönündeki haberlerin ardından, adaya sadece BDP'li milletvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken gitmişti.
Tuncel, hükümetin tutumuna rağmen adaya bir heyet göndermelerini şöyle değerlendirdi: "Öcalan, ailesi aracılığıyla, '15 Ekim'de sürece dair bir açıklama yapacağım' demişti. Kamuoyu bu açıklamayı bekliyordu. Bu açıklama için de heyetin yeniden gidip bir tartışma yürütmesi gerekiyordu; KCK'nın deklarasyonunu, boş çıkan demokrasi paketini tartışması gerekiyordu. Türkiye kamuoyu, özellikle Kürtler bu mesajı bekliyordu. Eşbaşkanlarımız karar verdi buna."
Tuncel, hükümetin Sırrı Süreyya Önder'in İmralı ve PKK yöneticilerinin bulunduğu Kandil arasındaki görüşmelerde yer almasına da sıcak bakmadığını hatırlatarak, heyet tartışmalarının "devletin yaklaşımını gösterdiğini" söyledi. Tuncel: "AKP hükümetinin, devletin çok isteyerek böyle bir sürece girmediği ortada. Uluslararası konjonktür bunu zorunlu kıldı. Devlet istediği için değil, zorunluluktan diyaloğa girdi. Devlet heyetlere müdahale ederek, isteksizliğini her fırsata ifade etti aslında." ifadelerini kullandı.
Öcalan'ın derinlikli müzakereden tam olarak ne kastettiğine de açıklık getiren Tuncel, "Ateşkes çağrısı oldu, gerilla sınır dışına çekildi. Ama devlet hiçbir adım atmadı. Bundan sonraki adımların da BDP'yle, Kandil'le ya da kendisiyle müzakere edilerek atılması gerektiğini söylüyor. Çünkü BDP'yle, parlamentoda grubu bulunan, Kürtler adına siyaset yapan, en çok Kürtlerin desteklediği bir partiyle bile 'Nasıl yapalım, bu süreç nasıl ilerler?' diye müzakere gereği duymayan bir noktadalar."
Sürecin başarısız olması durumunda iki tarafın da; devletin de, PKK'nın da "kendi planlarını hayata geçireceğini" söyleyen Tuncel, "Her defasında, bir ateşkesten sonra daha şiddetli çatışma süreçleri olmuştur. En son 2012'de ölen asker ve gerilla sayısına baktığınızda bunu görüyorsunuz. Umarım hükümet bundan bir ders çıkarır." ifadelerini kullandı.
İslam kongresi çağrısı
Öcalan'ın son görüşmede ilettiği mesajda en çok dikkat çeken noktalardan biri de 'demokratik İslam kongresi' tıklayın önerisiydi.
PKK liderinin İslam vurgusunun özellikle Suriye'de yaşananlarla ilgili olduğunu vurgulayan Tuncel, bu önerinin, El Nusra Cephesi ve El Kaide bağlantılı grupların bölgedeki faaliyetlerine bir itiraz niteliğinde olduğunu savundu.
Sebahat Tuncel, "Kürt hareketi uzun süredir insanların inancının reddedilmesinin doğru olmadığını düşünüyor. Türkiye solunun en temel sorunlarından, halkla bağ kuramamasının en temel nedenlerinden biri de bu. Burda sorun şu; bunun dincilik haline gelmesi, iktidarlaşması. İktidarlaşınca demokratik özelliğini, kültürel özelliğini yitiriyor ve bir baskı aracına dönüşüyor." savlarını öne sürdü.
Öcalan'ın çağrısının bölgedeki cemaatlere zeytin dalı uzatmak gibi görülüp görülemeyeceği sorusuna ise "Hayır" diye karşılık veren BDP'li Tuncel, "Fethullah Gülen cemaati ya da başka cemaatler, ki bölgede bir sürü cemaat var, başka bir yaşam tarzını bize dayatıyor. Onların öngürdüğü toplumsal yapıyla, bizim öngürdüğümüz toplumsal yapı arasında çok fark var." diye konuştu.
'Gezi'de kendimizi anlatamadık'
BDP'nin Gezi Parkı eylemlerindeki tavrı eleştirilmiş, hatta KCK Eş Başkanı Cemil Bayık da "Gezi'de yanlışlar yaptık" demişti.
Tuncel ise BDP'nin Gezi eylemlerine katıldığını belirterek, "Orada şöyle bir kendimizi anlatamama durumu oldu. Aslında biz oradaydık. Oradaki Abdullah Öcalan posterini ulusalcılar asmadı. Ama beklenen belki Kürdistan de bunun aynı yoğunlukta olmasıydı. KCK'nin eleştirisini belki de biraz böyle okumak lazım" dedi. (Kaynak: BBC Türkçe)



