Anadolu Ajansı, dün saat 19.00’da abonelerine gönderdiği mesajda, “AA, Suriye'de cereyan eden olaylar konusunda çok önemli bir habere ulaşmıştır. Uluslararası kamuoyunu etkileyecek bu haberimizi ve görsellerini TSİ 21.00'de 6 dilde abonelerimize geçeceğimizi ilginize sunarız.” demek surütiyle büyük etki oluşturacak haberin duyurusunu önceden yaptı.
Saatler 21.00 gösterdiğinde AA Genel Müdürü Kemal Öztürk’ün imazasını taşıyan, "Suriye’de savaş suçu belgeleri" başlıklı haberde, "Anadolu Ajansı, Suriye'de Esed rejimi tarafından işlenen savaş suçlarını belgeleyen rapor ve fotoğraflara ulaştı." denilerek görenleri insanlığından utadıran fotoğtaflar eşliğinde Beşar Esad rejimi suçlu gösteren iddialar ortaya atıldı.
Suriye ordusunda 13 yıl askeri polis olarak görev yaptığı öne sürülen bir şahsın, ülkede yaşanan iç savaş boyunca, askeri hastanelere ölü olarak getirilen kişilerin fotoğraflarını çekmekle görevlendirildiği, hastaneye getirilen kişilerin tamamı gözaltındayken işkence, elle boğma ve aç bırakılarak öldürülen Suriyeli muhaliflerden oluştuğu iddialarının yer aldığı haberde, polis olan şahsın her gün, ölü olarak getirilen bu kişilerin yüz ve beden fotoğraflarını çekerek, numaralandırıp üstlerine teslim ettiği ileri sürüldü.
Cesetlerin yüz ve bedenleri üzerine elle yazılan şifreli notlarla beraber çekilen bu fotoğrafların, Suriye ordusu içinde sistematik olarak verilen öldürme emirlerinin yerine getirildiğine dair belge olarak kabul gördüğü AA haberinde, şu iddialara yer verildi: “Çalışma arkadaşlarıyla iki yılda 55 bin kare fotoğraf çeken askeri polis, sistematik işkenceyle öldürme politikasına dayanamayarak Suriyeli muhaliflerle gizlice irtibat kurdu. Askeri polis, iki yıl boyunca çekilen fotoğrafları düzenli olarak bir flaş belleğe kaydetti ve gizlice muhaliflere verdi.
Muhaliflerin girişimleri sonucunda, İngiltere'de savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen suçlar konusunda söz sahibi uluslararası hukukçular ile adli tıp ve adli fotoğraflar konusunda uzman kişilerden oluşan özel bir komisyon kuruldu. Komisyonda, Birleşmiş Milletler tarafından daha önce savaş suçu işlemiş eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç ve Sierra Leona için kurulan özel mahkemelerde görevlendirilmiş savcı ve avukatlar da yer aldı.
Fotoğrafların ve diğer görüntülerin gerçek olup olmadığı ve üzerlerinde oynama yapılıp yapılmadığı konuları İngiltere'de bir laboratuvarda incelendi. İncelenen materyallerin tümünün müdahale edilmeyen gerçek fotoğraflar olduğu tespit edildi.
Komisyon 55 bin fotoğraftan 26 binini inceledi. Fotoğraftaki kişilerin, sistematik işkenceye tabi tutulduğu, kurbanlara elleri ve ayakları bağlıyken işkence yapıldığı, tel, ip ve hatta araçlardaki "triger kayışı"na benzer cisimlerle boğulduğu inceleme sonunda tespit edildi. Dikkat çeken bir diğer önemli tespit de açlığın bir işkence yöntemi olarak kullanılması oldu. Komisyon, bu yöntemlerle öldürülen ve 55 bin kare fotoğrafı çekilen kişi sayısının yaklaşık 11 bin olduğu tahmininde bulundu.
Fotoğrafları çeken kişiyi, Suriye dışına kaçmasının ardından görgü tanığı olarak da dinleyen Komisyon üyeleri, konuyla ilgili diğer şahitlerin ifadelerine başvurdu. Komisyon, tüm bulguların, savaş suçu için kurulacak hukuk mahkemesince kabul edilebilir "açık deliller" olduğuna karar verdi.
Bu delillerin Esed rejimine karşı, "insanlığa karşı suç" ve "savaş suçları" için açılacak davalarda "güçlü deliller" olduğuna karar veren Komisyon, çalışmalarını bir rapor haline getirdi. Rapor tüm Komisyon üyeleri tarafından imzalandı."
Raporu Yazan Komisyonu Katar Kurdu
AA’nın servis ettiği fotoğraflar ve raporun ardından bir çok televizyon kanalı iddiaları son dakika gelişmesi olarak verirken, bazı kanalların normal yayınlarını keserek Özel Yayın yapmaya başladığı görüldü. Kısa süre sonra medyaya yeni bilgiler düştü. Esad rejimi tarafından işlendiği iddia edilen savaş suçlarına dair belgelerin kaynağı, "Sezar (Caesar)" kod adlı eski bir askeri polis olduğu öğrenildi. Ardından, Raporu hazırlayıp, Suriye’de belki de akan kanı durduracağına kesin gözüyle bakılan Cenevre-2 konferansına saatler kala yayınlayan Londra merkezli, "Carter-Ruck and Co." adlı hukuk bürosunun Katar’a çalıştığı medyaya yansıda.
Konuyla ilgili dikkat çeken bir başka husus ise, Raporu yayımlayan medya kuruluşlarından İngiliz Guardian gazetesinin, belgelerin, yarın gerçekleştirilecek Cenevre-2 barış konferansından önce ortaya çıkmasını dikkat çekici bulması oldu.
