Başbakan Erdoğan, imam hatip liselerinin 100. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Burhan Felek Spor Salonu'nda düzenlenen "100 Yıllık Hikaye İmam Hatip" etkinliğine katıldı.

Öğrencilere seslenen Erdoğan, "Bizler, özellikle Müslümanlar olarak ubudiyet anlayışımızı gözden geçirmek zorundayız. Biz Allah'tan başka mabut tanımıyoruz, bunu bileceğiz. Faniler bize mabut olamaz" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: 

"Bileceğiz ki bu insan kul mudur, bunun da yanlışları vardır, hataları vardır. Cumhurbaşkanı'nın da hatası vardır, Tayyip Erdoğan'ın da hatası vardır, Meclis Başkanı'nın da hatası vardır. Bunları göreceğiz, bunları bileceğiz. Hiçbir insan layüsel değildir, sorgulanamaz değildir. Hepimiz de sorgulanabileceğimizi bilmemiz lazım. Onun için kendimizi gözden geçirmeye mecburuz. Hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekmeye mecburuz. Gençler; unutmayalım ki bir hesap günü var. Orada hep hesaba çekileceğiz ama o güne gelmeden burada kendimizi hesaba çekelim. Biz milletin emanetine göz dikenlere müsamaha göstermeyiz. Yetimin hakkına el uzatanlara hoşgörü göstermeyiz. Allah'a hamdolsun harama el uzatanlardan olmadık ama yetmez harama el uzatılmasına izin vermeyiz. Göz yummayız. Bunun karşısında sessiz kalmayız."

"İmam hatip mezunu olmaktan her zaman gurur duydum"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında Prof. Dr. Bekir Topaloğlu'nun bir anısını da şöyle aktardı:

"1955 yılında İstanbul İmam Hatip Okulu, Vefa'da, ahşap bir binada hizmet veriyordu. (Biz tabi orada okumadım ama İmam Hatib'e hazırlık kursuna gittim.) Bir gün matematik öğretmeni Rasim hoca, öğrencileri topluyor. Diyor ki öğrencilere, 'Çocuklar! Öğretmenler Kurulu olarak toplandık ve sizleri tebrik etmeye karar verdik. Gençler, şu okul bahçesinin dışından bahçeye sarkan meyve ağaçlarına günlerdir el sürmediniz. Bir tanesini bile koparmadınız. Yaklaşık 400 öğrenciden biriniz bile her gün altında oynadığınız halde, o ağaçtaki elmalara dokunmadınız. Sizi bunun için tebrik ediyoruz' diyor. İmam hatip öğrencisi işte budur. İmam Hatip nesli işte budur."

İmam Hatip okulunun bir öğrencisi, mezunu olmaktan her zaman gurur duyduğunu belirten Erdoğan, bu gururu ve şerefi son nefesine kadar onurla taşıyacağını vurguladı. 

Erdoğan, "Yetmez, 4 çocuğum da elhamdülillah imam hatipte okudular, oradan mezun oldular. İkisi Kartal, ikisi Kadıköy olmak üzere. Ben onlardan razıyım. Rabb'im de razı olsun inşallah" ifadelerini kullandı. 

"Evlatlıktan reddederim" 

Çocuklarına ilişkin CHP'den yapılan açıklamalara değinen Erdoğan, şöyle konuştu: 

"Son zamanlarda, evlatlarımla ilgili olarak anamuhalefetin yapmış olduğu çamur atma propagandaları... Şunu çok açık, net söylüyorum, benim evlatlarımdan bir tanesi yolsuzluğa, böyle bir yolsuzluğa karışsın bir saniye yanımda tutmam, evlatlıktan reddederim. Bu kadar açık konuşuyorum. Evlatlarımın sosyal faaliyetleri üzerinde kendileriyle alakası olmayan ama kalkıp mensubu oldukları vakıflarla ilgili yaptıkları çalışmadan rahatsız olan bu anamuhalefet lideri önce kendisi aynaya baksın aynaya. Bunların geçmişi karanlık. Affedersiniz, bunların genel müdürlük yaptıkları zamanlarda bu millet, bunların yolsuzluğu sebebiyle gidecek hastane bulamıyordu, ilacını alamıyordu. Şimdi gerçekler ortada. Eğitimde attığımız adımlar ortada. Yolsuzlukların olduğu bir ülkede, bu milletin evlatlarına siz kalkıp da Cumhuriyet tarihinde olan okul sayısı kadar neredeyse okul yapabilir miydiniz? Onların eline ücretsiz olarak bu kitapları verebilir miydiniz? 45 liracık burs verilirken şu anda 500 liranın üstünde bursu verebilir miydiniz? Şu anda üniversite öğrencilerinden kim müracaat ederse hepsi burs veya kredi alıyor, bunu verebilir miydiniz? Sağlıkta attığımız adımlar ortada. Artık hastanesi olmayan, hamdolsun ilimiz kalmadı. Şehir hastanelerine başladık. Hepsinden öte şu anda Türkiye'de üniversitesi olmayan ilimiz yok. Dönemimiz içinde 99 yeni üniversite yaptık bu ülkede."

