Cezaevi önünde gazetecilere konuşan Gülser Yıldırım, buruk bir sevinç yaşadığını belirterek, arkamda onlarca anne, binlerce siyasetçi ve seçilmiş insan bırakarak çıktığını, bunun sevinçle karşılanacak bir durum olmadığını belirtti.
Partililer ve akrabaları tarafından sevinç gözyaşları ile karşılanan BDP’li Mardin Milletvekili Gülseren Yıldırım, Demokrasi ve hukuk hepimize lazım olduğunu söyledi. Yıldırım, "Adalet hepimize lazım. Gün gelir böyle hukuk şu anda olduğu gibi birilerinin iktidarına da dönebilir. O zaman hukuk herkese lazım. Umarım uzatılan barış eli çözüm süreci doğru bir temelde yürür." dedi
"CEZAEVİNDE BİNLERCE MAĞDUR İNSAN VAR"
Cezaevinde bulanan arkadaşları ile kendisi arasında hiçbir fark olmadığını ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu: "Onlarda bu halk tarafından seçilen insanlardır. Bu halkın iradesidir. Tek suçları demokrasi istemektedir. Bir halkın halklı taleplerini dile getirmektir. Yüzlerce yıldır gasp edilen hakları kimlikleri talep etmektedir. Türkiye’nin demokratikleşmesini bir siyaset gütmek söz konusu Kürt olduğunda karşılığı budur. Maalesef şu an açık yürekle söylüyorum. Şu anda cezaevinde yüzlerce arkadaşım ölümle pençeleşiyorsa ve hala zindanlarda tutulmayı ve hala birileri onların orda kalmasını karar veriyorsa benimde burada çıkmaya yönelik bir sevinç yaşama hakkını vermiyor bana. Ben böyle bakıyorum."
Yıllarca seslerini bu noktaya duyurmaya çalıştıklarını kaydeden Yıldırım, "Maalesef sanki kulaklar tıkalıdır. Söz konusu Kürtler olunca doğruyu bile söylesen o sözü Kürtler getirince maalesef kulaklar tıkanıyor. Bizim en büyük mücadelemiz bütün Türkiye halklarının gerçekten kendi menfaatlerine yönelik bir siyasettir. Demokrasi hepimize lazım hukuk hepimize lazım. Adalet hepimize lazım. Gün gelir böyle hukuk şu anda olduğu gibi birilerinin iktidarına da dönebilir. O zaman hukuk herkese lazım. Umarım uzatılan barış eli çözüm süreci doğru bir temelde yürür." diye konuştu.
Yıldırım, "Arkadaşların bizden de önce çıkması gerekiyor. Benimle beraber bütün seçilmişlerin bütün siyaset yapanların arkadaşlarımızın da şu anda dışarıda olması gerekir. Bu bize bir lütuf değildir. Bu zaten gasp edilen bir hakkımızın geç de olsa bir telafisidir. Ve gerçekten geç kalınmış. Bu kadar mı saygıyı gösterilir. Bu olmaması gereken şeylerdir. Ama maalesef söz konusu Türkiye olduğunda ve talep edenler Kürtler olduğunda doğruyu dile getiren Kürtler olduğunda böyle bir muameleyle karşılaşabiliyoruz. Biz buna inanıyoruz. Türkiye’nin kurtuluşu kendi toplumsal yapısıyla barışık yaşamasıdır. Kusura bakmayın ben çok duygusalım. Arkamda o kadar arkadaş bıraktım ben onun burukluğunu da yaşıyorum. Ben o kadar heyecanlıyım ki. Ne söyleyeceğimi de gerçekten bilemiyorum ama yani biz artık yüzde 99 olan bir karara bile yüzde 1 ihtimal ile olmayabilir şeyi ile bakıyoruz. Çünkü söz konusu olan bizleriz. Bugün örneklerini hep yaşadık. Halen de yaşıyoruz ve bu süreç hep devam ediyor. Çıkmamızla bu sorun çözülmemiştir. Halen binlerce arkadaşımız var. Yüzlerce hasta tutuklu arkadaşımız var." şeklinde konuştu.
AHYAN'A DAVULLU KARŞILAMA
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği kararla tahliye edilen BDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Diyarbakır D Tipi Cezaevi çıkışında kalabalık bir grup tarafından karşılandı. BDP'li Ayhan'ı cezaevi kapısında annesi karşıladı. Annesine sarılar hasret gideren Ayhan, kendisini bekleyen kabalığı selamdı. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve BDP Milletvekili Nazmi Gür'ün de karşıladığı Ayhan'a büyük sevgi gösterisi yapıldı.
