Batman'da PKK/BDP'lilerin broşür dağıtan HÜDA PAR üyelerine saldırısı sonrası yaşananlarla ilgili basın açıklaması yapan HÜDA PAR Batman İl Başkanı Dr. Aydın Gök, gerçekleşen saldırının partileri ile hiçbir ilgisi olmadığını belirtmesine rağmen PKK medyası olayları bilinçli olarak saptırmakta ve HÜDA PAR’a yönelik karalama girişimlerinde bulunmaktan geri durmuyor. KCK’nın olaylarla ilgili saptırma amaçlı yaptığı açıklama aynı örgütün yayın organı olan ANF’de şu şekilde yer aldı...


“KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Batman'da bir kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıya sert tepki göstererek, "Bu saldırıların arkasında AKP ve yeşil Ergenekon’un varlığı görülmelidir" dedi. Halkı saldırıların üzerine gitmeye çağıran KCK, özellikle caydırıcılık  için öz savunmanın "kurumsallaştırılmasını" istedi.

2 Kasım Cumartesi günü Batman'da bir düğün evine yapılan saldırıya ilişkin yazılı açıklamada bulunan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, bu saldırının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Huda-Par Genel Başkanı ile yaptığı görüşmeden sonrasına denk geldiğine işaret etti. Saldırının tesadüf olmadığının altını çizen KCK, seçim dönemi ve sonrasında saldırıların daha da yaygınlaşabileceği uyarısında bulunarak, öz savunmanın geliştirilmesini istedi.

KCK'nin açıklaması şöyle: "Batman’da düğün evine saldıran provokatör kontralar bir genci katletmiş, birkaçını da yaralamıştır. Daha önce de Cizre’de Rojava’daki çetelerin bombalı saldırısında katledilen gencin taziyesine saldırılmış, birkaç genç yaralanmıştı.

Batman’daki bu cinayet, Başbakan’ın Huda-Par genel başkanıyla görüşmesinden sonra gerçekleşmesi dikkat çekicidir. Bu saldırıların silahlı çetelerin Rojava devrimine saldırdığı dönemde gerçekleşmesi kirli ilişki ve planların olduğunu da göstermektedir.

Türk devleti Kürtlerin Özgürlük Mücadelesini yükselttiği her dönemde kirli savaş ve kirli ilişkiler içine girmiştir. Rojava’da silahlı çetelerin Kürt halkına saldırması 1990’lı yıllarda Kürtlere karşı yürütülen kirli savaşın Suriye'de pratikleşmesidir. Cizre’de ve Batman’da yapılan saldırılar da Türk devletinin Özgürlük Mücadelesi karşısında zorlandığı dönemde gerçekleşmiştir. AKP hükümeti bu çevreleri bu saldırılara teşvik ederek Özgürlük Mücadelesi karşısında rahatlamak istemektedir. AKP, Özgürlük Mücadelesine karşı yürüttüğü savaşta şimdi bu kirli yöntemleri deneme kararı almıştır. Böylece Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı yeni bir kirli savaş ve psikolojik harekat dönemi başlatmak istedikleri anlaşılmaktadır.

PSİKOLOJİK ORTAM HAZIRLANIYOR

Bu saldırılar, AKP hükümetinin çatışmasızlık sürecini Kürt sorununun çözümü için adımlar atmak için değil de Özgürlük Hareketi'ni zayıflatmak için değerlendirmek istediğini göstermektedir. Son zamanlarda kendilerini Huda-Par olarak örgütleyen Hizbullah’ın yayın organlarında Kürt Özgürlük Hareketi'nin ve BDP'nin hedeflenmesi, böyle bir saldırının psikolojik ortamının hazırlandığını gösteriyordu. 1990’lı yıllarda olduğu gibi devletin bu saldırılara göz yumup destekleyeceği de anlaşılınca bu saldırılar başlatılmıştır. 1990’lı yıllardaki kontra cinayet tecrübelerini bu yeni saldırı döneminde de kullanılacakları anlaşılmaktadır.

BUNLAR TESADÜF DEĞİL

Bu saldırıları tesadüf ve yereldeki bazı unsurların yaptığı olaylar olarak görmek yanlıştır. Hem Kuzey Kürdistan’daki hem de Rojava’daki saldırılar aynı merkezden yönlendirilen kirli savaş merkezinin karar ve planlamalarının sonucu olarak görülmelidir. Huda-Par denilen 1990’lı yıllarda devlet himayesinde Kürtleri katleden bu çevrelerin Rojava’daki çetelerle iç içe oldukları netleşmiştir. Şimdi hem Kuzey Kürdistan'da hem Rojava’da İslam maskeli bu kontralar AKP hükümeti ve yeşil Ergenekon tarafından Kürt Özgürlük Hareketi'ne saldırtılmaktadır.

ARKASINDA AKP VE YEŞİL ERGENEKON VAR

Bu cinayetin ve saldırıların Türk devleti ve AKP hükümeti ile bağı görülmelidir. Sadece Huda-Par’la ilgili görmek olayı eksik değerlendirmek olur; dolayısıyla da tedbir ve bu saldırılara karşı mücadelede yetersiz kalınır.

Halkımız ve demokrasi güçleri bu cinayetlere karşı protestolarını her yerde yükseltmeli ve bu saldırılara dur demelidir. Bu saldırıların arkasında AKP ve yeşil Ergenekon’un varlığı görülmelidir. Bu saldırıların durdurulması için AKP'ye karşı tutum ortaya konulmalı ve mücadelenin bir boyutu da AKP'nin bu kirli savaşına karşı olmalıdır. Halkımız bu saldırıların devlet ve AKP tarafından yaptırıldığı bilinciyle bir iki günlük protestolarla sınırlı kalmayarak bu saldırıların üzerine gitmelidir. Bu cinayetleri protesto eden yaygın gösteriler yapılmalıdır.

ÖZ SAVUNMA KURUMSALLAŞTIRILMALI

Cizre ve Batman’da saldırıları gerçekleştirenler, Rojava’daki silahlı çeteler gibi İslam’ı ve İslami değerleri kullanarak halkın özgürlük ve demokrasi mücadelesine birileri adına saldıran kontralar olmaktadır. Bunlar karşıt İslam’dırlar. 1990’lı yıllarda kontra cinayetlerinin günümüzdeki uygulayıcılarıdır.

Kürt halkı ve demokrasi güçleri bu saldırıların seçim döneminde ve sonrasında daha da yaygın yapılacağını bilerek öz savunmalarını kurumlaştırmaları ve bu saldırıları caydırıcı olmaları gerekmektedir. Öz savunma Kürt halkının meşru hakkıdır. Devletin tıpkı 1990’lı yıllarda olduğu gibi kendilerini savunmayacağı, aksine saldırganları teşvik ettiği ve kışkırttığı bilinmelidir...”


(Hürseda Haber)