Başbakan Erdoğan, etkinlikte 60'ı aşkın ülkeden Türkiye'ye gelen konukları gördüğünü belirterek, "Duygulandım, mutlu oldum ve artık imam hatip okulları ulusal değil uluslararası baza taşınıyor, bundan dolayı ayrıca mutluyum" dedi. Erdoğan, yabancı öğrencilere "Hoş geldiniz" diye seslendi. 

"İmam Hatip mezunlarının istismar edilmesine asla izin vermeyeceğiz" 

İmam hatip çizgisine, İmam hatip nesline "kara leke çalınmasına" asla izin vermeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, "İmam hatip mezunlarının da istismar edilmesine asla izin vermeyeceğiz. İmam hatip öğrencilerinin de böyle bir şuur içinde olduklarına gönülden inanıyorum. Biz büyüklerimizden emanet aldığımız misyon ve mirası, nasıl dikkatle taşıdıysak, bizden sonrakiler de bu misyon ve mirası inanıyorum ki büyük bir dikkat ve şuurla taşıyacaklar" diye konuştu. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin milli gelirini 230 milyar dolardan 800 milyar doların üzerine çıkardıklarını belirterek, şöyle devam etti:  "Yolsuzlukların olduğu bir iktidar bunu gerçekleştirebilir miydi? Bakınız IMF'e biz geldiğimiz zaman 23,5 milyar dolar borç vardı. 23,5 milyar dolar borcu biz sıfırladık. Artık borcumuz yok ve şimdi IMF'e biz '5 milyar dolar, istediğiniz zaman biz borç verebiliriz' diyoruz. Çünkü veren el, alan elden üstündür. Bitmedi, bakınız, Merkez Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı ama şu anda Merkez Bankamızın döviz rezervi 130 milyar doları yakaladı. Yolsuzlukların olduğu bir ülkede siz bunları yapabilir misiniz?"

Erdoğan, bu güzel buluşma vesilesiyle 100. kuruluş yıl dönümünde imam hatip okullarının temellerini atanları, yüzyıl boyunca görev yapmış ve aramızdan ayrılmış öğretmenlerini, yöneticilerini, hizmetlilerini, yemeyip yediren, giymeyip giydiren hayırseverleri rahmetle minnetle yad ettiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hiç merak etmeyin dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Bildiğiniz gibi biz beddualarla gelmedik, dualarla geldik. Yolumuza da böyle devam edeceğiz. 1951 yılında imam okullarını tekrar açan, milleti okullarıyla buluşturan, milletin adamı, demokrasi mücadelesinin abidevi şahsiyeti merhum Adnan Menderes'e, onun Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri'ye bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Başta Celalettin Ökten hocamız olmak üzere imam hatiplerin bugünlere ulaşmasında emeği geçen herkese, siyasetçisinden idarecesine, eğitimcisinden hayırseverine kadar tüm imam hatip gönüllülerine teşekkür ediyorum, rabbim onlardan razı olsun, mekanları cennet olsun. Fahri kainat efendimiz, alemlere rahmet olarak gönderilmiş Hz. Peygamberimiz buyuruyor ki, insanoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır. Yalnız üç kişinin amel defteri açık kalır ve sevap yazılmaya devam edilir. Sadaka-i cariye verenlerin, hayırlı evlat yetiştirenlerin, faydalı ilim bırakanların amel defterleri kapanmaz, öldükten sonra da sevap yazılır. Ben inanıyorum ki, imam hatip okulları için ter döken, bu okullar için emek sarf eden, bu okulların açık kalabilmesi mücadelesini verenlerin amel defterleri hiç kapanmadı ve kapanmayacak. İnanıyorum ki, imam hatip sıralarında okunan her Kur'an harfleriyle onların ruhları muazzez olacak. İnanıyorum ki, imam hatiplerden yetişen dürüst, ahlaklı, salih her bir evlat için onların kabirleri inşallah nurla dolacak."

