Rehber TV’de yayınlanan Günün İçinden Programına telefonla bağlanan Gazeteci Abdullah Aslan, Cizre de yaşanan saldırıların ilk olmadığını ifade ederken Mustazaflar Derneği Yüksekova Şubesi Başkan Yardımcısı Ubeydullah Durna’nın da yine PKK yandaşlarının saldırıları sonucu katledildiğini hatırlattı.
Yapılan saldırılara bakıldığında saldırgan tarafın kötü bir niyetinin olduğu kanısının ortaya çıktığını belirten Aslan, aynı kesimin önde gelen kuruluş ve şahsiyetlerinden kendi tabanlarına yönelik sağduyu çağrısının olmaması ve yapılanların yanlış bir tutum olduğunu beyan etmemelerinin bunun işareti olduğunu ifade etti.
Saldırıların Devam Edeceğine Dair İşaretler Var
Saldırgan tarafı durduracak şekilde herhangi bir adımın atılmadığını ve bunun üzücü olduğunu söyleyen Aslan, “Bu saldırılarla ilgili hepimiz konuşuyoruz medyadan da takip ediyoruz. Saldırgan taraf saldırılarını artık üstleniyor değişik kanallarla biz yaptık diyor. Fakat bunu yaparken maalesef yalana başvuruyor ‘Onlar önce bize saldırdı’ gibi yalanlar uyduruyorlar. Unutulmamalıdır ki, şu an saldırıda bulunan taraf hep saldıragelmiştir. Saldırganların bu saldırılarına devam edeceği ve bununla ilgili hiçbir etik kurala riayet etmeyeceği durumu da görünüyor. Zaten saldırı yaptık demiyor, misillemede bulunduk şeklinde beyanatta bulunuyorlar.” şeklinde konuştu.
Bunun Yanlarına Kâr Kalacağını Sanıyorlar
PKK’li saldırganların yalanlara başvurarak mağdur rolünü oynadığının altını çizen Aslan, “Biz basın mensupları olarak, şimdiye kadar hiçbir yerde saldırıya uğrayan tarafın saldırgan bir tutum içinde olduğunu görmedik duymadık. Bu durumda onların yalanlarını ortaya seriyor. Kendilerince bunun yanlarına kar kalacağını sanıyorlar oysa çok yanılıyorlar...” dedi.
Medya, Saldırgan Taraftan Yana Bir Tutum İçinde
Ulusal medya’nın hep tek merkezli bir şekilde olaya yaklaştığını ve saldırgan tarafın medyasının üslubuyla olayı kamuoyuna yansıttığını ifade eden Aslan, Genel manada medya burada görevini yapmıyor. Şu an saldırgan taraf değil de saldırıya uğrayan taraf ne zaman kendini savunsa işte o zaman medya vaveylaları koparmaya başlayacaktır.
Şu ana kadar defalarca bu kesime yönelik saldırılar yapıldı ama bu hiç gündem edilmedi. Fakat karşı taraftan bir yaralının olduğu bilgisi alınınca bunun üzerine medya, Hizbullah saldırdı yaraladı şeklinde haberler yapmaya vaveyla koparmaya başladılar.”
İslami Medyamı? Yandaş Medyamı?
Yaşanan olaylara medya’nın tutumunu şekillendiren ana unsurların neler olduğuna dair bazı açıklamalarda bulunan Aslan, “Tırnak içinde İslami diye tabir edilen bir medya vardır. Aslında bana sorarsanız İslami Medya Türkiye de hem vardır hem yoktur. Eğer İslamla ilgili iktidar partisini ilgilendiren herhangi bir konu varsa ve eğer bu CHP karşıtlığını da içinde barındırıyorsa işte o anda İslami Medya beliriyor. O anda onun var olduğunu fark ediyorsunuz.
Fakat eğer iktidar partisinin içinde olmadığı bir husus varsa ve bu sonuna kadar İslami de olsa haklı bir konu da olsa işte maalesef İslami diye tabir edilen Medya hiçbir şekilde bunu savunmuyor, gereği gibi yerinden sorgulamıyor ve ilgi duymuyor. Sadece bir iki alıntıyla kısa bir yer veriliyor o da bazen. İşte bu durumda bana sorarsanız bu İslami Medya değil. Yandaş ve taraf medyadır. Bu habercilik değil taraftarlıktır, yandaşlıktır.” açıklamasında bulundu.
Sorumlular Üç Maymunu Oynuyor
Doğu veya Güneydoğu da yaşayan Müslümanlarla ilgili bir haber bir konu olduğunda buna duyarsız kalındığını belirten Aslan, “Sorumlu kurum yada kişiler tarafından araştırma yapılmıyor, ilgi duyulmuyor. Bölge de İslami Camia ve Cemaatlere bir saldırı olduğunu hepsi biliyor fakat maalesef bu konuda kör ve sağırdırlar dinlemiyor, duymuyor alakadar olmuyorlar.
Şu an iktidar tarafı, iktidar cehpesi diyor ki, ‘Ben bunlarla bir süreç içerisindeyim bunlarla bir anlaşmam var. Doğal olarak ben bunlarla anlaşmayı tam sağlarsam gerisi beni ilgilendirmez. Orda şu derneğe saldırdı şunu yaptı bunu yaptı bu beni o kadarda alakadar etmez’ şeklinde bir anlayış var sanki. Maalesef şu an bu intiba var hakimdir. Bu ülkenin güvenlik güçleri şu an atıl kuvvetlerdir. İslami kesime yönelik saldırı ve zulümlere karşı duyarsızdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Hükümetin Büyük Sorumluluğu Vardır
Sorumluların Devletin yetkili kurumlarınca istenildiği an gözaltına alınabileceğini ve soruşturma açılabileceğini anımsatan Aslan, “Aynı yerde bir polis otosuna sadece bir molotof atanlardan 15-16 kişi aynı gece gözaltına alınabiliyorken, ayı yerde derneğe saldırı oluyor uzun namlulu silahlar kullanılıyor, insanlar yaralanıyor fakat bir gözaltı dahi yok.
Bu durum oldukça düşündürücü ve manidardır. Bu nasıl bir iktidar olma halidir ben bunu anlayamıyorum. Hükümetin de kendine göre bir hesabının olduğu kanaatindeyim. Bu insanlar Müslüman insanlardır, eğer sizler emrinizdeki güçlerin gözleri önünde bu insanların saldırıya uğramasına göz yumuyorsanız bu noktada çok büyük sorumluluk ve hesabınızın olduğunu unutmamanız gerekir.” diyerek Devletin, PKK ile anlaşma halinde olması durumunun bölgede yaşanan diğer sorunlara duyarsız kalınmasına sebebiyet vermemesi gerektiğini vurguladı. (Hürseda Haber)



