Batı Afrika ülkesi Fildişi Sahili kan ağlıyor. Yıllarca süren iç savaşla perişan olan bu güzel ülke, şimdi de Devlet Başkanı Gbagbo’nun seçimleri kaybetmesine rağmen iktidarı terk etmemesi yüzünden yeni bir iç savaşın eşiğinde.
On sekizinci yüzyılda İslâm’ı tanıyan ve büyük çoğunluğu Müslüman olan ülke, 1637 ila 1843 yılları arasında Fransız sömürgesi oldu. O tarihten itibaren misyonerler, kaşifler, tüccarlar ve sonra da askerler bütün ülkeyi işgal etti. Yerli halkı zorla çalıştıran, kelle vergisine bağlayan Fransızlar, ülkenin bütün kaynaklarını sömürdükleri gibi Fransız kültürünü de yaydılar. Bugün hâlâ resmî dil Fransızca.
Dünyanın en önemli kakao üreticilerinden olan Fildişi Sahili 1960 yılında bağımsızlığına kavuştu. Ancak Fransa’nın etkisi sürdü. Batı Afrika’nın en zengin ülkesi konumunda olan ülkeyi, bağımsızlığın lideri Houphouet Boigny 1980’li yıllara kadar demir yumrukla yönetti.
1990’lı yıllarda ise Fildişi Sahili’nin ekonomisi çöktü. Kuraklık, aşırı tüketim, dış borçların artışı ve suç oranlarının yükselişi ülkeyi kaosa sürükledi. 1993 yılında Boigny’nin ölümüyle yerine geçen Bedie, baskı rejiminin de varisi oldu. Muhalifi ve şimdiki seçimlerin asıl galiba Alassane Quattara’yı ezmek için elinden geleni yaptı.
1999 darbesinin ardından 2000 yılında yapılan seçimlerde ülkeyi on yıldır yöneten Laurent Gbagbo iktidara geldi. Ancak iç savaş ve kargaşa durmadı. Aslında eski Batı sömürgelerinin bir çoğu gibi, bu durum ülkede hâlâ birlik bulunduran Fransızların işine geliyordu. Aslında bu seçimi de kazanan Quattara idi; ancak yüksek mahkeme onun adaylığını geçersiz saydı. Bu durum iki taraf arasında büyük çatışmalara yol açtı.
2002 yılında silâhlı ayaklanma başladı. Fransızların müdahalesiyle isyancıların ilerlemesi durduruldu. Ancak her iki taraf da Fransızların karşı tarafa yardım ettiğini ileri sürdü. Aslında pek de haksız değillerdi. İlginçtir ki, müzmin muhalif Quattara Fransız Büyükelçiliğine sığınarak hayatını kurtardı.
Taraflar arasındaki anlaşma sonrası 2005’te yapılması gereken seçimler, iktidarın oyalamalarıyla bu yıla kadar gecikti. Geçen ayki seçimleri yüzde 54 ile Quattara’nın kazandığı açıklandı. Ancak Gbagbo’nun anayasa mahkemesine yaptığı itiraz sonucu isyancıların kontrolünde bulunan bölgelerde seçime hile karıştığı iddiasıyla, Gbagbo’nun yüzde 51 ile seçimleri kazandığı açıklandı. İki taraf da kendi devlet başkanlığını ilân etti ve törenle göreve başladı. Çatışmalar başladı. Şu ana kadar resmî rakamlara göre 173 kişi öldü. On beş bin kişi komşu Liberya’ya sığındı.
Batı Afrikalı liderler Birleşmiş Milletler’in seçimi kaybettiğini ilân ettiği Gbagbo’nun ülkeyi terk etmesini istiyorlar ve Afrika Birliği üyeliğini askıya aldılar. Onun ise böyle bir niyeti yok. Rakibini desteklediklerini iddia ettiği BM ve Fransız birliklerinin ülkeyi terk etmesini istiyor.
Size maalesef hüzünlü ve tipik bir sömürge Afrika’yı öyküsü anlattık bugün. Bu öykünün sevinen tarafları eski resmî şimdi gayrıresmi sömürgeciler ve silâh tüccarları. Üzülen ve kaybedenleri ise masum insanlar. Açlık ve korku içinde kaçışan binlerce kadın, erkek, genç, yaşlı ve çocuk. Umarız BM kısa zamanda bu masumları şemsiyesi altına alır. Ve umarız bu ülkenin hırslı liderleri ülke tamamen mahvolmadan aklını başına alır.
(Yeni Asya)