"Kod numarası; 444"

Başbakan Erdoğan, 2011'deki düzenlemeyle kat sayı zülmüne  ve ayrımcılığına son veren, imam hatip okullarının kapısındaki kilidi söküp atan yol arkadaşlarını özellikle tebrik ettiğini ifade ederek, "Sizlere layık olabildiğimiz için mutluyum" dedi.

Üniversitelerde başörtüsü zulmünün son bulması için kararlı şekilde mücadele eden yol arkadaşlarını gönülden tebrik eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kamuda başörtülü çalışabilme özgürlüğünü tesis eden kadromuza yürekten şükranlarımı sunuyorum. Kur'an-ı Kerim ve siyer-i nebi derslerinin okullarda seçmeli ders olarak okutulmasını temin eden yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. 30 Mart 2012'de kod numarası olarak 444 diyorum, yani 4+4+4 düzenlemesini yasalaştırarak... İmam hatipler üzerindeki kara bulutları dağıtan, milletin evlatları üzerindeki baskı ve zulme son veren AK Parti Grubu'na, hükümetimize, TBMM'ye, sayın Cumhurbaşkanımıza da şükranlarımı ifade ediyorum. Şunu asla unutmayın; o alemlere rahmet olarak gönderilmiş bir peygamberdi, o yaradanın 'Habibim' diye seslendiği efendilerin efendisiydi. O hatem-ul enbiyaydı, o son peygamberdi, o miraçta peygamberlere namaz kıldıran imamdı, o insanlığın kılavuzuydu, rehberiydi, önderiydi. Onu ve ashabını aç bıraktılar, zulüm ettiler, işkencelerden geçirdiler, tahkir ettiler, dışladılar, toplumun dışına ittiler. Dayanamadı, o çok sevdiği, mükerrem sıfatlı Mekke'yi, evini, yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Sığındığı bir mağarada yol arkadaşı Hz. Ebubekir efendimiz, onun hüzünlendiğini görünce dudaklarından şu ilahi mesajlar döküldü; 'la tahzen innallahe meane-Korkma, çekinme, üzülme, hüzünlenme ye'se kapılma Allah bizimle beraberdir' dedi. İşte o emniyet şuuru, o sabır ve tahammül, o iki yolcuyu mağaradan sağ salim çıkardı. Halbuki düşmanlar mağaranın ağzındaydılar. Medine'ye vasıl oldular. O sabır ve tahammül, Medine'de bir medeniyeti inşa etti. O sabır ve tahammül Hz. Peygamber ve yol arkadaşlarına fethi mübini, Mekke'nin fethini, zaferi nasip etti. İşte imam hatiplerin, imam hatip mensuplarının da yolu budur."

Müslüman Müslüman’a tuzak kuramaz

"Kaderin üstünde mutlaka bir kader vardır" diyerek, direndiklerini, mücadele ettiklerini, hiçbir şey yapamadıkları zamanlarda seccadelerine sığındıklarını, ellerini göğe açıp dualarla yol arkadaşlığı yaptıklarını anlatan Erdoğan, kendilerinin sabırsızlardan, tahammülsüzlerden, bütün tahriklere rağmen eline silah alanlardan, şiddeti bir çözüm yolu olarak görenlerden olmadıklarını dile getirdi.

Erdoğan, "Yerin üstü, siyaset, meşru mücadele varken yerin altını tercih edenlerden, gizlenenlerden, sinsi bir virüs gibi bünyeyi işgal etmeye çalışanlardan olmadık. Milletimizle bağımızı, irtibatımızı hiçbir zaman koparmadık" ifadelerini kullandı.

Necip Fazıl Kısakürek'in "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya" dizesini okuyan Erdoğan, üstad Necip Fazıl'ın dillerinden hiç düşmeyen bu anlamlı dizesinden "garip" ya da "parya" kelimelerini değil, "öz yurt" ve "öz vatan" kelimelerini öne çıkartacaklarını, Necip Fazıl'ın da söylemeye çalıştığının bu olduğunu dile getirdi.