Sosyal Medyada Konuyla İlgili Yapılan Bazı Yorumlar
Özellikle görenleri şoke eden görüntüler, sosyal medyanın da gündemini değiştirdi. Burada yapılan yorumların bir çoğunun fotoğrafların ektisinde kalınarak yapıldığı gözlenirken, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Abdurahman Cens, şu mesajları paylaştı: “Emperyalizmin güdümündeki Batı basınının Cenevre-2 öncesi görüntüleri yayınlaması Batının SİYASİ ÇIKAR politikasına hizmet etmektedir.
- Mısır'daki darbeye Darbe demeyen ABD ve Batının, bu vahşet görüntülerini yayımlayıp insancıl görünmeleri timsah gözyaşlarıdır.
- Aynı Batı 2 yüzlülüğünden dolayı, şu an 8 Aydır Mısır'da ve 3 senedir Myanmar'da daha fecisi yaşanan vahşetlere sessiz kalmaktadır.
- Sadece Suriye'de değil, dünyanın neresinde olursa olsun çıkarları için ve İslama kinlerinden dolayı kan akıtanlara Yaşasın Cehennem.
- Suriye’de yaşanan mezalimin vebali çok ağırdır. İşin bu raddeye gelmesinde payı olan, sessiz kalan ve ihtilafı körükleyen herkes suç ortağıdır.
- Ebu Gureyb, Guantanamo, Bagram, Tora ve daha bilinmeyen pek çok vahşet merkezinde hep Müslümanlar inledi.
- Algıları yönetmekte yüzyıllık tecrübe sahibi emperyalist Batının, hissiyatı tahriki ile hiç kimse şiddet heyelanına kapılmamalıdır.
- Suriye'de yaşanan vahşetin sona ermesi için çözüm yine kan akıtmak değil! Çözüm mutlaka siyasi müzakere ile olmalıdır.
- Zalim Esed’in iktidarı bırakma eksenli siyasi müzakareler dışında 1 yol, Suriye'yi içinden daha da çıkılamaz hale getirecektir.
- Suriye'de taraflar üzerinde etkili olan ve taraf oldukları aşikar olan Türkiye ve İran’ın; Artık samimiyetle çıkar 1 yol arayışında olmaları gerekir.”
“Dış Politika ‘Kazanma’ Üzerine Kuruludur, İnsanlık Üzerine Değil”
Doğruhaber yazarı İkbal Atak’da konuya ilişkin çarpıcı mesajlar paylaştı. Mesajlarında Türkiye’nin Suriye politikasının yanlış olduğuna vurgu yapan Atak, şu mesajları paylaştı:
- Türkiye, dün de Suriye'de yanlış politika izledi, bugün de yanlış politika izliyor. Dış politika "kazanma" üzerine kuruludur, insanlık üzerine değil.
- Çöken Suriye politikasını "vahşet görüntüleriyle" onaramazsınız. Bu görüntülerin oluşmasında Esad kadar Suriye Dostlarının payı da vardır.
- Suriyede yaşanan cürümlere karşı müdahil olan herkes duygu sömürüsü yapmak yerine şapkasını önüne koyup düşünmeli; "Nerede hata yaptık" diye.
- Dün eline silah verip "ilk hedefiniz Şam, ileri" dediğiniz insanların yanan bedenleri üzerinden politika yapamazsınız. Siz de suçlusunuz!
- İşkence fotoları üzerinden Esad'a verip veriştirenler, Esad rejimini yeni mi keşfettiniz? Biraz da duygularınızla oynayanları keşfetseniz...
- Yanan, yıkılan, bombalanan enkazlardan; tarumar edilen, işkencelere, katliamlara uğrayanlardan turp gibi cesetler mi bekliyordunuz?
- "Dostlar" ayrışınca muhalifler de ayrıştı. Aylardır muhalifler-mücahidler Suriye'de birbirini boğazlıyor. Niye kimse bunları dile getirmiyor?
- Eskiden Suriye'nin stratejik konumu üzerinden hamleler yapılırdı; Şimdi ise cesetler üzerinden hamleler yapılıyor.
- Dün "Esad yapıyor" denilen suçları bugün muhalif gruplar birbirine karşı yapıyor. Amaç insanlıksa tepkiler niye farklı?
- Robert FORD, Suriye dosyası Prens Bender'den (dolayısıyla israil'den) alınacak dedi. CNN İnt. yıllardır biriktirdiği o fotoları servis etti.
- Foto servisi, Suriye'de çatışmaların bitmesini istemeyen Suudi-israil ekseninin işi. Cenevre öncesi olması daha anlamlı.
- israil-Suudi ekseni Suriye'de çatışmaların sürmesinden yana. Türkiye'de ise o fotolar son süreçte yaşanan ayak oyunları için malzemeye dönüştü.
- Tüm mesele şu: Suriye'de çatışmalar bitsin mi, sürsün mü? Vahşet görüntüleriyle kamuoyunu iğfal edenler çatışmaların sürmesinden yana. Ya siz?
- Suriye'de çatışmadan yana olanlar önce foto servisi ile iğfal ettiler, sonra da İran'ın Cenevre-2 görüşmelerine katılmasını engellediler.
- Tongaya düşmenin anlamı yok. Foto servisinin mahiyetini anlamak istiyorsanız, Cenevre-2 üzerinden girişilen ayak oyunlarına bakın.
- israil/Neocon/Suudi'den oluşan "Paralel Dünya Örgütü" Suriyede çatışmaların sürmesinden yana.Cenevre-2 öncesi yapılan manevraların özeti budur.” (Hürseda Haber)



