Burdur Milletvekili Hasan Hami Yıldırım, partisinden istifa ettiğini açıkladı.

İstifasıyla ilgili Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

“İktidarın yolsuzlukların üzerine gitmek yerine, bunları ortaya çıkaran kamu görevlilerinin üzerine gitmesi, görevden alması, yerlerini değiştirmesinin vicdanları yaraladı.

Bütün dünyanın gözü önünde soruşturmalara müdahale edilmektedir. Birbirlerini dengelemesi ve kontrol etmesi gereken erk'lerin, adım adım yürütmenin emri altına girmesi beni endişelendirmektedir. Farklı ve karşı düşünce dile getiren taraflar, sivil toplum kuruluşları, medya mensupları, kamu görevlilerinin; 'hain', 'çete', 'dış güçlerin işbirlikçisi', 'komplocu', 'darbeci' şeklinde yaftalanmasını ve itibarsızlaştırılmasını anlamakta güçlük çekmekteyim.

Siyasi iktidarlar vatan değildir, devletle eşdeğer değildir" diyen Yıldırım, partilerin milletin oylarıyla iktidara geldiklerini ve aynı usullerle gittiklerini; ancak, eleştiriye, kendilerine oy vermemiş olanlarınki de dahil taleplere açık olmak zorunda olduklarını kaydetti.

Bu toplum fişlemelerden, devlet gücü ve baskısıyla insanların hedef gösterilmesinden, ötekileştirilmesinden, psikolojik harekatla oluşturulan mahalle baskılarından, komplo teorilerinden, hayal mahsulü düşmanlıklar ve iç tehditler üzerine kurgulanmış korku imparatorluklarından çok çekti. Geçmişte kendisinin yaşadığı bu tip mağduriyetleri, şimdi tasvip etmek ve bizatihi uygulamaya çalışmak siyasi iktidar için izah edilebilir bir durum değildir. Sorun 'büyüyen Türkiye'nin önünü kesmek' değildir, 'komplo', 'dış güçlerin müdahalesi', 'çete', 'örgüt' değildir. Hele hele 'iktidara darbe girişimi' hiç değildir. Sorun ya da talep, çok basit ve yalın olarak, demokrasi talebidir. Vatandaş iktidar partisine, 'yolsuzlukları örtme, yolsuzluklarla demokrasi içinde mücadele et. İnsanları ötekileştirme. Bana zorlayıcı bir ahlak anlayışını dayatma. Evime, çocuklarıma, özel hayatıma, inancıma karışma. Yapabiliyorsan bütün bunları güvence altına al, alamıyorsan gölge etme' demektedir.

'İnlerine kadar ineceğiz' gibi açık hakaretleri bizzat Sayın Başbakan'ın ağzından duymanın yanında, iktidara yakın gazeteler, kurulan karanlık internet siteleri ve partiye yakın olduğunu düşündüğüm sosyal medya hesaplarıyla, Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketine yönelik hakaret ve küfürler havada uçuşmaktadır. İktidar, farkında olarak veya olmayarak, bu milletin ortak aklından, sağduyusundan, çok seslilikten, demokrasiden, toplumdan giderek uzaklaşmakta ve otoriterleşme eğilimine girmektedir.

İktidar sorumluluğu, toplumun her bir ferdinin ve kesiminin özgürlüğünün garantörü olmayı, yolsuzluk iddialarının üzerine açıklık ve kararlılıkla gitmeyi, hesap verebilir ve şeffaf olabilmeyi gerektirir. Bugün AK Parti yönetimi, kendini var eden değerleri inkar eder, yolsuzlukların üzerini örter, yolsuzluğun üzerine gidenleri itibarsızlaştırmaya çalışır bir hale doğru gitmektedir. Böyle bir ortamda artık bu çatı altında kalmanın bu yanlışlara ortak olmak anlamına geleceğini düşünmekteyim. Tüm bu sebeplerle AK Parti'den istifa ediyorum."

ALTI VEKİL İSTİFA ETMİŞTİ
AK Parti’de dershane tartışmalarının ardından Milletvekilleri İdris Bal ve Hakan Şükür görevinden ayrılmıştı.

İstanbul merkezli yolsuzluk ve rüşvet operasyonun ardından İdris Naim Şahin, Ertuğrul Günay, Erdal Kalkan, Haluk Özdalga partiden ayrılmıştı.

Operasyonda oğulları tutuklanan İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, bakanlık görevinden ayrılmıştı.

Soruşturmada oğlu gözaltına alınıp, daha sonra serbest bırakılan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ise NTV canlı yayınında istifa ettiğini açıklamıştı.

Bayraktar, "İmar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan'ın talimatıyla yapılmıştır. Kendisinin de istifa etmesi gerektiğine inanıyorum" şeklinde konuşmuştu.

Daha sonra yapılan açıklamada Erdoğan Bayraktar'ın görevinden alındığı duyurulmuştu.(NTV)