"Mücadelemiz, yeni ve büyük Türkiye mücadelesidir" 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Burası bizim öz yurdumuzdur, öz vatanımızdır. Biz, bu milletin fertleriyiz, bu milletin ta kendisiyiz. Bu toprakların, bu vatanın evladı, bu ecdadın, aziz şehitlerin torunlarıyız. 76 milyon hep birlikte bu ülkenin sahipleriyiz. Bu toprak bizim toprağımız, bu vatan bizim vatanımız, bu şanlı bayrak bizim bayrağımızdır. Biz kendi vatanında, toprağında, kendi milletine karşı şiddete tevessül edenlerden asla olmayız, bunu asla onaylamayız. Biz kendi öz yurdunda, öz vatanında siyaset yolları açıkken, yerin üzerinde güneşle yürümek varken, yerin altını, tedbiri, takiyyeyi, maskeleri, kisveleri tercih edenlerden olmadık ve olmayacağız. Şunu herkesin bilmesini istiyorum. Bizim mücadelemiz Hakk mücadelesidir, adalet, hukuk, milletin değerlerini yüceltme, milletin kutsallarını yaşatma mücadelesidir. Bizim mücadelemiz, yeni Türkiye, büyük Türkiye mücadelesidir. Haklı olduğumuz bir mücadelede şiddeti tercih edip, haksız konuma düşemeyiz, gayrimeşru yollara tevessül edip, haktan kopamayız. Millet için, Türkiye için yürüttüğümüz bir mücadelede şahsi hırsları, zümrevi hırsları, güç ve iktidar gözü dönmüşlüğünü öne çıkarıp, sırat-ı müstakimden sapamayız."

"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol"

Başbakan Erdoğan, kaderi yok sayıp hedefe giden bir yolu meşru kabul edemeyeceklerini, Allah'ın takdirini yok sayıp menzile ulaşmak için her yöntemi mübah göremeyeceklerini kaydetti.

Erdoğan, "Bize gelen emir son derece açıktır: 'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.' Ancak doğru olursan kazanırsın, dik durursan başarırsın, rüzgara göre eğilen, yön değiştiren, kalıba göre şekil alan, ilke tanımayan, çizgi tanımayan, ahlak ve edep tanımayan hiçbir mücadele zafer kazanamaz, başarı sağlanamaz, menzile ulaşamaz" diyerek, böyle bir mücadele geleneğinin içinden geldiklerini aktardı.

Hak, millet, yeni Türkiye, imam hatip okulları mücadelesini böyle meşru ve ilkeli bir zeminde verdiklerini ve vermekte olduklarını ifade eden Erdoğan, bu zeminden Allah'ın izniyle hiç ayrılmayacaklarını, milletten ve milletin öz değerlerinden asla uzaklaşmayacaklarını vurguladı.

"Müslüman, Müslüman'a tuzak kuramaz"

Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Endülüs'ün saraylarında bir hüküm dikkatinizi çeker. Gidenleriniz görmüştür. Allah'tan başka zafer sahibi yoktur. Onun için ben bugün buradan, bu kapalı spor salonundan, sizlerin huzurunuzda, sizlerle birlikte, canlı yayın yapan tüm televizyon kanallarından milletime ve dünyaya sesleniyorum. O da şudur, şunu unutmayınız: Hangi makamda olursak olalım, kibri, gururu yanımıza yaklaştırmadık ve yaklaştırmayacağız ve şunu unutmayacağız. Müslüman o kimsedir ki onun dilinden ve elinden tüm Müslümanlar emindir, salimdir. Müslüman Müslüman'a tuzak kuramaz. Bırakın Müslüman'ın Müslüman'a tuzak kurmasını başka insanlara da tuzak kuramaz."

"Bu çizgiden şaşmayacağız"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, nice hayırsever ve yürekli gönül dostlarının imam hatiplilere hizmet ettiğini belirterek, şöyle devam etti: 