Ayhan, "Yıllardan beri demokratik Kürt siyasetine karşı gerçekleştirilen soykırım operasyonları sonucu ben ve benim gibi binlerce kişi içeride tutsak bulunmaktadır. Öncelikle kapalı kapıların ardında bıraktığımız yüzlerce arkadaşımızın selamlarını iletiyorum. Fiziken aranızda olmasalar bile, tüm yürekleriyle aranızda olduklarını bilmenizi ve bu duygularla mücadelenizi büyük bir inanç ve kararlılıkla destek dileklerini sizlere iletmemi istediler. Bu anlamıyla bizler, demokratik Kürt siyasetini yürütenler olarak, uzun bir süreden beridir siyasal mücadelemize yönelik teslim alma operasyonu sonucu zindanlarda tutulduk. Zindanlarda tutulmamızın temel nedeni Kürt sorununa yaklaşımdaki inkar, imha ve ret siyasetidir. Bugün gelinen aşamada her ne kadar sembolik olarak ben ve birkaç arkadaşımız serbest bırakılsa da halen zindanda binlerce arkadaşımız tutsak durumdadır. Arkadaşlarımız her ne sebeple olursa olsun, içerde tutulma sebepleri tamamen kendi kültürlerini, kimliklerini, varlıklarına sahip çıkma düşüncesinin dışında farklı bir amaçları yoktur. Zindanların kapısı açılmadığı, boşaltılmadığı sürece bizim tahliye olmamız, özgürlüğümüze kavuşmuş olmamızın hiçbir anlamı yoktur" dedi.
"Anayasa Mahkemesi'nin bizimle ilgili vermiş olduğu karar gecikmiş bir karardır" diyen Ayhan, "Tüm bu uygulamalar, günümüzde de tartışma konusu olan kimi odaklar tarafından demokratik Kürt hareketi başta olmak üzere, Türkiye'deki toplumsal muhalefete karşı, geliştirilen anti-demokratik ve faşizan uygulamalardan dolayı içeride kaldık. Bu uygulamalarda kaynaklı olarak, hukuk dışı yargılamalara tabi tutulduk ve bu yargılamalar neticesinde hakkımızda iddia edilen suçlamalarda temelsiz bir şekilde beklemektedir" dedi.
"KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE DİRENÇ ODAKLARI ENGEL OLUŞTURUYOR"
Ayhan, çözüm sürecine de değinerek, son dönemlerde yaşanan tartışmalarla bazı odakların çözüm sürecinin önünde engel oluşturduğunu dile getirdi. Türkiye'de Kürt sorunun demokratik ve barışçıl bir çözümü ve bu çözümü hizmet edebilecek, önünü açabilecek demokratik adımların atılması gerektiğini belirten Ayhan, "Özellikle son süreçte İmralı eksenli Abdullah Öcalan'ın öncülüğünde gerçekleştirilen barış ve çözüm sürecinin devlet tarafından ciddi bir şekilde ele alınıp, gereklilerinin acilen yerine getirilmesi gerekiyor. Türkiye'de son günlerde yaşanan tartışmalar gösteriyor ki, Kürt sonunun demokratik ve barışçıl çözümüne yönelik direnç odakları engel oluşturmaktadır.
Son günlerde tartışma konusu olan yargı ve emniyette ortaya çıkan bir paralel devlet olarak bilenen bir takım odakların geçmişten beri AK Parti hükümetinin yürüttüğü siyasal ittifaktan dolayı başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye'deki demokratik muhalefet üzerinde adete bir terör estirmişlerdir. Bizler bu estirilen terör neticesinde bugün mücadelemizi dört duvar arasında yürütmek durumunda kalmışız.
Tüm bu odakların, acilen ciddi somut adımlar atılarak tasfiye edilmesi gerekiyor. 4 yıl önce cezaevine nasıl girdiysem, halkımla beraber demokratik siyasal mücadeleyi verme noktasında hangi inanç ve kararlılık içerisindeysem şuan aynı inanç ve kararlılık içerisinde mücadelemi devam ettireceğim. Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorunun çözümü demokratik bir ortama kavuşması için elimden gelen çabayı sonuna kadar yerine getireceğim" şeklinde konuştu.
Ayhan, yaptığı konuşmasının ardından cezaevinde kendisini karşılayanlarla beraber konvoy halinde BDP Diyarbakır İl Başkanlığına hareket etti. (CİHAN / İHA)