"Allah onlardan razı olsun. Geceleri biz yurtta yatarken bakardık. İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Yusuf amcamız, Allah rahmet etsin, üstü açılan öğrencilerin üstünü örterdi. Bunların hizmetleri unutulamaz. Bir başkası nöbetçi olduğu akşam bir bakarsınız gelir üstünüzü örter. Bunlar unutulamaz. Onları rahmetle anıyoruz. Allah onlardan razı olsun. Bu milletin fertleri, inanın sizin için gece gündüz dua ettiler. Sizin için, millet için, ülke için karşılık beklemeden fedakarca mücadele ettiler. İktidar peşinde olmadılar. Para peşinde hiç olmadılar. Şöhret peşinde hiç olmadılar. 'Örgüt kuralım' demediler. 'Paralel devlet kuralım' demediler. 'Saadet zinciri oluşturalım' demediler. 'Hükümetler kurup, hükümetler yıkalım, istediğimizi düşürüp, istediğimizi yüceltelim' demediler. 'Uluslararası şebekelere maşalık yapalım' demediler. 'Sermaye yönetip, devlet içinde devlet olalım' demediler. 'Ananas cumhuriyeti kuralım' demediler. Onların bir tek derdi vardı. Milletin, ülkenin değerlerini, kutsalları öğreten, imanlı, inançlı gençler yetiştiren imam hatip okulları ayakta dursun istediler. Hiç bir zaman öne çıkma dertleri olmadı. İsimsiz birer kahraman olarak geldiler. Vazifelerini sessizce yaptılar, vakarla terki diyar ettiler. Gençler, bu çizgiden şaşmayacağız. Milletin fertleri, evlatları olduğumuzu unutmayacağız. Başkaları için çalışanlardan değil, milleti, ülkesi için, ilkeleri ve ideallari için mücadele edenlerden olacağız. 76 milyonu bir ve beraber göreceğiz. Komşunun derdini dert edecek, milletin derdiyle dertlenecek. Yeryüzündeki tüm mazlumların meselesini, meselemiz edineceğiz."

Erdoğan, öğrencilere seslendi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, etnik, dini, mezhepsel, fikirsel farklılıklara saygı duyacaklarını ve yaratılanı yaratandan dolayı seveceklerini vurguladı. 

Erdoğan, 100 yılın örnek bir neslin, onurlu mücadelesiyle geçtiğini, bu onurlu mücadeleyi kararlılıkla ve sorumlulukla sürdüreceklerini ifade ederek, öğrencilere şöyle seslendi:

"Bunu bir kez daha tekrar ediyorum. Her ne olursa olsun ümitsiz olmayacaksınız. Hüzünlenmeyecek, yeise kapılmayacaksınız. Başınızı öne eğmeyeceksiniz. İnanıyorsanız, muhakkak üstünsünüz. Bunu asla unutmayacaksınız. Hak bildiğiniz yolda hiç şaşmadan ve sapmadan yürüyecek, ilerleyeceksiniz. Unutmayın, her karanlık gecenin bir sabahı vardır. Her kışın baharı vardır. Karanlıktan aydınlığa çeviren, hüzünleri ferahlığa tahvil eden, bir yüce el, bir yüce kudret vardır. Yusuf'u kuyudan alıp, Mısır'a Sultan eden bir güç vardır. Musa'yı Firavun'un sarayında yetiştirerek, oraya hakim kılan bir güç vardır. Firavunları, zalimleri, hainleri zillete  mahkum eden, mazlumun ahına cevap veren, sabredeni mutlaka zafere ulaştıran bir irade vardır."   

Erdoğan, sözlerini Akif'in şiiriyle tamamladı

Bugünün aynı zamanda Mehmet Akif Ersoy günü olduğunu anımsatan Erdoğan, Ersoy'un "Allah'a dayan, sa'ye sarıl/Hükmüne ram ol, yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol" mısralarını okudu. 

Başbakan Erdoğan, öğrencilere, "Yeni ve büyük Türkiye'nin aydınlık suretleri" şeklinde hitap ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sizler Asım'ın neslisiniz. Akif, Asım'ın neslini nasıl tanımlıyor; 'Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem/Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem/Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım/ Boğamazsam da hiç olmazsa yanımdan kovarım/Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam/Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam/Doğduğumdan beridir aşığım istiklale/Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale/ Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum/ Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum/ Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim/Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim/ Adam aldırmada geç git diyemem, aldırırım, çiğnerim, çiğnenerim, hakkı tutar kaldırırım/ Zalimin hasmıyım ama severim mazlumu.' İşte Asımın nesli bu. Rabbim sizlerden razı olsun diyorum. Rabbim kardeşliğimizi, muhabbetimizi, birlik ve dirliğimizi daim kılsın diyorum. Geride kalan 100 yılın isimsiz kahramanlarını tekrar hayırla yad ediyor, vefat edenlere Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Sağolun, var olun, Allah'a emanet olun." (Ajanslar)